TÜRKİYE'NİN MEDİKAL HABER PORTALI

Dr. ERSİN ARSLAN’I RAHMETLE ANIYORUZ

Yazan: HABERmedical 18 Nisan 2012  
Kategori: HABERLER

Gaziantep’te dedesini ameliyatta kaybeden 17 yaşındaki M.G. dedesinin ameliyatına giren doktoru odasında göğsünden bıçakladı. Doktor, 8 saat süren ameliyat sonrasında kurtarılamazken; M.G. intikam için yaptığını söyledi.

Ameliyatta dedesini kaybeden M.G, dedesinin ameliyatına giren Kalp damar cerrahisi uzmanı Dr. Ersin Arslan’ı odasında göğsünden bıçakladı.

Çocuk Şube Müdürlüğü’nde gözaltına alınan M.G.’nin, 80 yaşlarındaki dedesinin 10 gün önce Dr. Ersin Arslan’ın da katıldığı bir ameliyattan sonra öldüğü için saldırıyı intikam amacıyla gerçekleştirdiğini söylediği iddia edildi. Ameliyata alınan Dr. Arslan’ın hayati tehlikesi devam ederken, saldırıyı duyarak ameliyathane önüne gelen yakınları ve bazı meslektaşları sinir krizi geçirdi, farklı hastanelerden çok sayıda doktor da kan vermek ve Dr. Arslan’ın yakınlarına destek için hastaneye geldi.

Göğsünden ve vucudunun değişik bölgelerinden aldığı bıçak darbeleriyle yaralanan Dr. Ersin Aslan, çalıştığı hastanede meslektaşları tarafından ameliyata alındı. Aşırı kan kaybettiği için yaklaşık 80 ünite kan verilen Aslan, 8 saat süren ameliyatta kurtarılamadı.

Gaziantep’te dedesini ameliyatta kaybeden 17 yaşındaki M.G. dedesinin ameliyatına giren doktoru odasında göğsünden bıçakladı. Doktor, 8 saat süren ameliyat sonrasında kurtarılamazken; M.G. intikam için yaptığını söyledi.
Ameliyatta dedesini kaybeden M.G, dedesinin ameliyatına giren Kalp damar cerrahisi uzmanı Dr. Ersin Arslan’ı odasında göğsünden bıçakladı.

Çocuk Şube Müdürlüğü’nde gözaltına alınan M.G.’nin, 80 yaşlarındaki dedesinin 10 gün önce Dr. Ersin Arslan’ın da katıldığı bir ameliyattan sonra öldüğü için saldırıyı intikam amacıyla gerçekleştirdiğini söylediği iddia edildi. Ameliyata alınan Dr. Arslan’ın hayati tehlikesi devam ederken, saldırıyı duyarak ameliyathane önüne gelen yakınları ve bazı meslektaşları sinir krizi geçirdi, farklı hastanelerden çok sayıda doktor da kan vermek ve Dr. Arslan’ın yakınlarına destek için hastaneye geldi.

Göğsünden ve vucudunun değişik bölgelerinden aldığı bıçak darbeleriyle yaralanan Dr. Ersin Aslan, çalıştığı hastanede meslektaşları tarafından ameliyata alındı. Aşırı kan kaybettiği için yaklaşık 80 ünite kan verilen Aslan, 8 saat süren ameliyatta kurtarılamadı.

6. ULUSLARARASI SAĞLIKTA KALİTE AKREDİTASYON VE HASTA GÜVENLİĞİ KONGRESİ

Yazan: HABERmedical 07 Ocak 2012  
Kategori: Genel Haberler, HABERLER

Ülkemizde altıncı defa düzenlenecek olan 6. Uluslararası Sağlıkta Kalite Akreditasyon ve Hasta Güvenliği Kongresi, Amerika Oklahoma Üniversitesi Kalite Enstitüsü ve Sağlık Akademisyenleri Derneği (SAD) katkılarıyla, 18-21 Nisan 2012 tarihlerinde Antalya Belek Letoonia Golf Resorts Hotel de düzenlenecek…
Kongre nin birinci başkanlığını Oklahoma Üniversitesi ve Amerika Sağlık Hizmetleri Kalite Enstitüsü Dekanı Prof.Dr. A.F. Al Assaf, eş başkanlığını Sağlık Akademisyenleri Derneği Başkanı Prof.Dr. Seval AKGÜN yapacak.
Kongre “Sağlık Hizmetlerinde Teknolojik Yenilikler ve Sağlıkta İnnovasyon” ana temasıyla, katılımcılara daha güvenli, etkin ve etkili sağlık hizmetleri sunabilmek için gerekli deneyim ve uygulamalarını tartışma olanağı sağlayacak.

Ülkemizde altıncı defa düzenlenecek olan 6. Uluslararası Sağlıkta Kalite Akreditasyon ve Hasta Güvenliği Kongresi, Amerika Oklahoma Üniversitesi Kalite Enstitüsü ve Sağlık Akademisyenleri Derneği (SAD) katkılarıyla, 18-21 Nisan 2012 tarihlerinde Antalya Belek Letoonia Golf Resorts Hotel de düzenlenecek… Kongre nin birinci başkanlığını Oklahoma Üniversitesi ve Amerika Sağlık Hizmetleri Kalite Enstitüsü Dekanı Prof.Dr. A.F. Al Assaf, eş başkanlığını Sağlık Akademisyenleri Derneği Başkanı Prof.Dr. Seval AKGÜN yapacak.
Kongre “Sağlık Hizmetlerinde Teknolojik Yenilikler ve Sağlıkta İnnovasyon” ana temasıyla, katılımcılara daha güvenli, etkin ve etkili sağlık hizmetleri sunabilmek için gerekli deneyim ve uygulamalarını tartışma olanağı sağlayacak.

İLK YARDIMA İLK ADIM PROGRAMI’NA 4.ÖDÜL

Yazan: HABERmedical 28 Aralık 2011  
Kategori: Farmakoloji Haberleri, HABERLER

ilkyardimAstraZeneca Türkiye, Milli Eğitim Bakanlığı ve TOÇEV işbirliğiyle yürütülen İlk Yardıma İlk Adım Programı Avrupa Mükemmellik Ödülleri’nin “Ulusal Kampanyalar” kategorisinde üçüncülüğe layık görüldü…

Projeleri, uluslararası ölçekte mesleki başarı kriterlerine göre değerlendiren Avrupa Mükemmellik Ödülleri, Amsterdam’da düzenlenen törenle açıklandı. Avrupa’nın farklı ülkelerindeki iletişim uzmanları arasından seçilen jüri üyeleri projeleri, yaratıcılık, yenilikçilik, fayda-maliyet ilişkisi ve strateji kriterleri üzerinden değerlendiriliyor.

AstraZeneca Türkiye, Avrupa’da bir yıl içinde farklı sektör, bölge ve kategorilerde uygulanan ve iletişim alanında ses getirmiş çalışmaların almaya hak kazandığı bu prestijli ödüle layık görüldü. İlk Yardıma İlk Adım programı ile ödüle layık görülen AstraZeneca Türkiye, “Ulusal Kampanyalar” kategorisinde 3′üncü oldu.

Adım adım “İlk Yardıma İlk Adım”

5 yıldır aralıksız devam eden İlk Yardıma İlk Adım programı bu güne kadar 220 ye yakın Yatılı İlköğretim Bölge Okulu’na (YİBO) ulaşarak, 40.000′in üzerinde öğrenciye “hayat kurtaran eğitim” verdi. İlk Yardıma İlk Adım son olarak Ekim, Kasım ve Aralık aylarında Ankara, Çankırı ve Kastamonu illerindeki YİBO’lara ulaştı.

Ulusal ve uluslararası alanda ödüller aldı

Türkiye’deki tüm YİBO’ları hedefleyen İlk Yardıma İlk Adım, 2010 yılında PR alanında en saygın yayınlardan biri olan PR News Onur ödülünü aldı. Program, yine 2010 yılında, uluslararası alanda Golden Peacock ödüllerinin de ‘genel birincisi’ seçildi. Son olarak Eczacı Dergisi tarafından düzenlenen Altın Havan 2011 Ödülü’ne layık görülen AstraZeneca Türkiye, Avrupa Mükemmellik Ödülü’nü de alarak bu alandaki başarısını hem ulusal alanda hem de uluslararası alanda bir kez daha taçlandırmış oldu.

ÖDÜL YİNE TÜRKİYE’NİN

Yazan: HABERmedical 24 Kasım 2011  
Kategori: Farmakoloji Haberleri, HABERLER

AZ_MujganAtes2011 Attilio Lazzarini Ödülleri sahiplerini buldu. Geçen yıl “Bölgesel Medikal Yönetici Etkinlik Ölçüm” projesi ile ödüle layık görülen AstraZeneca Türkiye Medikal Ekibi, bu sene klinik araştırmalar alanında geliştirdiği “Hasta Alımı Konusunda Mükemmellik” adlı yenilikçi çalışma sistemiyle Attilio Lazzarini Ödülü’ne layık görüldü…

AstraZeneca’nın bugünkü kuvvetli ve istikrarlı Ar-Ge yetkinliğine ulaşmasına liderlik eden Klinik Araştırmalardan Sorumlu Geçmiş Başkan Yardımcılarından Attilio Lazzarini’nin anısına organize edilen medikal içerikli Attilio Lazzarini Ödülleri sahiplerini buldu.

Geçen yıl olduğu gibi 2011 yılında da Attilio Lazzarini Ödülü’ne AstraZeneca Türkiye Medikal Ekibi, layık görüldü. AstraZeneca Türkiye Medikal Ekibi, klinik araştırma çalışmalarında geliştirdiği “Hasta Alımı Konusunda Mükemmellik” projesi ile ödül almaya hak kazandı.

AstraZeneca Türkiye Medikal ve Ruhsatlandırma Direktörü Dr. Müjgan Ateş, 2011 yılı Attilio Lazzarini Ödülü’nün Türkiye’ye ardı ardına ikinci kez geldiğine dikkat çekti. AstraZeneca Türkiye Medikal Ekibi’nin geliştirdiği programların Avrupa’da çeşitli organizasyonlar tarafından uygulanmaya başladığını da belirten Dr. Ateş, AstraZeneca Türkiye’deki Medikal Ekibin yaratıcılık ve etkin kaynak kullanımı konuda Avrupa’daki meslektaşlarına bu çapta örnek teşkil etmesinden duyduğu memnuniyeti de söylerine ekledi.

İLK YARDIMA İLK ADIM’A ‘ALTIN HAVAN’

Yazan: HABERmedical 21 Kasım 2011  
Kategori: Farmakoloji Haberleri, HABERLER

Altin HavanEczacı Dergisi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Altın Havan Ödülleri 2011, törenle sahiplerine verildi. İlk Yardıma İlk Adım Programı ile “Sanayi Eğitim” kategorisinde Altın Havan’a layık görülen AstraZeneca Türkiye adına ödülü, AstraZeneca Türkiye Genel Müdürü Hervé Dussart aldı…

İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanlığı binasında gerçekleşen ödül törenine, Türk Eczacılar Birliği Başkanı Erdoğan Çolak’ın yanı sıra üniversitelerin ilgili dekanları ve çok sayıda davetli katıldı. Törende konuşan Eczacı Dergisi İmtiyaz Sahibi Çetin Öztürk, ödüllerin titizlikle değerlendirildiğini ifade ederek, Altın Havan’ın her geçen yıl daha görkemli bir hale geldiğinin altını çizdi. Sunuculuğunu Mesut Yar’ın yaptığı Altın Havan 2011 ödül töreninde, “Sanayi Eğitim” kategorisinde ödüle layık görülen AstraZeneca Türkiye adına ödülü AstraZeneca Türkiye Genel Müdürü Hervé Dussart aldı. Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevim Rollas’ın elinden ‘Altın Havan’ı alan AstraZeneca Türkiye Genel Müdürü Hervé Dussart, İlk Yardıma İlk Adım Programı’nı Milli Eğitim Bakanlığı ve TOÇEV ile birlikte yürüttüklerini belirterek emeği geçen herkese teşekkür etti.

“İlk Yardıma İlk Adım”

Uluslararası alanda da takdir gören İlk Yardıma İlk Adım Programı, 2010 yılında PR alanında en saygın yayınlardan biri olan PR News Onur ödülünü aldı. Program, yine 2010 yılında, uluslararası alanda Golden Peacock ödüllerinin de ‘genel birincisi’ seçildi. AstraZeneca Türkiye, son olarak Altın Havan 2011 ödülüne layık görülerek bu alandaki başarısını bir kez daha taçlandırmış oldu.

AstraZeneca, Milli Eğitim Bakanlığı ve TOÇEV işbirliğiyle yürütülen ve alanındaki en uzun soluklu proje olan “İlk Yardıma İlk Adım”, 5’inci yılında toplam 40.000’in üzerinde öğrenciye “hayat kurtaran eğitim” verdi. 2007 yılından bu yana büyük bir başarı ile sürdürülen ve döneminin en uzun soluklu sosyal sorumluluk projesi olan “İlk Yardıma İlk Adım”, 5’inci yılında toplam 79 ilde, 212 Yatılı İlköğretim Bölge Okulu’na (YİBO) ve 40.000’in üzerinde öğrenciye ulaştı.

TÜRKİYE’DE ÇALIŞMA SAATLERİ ESNİYOR

Yazan: HABERmedical 10 Kasım 2011  
Kategori: Farmakoloji Haberleri, HABERLER

Feyza AysanÖzellikle büyük şehirlerde değişen yaşam koşulları, trafik ve her ikisi de çalışan ebeveynler gibi faktörleri göz önüne alan şirketler, çalışanlarına Esnek Çalışma Saatleri sunmaya başladı…

Türkiye’de çalışanların kendi yan haklarını seçmelerine fırsat tanıyan “Esnek Yan Haklar Programı” uygulayan şirketlerin sayısı her geçen gün artıyor. Bu programları belli bir süredir uygulayan şirketler, değişen ihtiyaçlara ve çalışanların beklentilerine göre, bu hakları yeniden yapılandırıyor. Örnekleri henüz ülkemizde az olmakla beraber, bazı şirketler çalışanlarına bir de çalışma saatlerini kendilerinin belirleyebilecekleri Esnek Çalışma Saatleri uygulaması sunuyor. Türkiye’de Esnek Yan Haklar Programını ilk uygulayan ilaç şirketi olan AstraZeneca Türkiye, şimdi de merkez ofisi çalışanlarına Esnek Çalışma Saatleri sunuyor.

Şirketler için insan kaynakları yönetiminde stratejik önemi giderek artan Esnek Yan Haklar programlarını çalışanlarına sunan şirketlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Bu programları belli bir süredir uygulayan şirketler, değişen ihtiyaçlara ve çalışanlardan gelen taleplere göre bu hakları yeniden şekillendiriyor. Ancak, özellikle büyük şehirlerde değişen yaşam koşulları, trafik ve her ikisi de çalışan ebeveynler gibi faktörleri göz önüne alan şirketler, çalışanlarına Esnek Çalışma Saatleri sunmaya başladı. Türkiye’de henüz çok yeni olan bu uygulama ile AstraZeneca merkez ofisi çalışanları ayda kendi tercih edecekleri iki gün evden çalışabilecek ve haftada 40 saati doldurmak kaydıyla işe geliş-gidiş saatlerini kendileri ayarlayabilecek. Ayrıca yaz ayları boyunca tüm çalışanlar Cuma günleri saat 15:00′te paydos edebilecek.

Motivasyonu olumlu etkiliyor

Esnek Çalışma Saatleri uygulaması hakkında bilgi veren AstraZeneca Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Feyza Aysan, “AstraZeneca olarak Esnek Yan Haklar uygulamasını Türkiye’de başlatan lider ilaç şirketiyiz. Esnek Çalışma Saatleri ise 2011 yılında başlatılan yeni bir uygulamadır. Her iki uygulamanın da çalışanlar üzerinde motivasyon anlamında oldukça pozitif etkileri olduğunu gözlemliyoruz. Uygulama kapsamında AstraZeneca Türkiye merkez ofis çalışanları, 10:00 – 16:00 saatleri arasında ofiste olmak ve haftada toplam 40 saati doldurmak kaydıyla işe geliş gidiş saatlerini kendileri belirleyebilmektedir” dedi. Yaz mevsimi boyunca yine tüm çalışanlar cuma günleri saat 15:00′ten sonra hafta sonu tatiline başladıklarını da belirten Aysan “Esnek Çalışma Saatleri’nde bir başka uygulama ise ‘evden çalışma’. Bu uygulamaya göre AstraZeneca Türkiye merkez ofis çalışanları, ayda iki gün, iş yerine gelmeden evden çalışabiliyorlar” diye konuştu.

Çalışanların taleplerine göre yeniden şekillenen Esnek Yan Haklar

Esnek Yan Haklar Programı’nın ikinci yılı hakkında da bilgi veren AstraZeneca Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Feyza Aysan, çalışanların en çok tercih ettiği esnek yan hakkın “bireysel emeklilik planı için ek şirket katkı payı” olduğunu söyledi. Esnek Yan Haklar Programı’nın, gerek şirket, gerekse çalışan açısından en ideali yakalamak üzerine kurulu olduğunu ifade eden Aysan, “Çalışanlardan oluşan bir komite kurduk. İlk yılın bilgilerini ve çalışanlardan gelen geri dönüşleri değerlendiren bu komitenin bize sunduğu rapora göre Esnek Yan Haklar Programı’nı yeniden şekillendirdik. Tatil çekleri, tatil yeri indirimleri ve yakıt yardımında akıllı anahtarlık opsiyonu gibi yeni tercih seçenekleri ekledik. ” dedi.

Çalışanlar en çok neyi tercih ediyor?

Esnek Yan Hakların ikinci yılında çalışanların programı kullanış biçimlerini rakamsal açıdan değerlendiren Aysan, “2011 yılında Esnek Yan Haklardan yararlanan çalışan sayısı, 2010 yılına oranla yaklaşık %10 oranında arttı. Esnek Yan Haklar kapsamında 2011 yılı listesinde AstraZeneca Türkiye çalışanların en çok tercihi; Yılbaşı Çeki, Giyim Yardımı ve Yemek Yardımı oldu. AstraZeneca Türkiye çalışanlarının Esnek Yan Haklar kapsamında satın alma listesinde ilk üç sırayı ise; Bireysel Emeklilik, Benzin Kartı ve Alışveriş Çekleri aldı” şeklinde konuştu.

Avrupa’da uzun yıllardır uygulanıyor

Esnek yan haklar ve esnek çalışma saatlerini uzun yıllardır uygulayan gelişmiş ülkelerde özel sektörün yaklaşık %30′nun, kamu sektörünün ise yaklaşık % 50′nin bu yöntemi tercih ettiği biliniyor. Esnek çalışma saatleri modeli; çalışanın, çalışma zamanını ve süresini, işletme yönetiminin öngörüsü ile birlikte dilediği şekilde belirleme olanağını bulduğu bir çalışma düzenidir.

PENSA İLAÇ YENİ ÜRÜN NAKSEN’İN TÜRKİYE EĞİTİM TOPLANTISINI RİVA LEGEND OTEL’DE YAPTI

Yazan: HABERmedical 28 Eylül 2011  
Kategori: Farmakoloji Haberleri, HABERLER

pensa-ilacKısa süre önce BİZMOPEN’in Türkiye Eğitim Toplantısını gerçekleştiren Pensa İlaç bu kez de NAKSEN isimli hipertansiyon ve kronik kalp yetmezliği tedavisinde kullanılan ilacının Türkiye lansman toplantısını yaptı…

İstanbul’un cennet köşelerinden Riva’da geniş katılımla gerçekleştirilen Türkiye lansman ve eğitim toplantısında, Prof. Dr. Acar Baltaş’da bir konferans verdi.
Konferansta “Kişisel Potansiyelin Kurumsal Performansa Dönüşü” şifrelerini Pensa İlaç mensuplarıyla paylaşan Prof. Dr. Acar Baltaş; Pensa İlaç ekibiyle Baltaş – Eksen Danışmanlık tarafından verilen seri eğitimlere devam edileceğini belirtti.

Pensa İlaç Ülke Müdürü Dr. Emin.B. Paçacı, Medikal Direktör Dr. Tuanna Ünay ve Satış Müdürü Gökhan Tukacı 2 gün süren başarılı lansman ve eğitim toplantısı sonrasında tüm katılan Pensa İlaç çalışanlarını bölgelerine uğurladılar.

PENSAİLAÇ, 2011 EĞİTİM-MOTİVASYON TOPLANTISINI GERÇEKLEŞTİRDİ

Yazan: HABERmedical 18 Ağustos 2011  
Kategori: Farmakoloji Haberleri, HABERLER

PensaIlac2011 Türkiye Toplantısını bir hafta süreyle Kumburgaz Artemis Hotel’de gerçekleştiren Pensa İlaç, BİZMOPEN isimli yeni ürününün de kurum içi Türkiye lansmanını yaptı…
Pensa İlaç, 2011 Türkiye toplantısında Kurumsal IK Yönetimi ve Eğitim Danışmanlık Şirketi Baltaş-Eksen’de eğitim seminerlerini gerçekleştirdi.
Pembe-Beyaz ambalajıyla beğeni toplayan ve 80 yılı aşkın süredir Amerika’da kullanılan bir bizmut bileşiği olan, bizmut bileşikleri arasında antidiyaretik olarak kullanılan antibakteriyel, antisekretuar ve antienflamatuar etkileriyle öne çıkan BİZMOPEN’i Pensa İlaç Medikal Direktör Dr. Tuanna Ünay tanıttı. Tam günlük BİZMOPEN kurum içi Lansman ve Eğitim Toplantısında Satış Müdürü Gökhan Tukacı ve takım arkadaşları da interaktif katkı sağladılar.

2011 Türkiye Toplantısını bir hafta süreyle Kumburgaz Artemis Hotel’de gerçekleştiren Pensa İlaç, BİZMOPEN isimli yeni ürününün de kurum içi Türkiye lansmanını yaptı…
Pensa İlaç, 2011 Türkiye toplantısında Kurumsal IK Yönetimi ve Eğitim Danışmanlık Şirketi Baltaş-Eksen’de eğitim seminerlerini gerçekleştirdi.
Pembe-Beyaz ambalajıyla beğeni toplayan ve 80 yılı aşkın süredir Amerika’da kullanılan bir bizmut bileşiği olan, bizmut bileşikleri arasında antidiyaretik olarak kullanılan antibakteriyel, antisekretuar ve antienflamatuar etkileriyle öne çıkan BİZMOPEN’i Pensa İlaç Medikal Direktör Dr. Tuanna Ünay tanıttı. Tam günlük BİZMOPEN kurum içi Lansman ve Eğitim Toplantısında Satış Müdürü Gökhan Tukacı ve takım arkadaşları da interaktif katkı sağladılar.

MEOMORIAL DİYARBAKIR AÇILIYOR

Yazan: HABERmedical 10 Ağustos 2011  
Kategori: HABERLER, Sağlık Grupları Haberleri

MemorialMemorial Sağlık Grubu; Şişli, Ataşehir ve Antalya’dan sonra, Memorial Diyarbakır Hastanesi ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin incisi Diyarbakır’da…

Memorial Sağlık Grubu Genel Müdürü Uğur Genç, Eylül ayında hizmete girecek olan Memorial Diyarbakır Hastanesi hakkında bilgi verdi.

Sağlıkta mükemmellik anlayışı…

Türk sağlık sektörüne kalite ve mükemmellik anlayışı getiren grubumuz, Memorial Diyarbakır Hastanesi’ni bölge hastanesi olarak konumlandırdı. Diyarbakır Hastanemiz, üstün teknoloji ve donanım, uluslararası saygın ve güçlü akademik kadro, mükemmel ve etkin hasta bakımı ile bölgenin ihtiyacı olan sağlık hizmetini karşılıyor olacak. Memorial Diyarbakır Hastanesi ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni A sınıfı hastaneye kavuşturuyoruz.

İleri teknoloji ve kaliteli sağlık hizmeti…

Memorial Diyarbakır Hastanesi; 14 bin metrekarelik alan üzerine kurulu, toplam 135 yatak kapasitesi, modern mimarisi, ileri teknoloji ile donatılmış 6 ameliyathanesi ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kaliteli sağlık hizmetinin adresi olacak.

Memorial’in İstanbul ve Antalya’daki hastanelerinde kullandığımız en son tıp teknolojisi ile donatılan hastanemiz, ileri teknolojiye sahip tetkik ve tedavi üniteleri, dünya standartlarındaki MR, BT odaları ve Anjiyo Servisi ile Diyarbakır’da fark yaratacak.

Memorial’ın tüm hastanelerinde bulunan PACS sistemi Memorial Diyarbakır’da da bulunuyor. PACS (filmsiz hastane özelliği) sayesinde görüntüleme ve laboratuvar sonuçları, lokasyonlar arası paylaşılarak tıbbi sinerji yaratılacak. Artık bölge halkının ileri teşhis ve tedavi yöntemleri için, İstanbul ve diğer şehirlere gitmesine gerek kalmadı.

Hizmet kalitesinde referans merkezi

Memorial kalitesi, SGK anlaşmaları kapsamında tüm branşlarda hastalara ulaşacak. Özellikle kanser hastaları SGK kapsamında kemoterapi ve radyoterapi hizmetlerinden yararlanabilecek. Bir çok branşta Türkiye’de referans merkezi olarak gösterilen Memorial, Diyarbakır’da da Onkoloji Bölümü ile referans merkezi olacak.

Merkezi noktada hizmet

Memorial Diyarbakır Hastanesi Diyarbakır’ın gelişen yüzü olan Diclekent’te buluyor. Havaalanına yakınlığı ve bulunduğu konum itibariyle hastanemiz Diyarbakır’ın en kolay ulaşılabilir merkezi noktasında yer alan hastanemiz; Batman, Mardin, Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya, Elazığ, Bingöl, Muş, Bitlis gibi yakın illeri de, Memorial kalitesinde sağlık hizmetine kavuşturacak.

CERRAHİDE İLERİ TEKNOLOJİNİN ADI: “DA VINCI ROBOTİK CERRAHİ”

Yazan: HABERmedical 10 Ağustos 2011  
Kategori: HABERLER, Sağlık Grupları Haberleri

DaVinciEn az kesi ile kanser cerrahisinin tüm prensiplerine uyularak yapılan, normal dokulara da mininum düzeyde zarar veren yöntem olan “Da Vinci Robotik Cerrahi”, dokuları gerçek boyutlarının 20 katı büyütüp üç boyutlu bir görüntüleme altında ameliyat olanağı sağlamaktadır.

Da Vinci tekniği sayesinde, kanser kontrolü ile ilgili en iyi sonuçlar elde edilirken, ameliyata bağlı gelişebilecek istenmeyen durumlar da en aza indirilmiş olur.

Ürolojik kanserler, tüm kanser türleri içinde önemli bir yer tutar. Cilt kanserleri ayrı tutularak değerlendirildiğinde, iç organ kanserleri arasında en sık görülen tür, “prostat kanseri”dir. Prostat kanseri dışında, sigara içmeye bağlı olarak gelişen en önemli kanser türü “mesane tümörleri”dir. Gelişen tıp teknolojileri sayesinde böbrek kanserleri daha sık teşhis edilmekte ve herhangi bir yayılım göstermeden küçük boyutlarda yakalanarak tedavi edilebilmektedir. Kanser tedavisinde, ameliyatların hastalar tarafından kabul edilmesi güç fonksiyon kayıplarına neden olması veya ameliyat sonrası sakat kalma ve ölüm oranlarının yüksek olması nedenleriyle önceleri cerrahi dışı yöntemlere bir yönelme olmuştur. Son yıllarda anatominin daha iyi anlaşılmasının yanı sıra, hastaya daha az ağrı veren, ameliyata bağlı gelişebilecek istenmeyen durumları azaltan, ameliyat sonrası iyileşme süresini kısaltan, hastayı günlük yaşamına daha hızlı döndüren cerrahi teknikler geliştirilmiştir. Ayrıca anestezi ve yoğun bakım imkanlarındaki baş döndürücü gelişmeler sayesinde ürolojik kanser tedavilerinde cerrahi tedavinin yeri giderek pekişmiştir.

Cerrahide, teknolojinin ulaştığı son nokta olarak kabul edilen, hastaya ameliyat sırasında ve sonrasında da konfor sağlayan “da Vinci Robotik Cerrahi”, ürolojik kanserlerde en çok kullanılan yöntemdir. da Vinci yöntemi ile hastalar kısa sürede sosyal hayata adapte olabilmekte, açık cerrahinin dezavantajları en aza indirilmektedir.

Prostat kanserinde cinsel fonksiyon kaybı riski azalıyor

Tüm dünyada robot teknolojisinin en yaygın kullanıldığı kanser türü prostat kanseridir. PSA testi adı verilen kan testinin sıklıkla yapılması ve tanı yöntemi olan prostat biyopsi teknikerinin gelişmesi sonucu, daha fazla sayıda prostat tanısı konulmakta ve tümörler de tedavi edilebilir dönemde yakalanmaktadır. Prostat kanseri tanısındaki önemli bir değişim de; hastalığın belirlenme yaşının, cinsel fonksiyonlarını kaybetmek istemeyen daha genç yaşlara taşınmasıdır. Bütün bunların sonucu olarak hastalar hem mükemmel tümör kontrolüne hem de ameliyata bağlı olarak gelişebilecek idrar tutamama ve cinsel fonksiyon kayıplarını en aza indiren tedavi arayışına yönelmektedir. Robotik cerrahi, hastaların bu arayışına cevap veren cerrahi yöntemdir. Tüm dünyada hızla yaygınlaşan robotik cerrahi ile prostat kanser ameliyatlarında kanser kontrolü, en az açık cerrahi ile sağlanan kadar olmakta, ameliyata bağlı kan kaybı ve kan nakli ihtiyacı pratik olarak bulunmamaktadır. Ayrıca, cinsel fonksiyonları kontrol eden sinir yapıları ve idrar tutma görevini yerine getiren kas yapıları çok daha iyi korunabildiği için; ameliyat sonrası gelişebilecek idrar tutamama, cinsel fonksiyon kaybı gibi istenmeyen durumlar daha az görülmekte, hastalar iş ve sosyal hayatlarına daha kısa sürede dönebilmektedir.

Böbrek tümörü ameliyatları birkaç delikten yapılabiliyor

Gelişen ve yaygılaşan teknolojilerin kullanımı ile böbrek tümörlerinin teşhisi erken safhada ve çok küçük boyutta iken konulabilmektedir. Böbrek tümörleri 4 cm’den küçükse, sadece tümörlü dokunun çıkarılması ile tedavi edilebilir. Yani, hastanın böbreğini almaya gerek kalmaz. Amaç, mümkün olan en fazla böbrek dokusunun korunmasıdır. Rotobik cerrahi; açık cerrahi esnasında kaburga kemiklerinden bazılarının kısmen çıkartılmasına bağlı ameliyat sonrası dönemde gelişebilecek çok ağrılı durumları ortadan kaldırmakta ve kesi yerinin küçük olması nedeniyle hastaların daha hızlı iyileşmesine olanak sağlamaktadır. Bazı tür böbrek kanserlerinde ise böbrekle birlikte mesaneye idrar taşıyan kanalların tamamı ve bu kanalın mesaneye açıldığı köşedeki mesane dokusunun da birlikte çıkarılması gerekir. Bu ameliyat açık yöntemle ya büyükçe bir kesi ile yapılmakta ya da hem böbrek kesisi, hem de mesaneden parça çıkarmak için kasık bölgesinde ikinci bir kesiye ihtiyaç duyulmaktadır. Robotik cerrahide ise birkaç delik yardımıyla tüm ameliyat gerçekleştirilebilir, büyük kesilere bağlı istenmeyen etkiler önlenebilir veya en aza indirilebilir.

Mesanenin alınması hasta için önemli bir sosyal sorun

Mesanenin derin katmanlarına doğru ilerlemiş veya ilerleme riski olan, mesane dışı dokulara sıçrama özelliği bulunan kanserler için en etkili tedavi, mesanenin cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Buna ek olarak mesane kanserinin sıçrama riski olan lenf bezleri de temizlenerek, kanser kontrolü en iyi şekilde sağlanmaya çalışılır. Ancak mesanenin idrar depolama ve gerektiğinde idrar boşaltma fonksiyonlarının da yerine konulması gerekir. Bunun için de herbiri farklı avantaj ve dezavantajları olan çeşitli cerrahi yöntemler kullanılır. Öncelikle böbreklerde üretilen idrarın mesaneye iletilmesini sağlayan kanallar doğrudan ya da ‘aracı’ bağırsak parçası kullanılarak, karın cildine açılabilir. Her iki durumda da hasta hayatının geri kalanında vücuduna torba yapıştırmak zorunda kalacaktır. Torba ihtiyacını yok etmek üzere kalın bağırsaktan yapılan ve yine karın cildine açılan yöntemler geliştirilmiştir. Burada karın cildindeki açıklık idrar kaçırmaz ve bu nedenle hasatlar torba takmak zorunda kalmaz. Ancak belirli aralıklarla karındaki açıklıktan sonda takılarak içerde biriken idrarın boşaltılması gerekir. Bu yöntem de hastaların beklentilerini tam olarak karşılamaz. Hastaların beklentisi mesaneleri alınsa bile bağırsaklardan yapılan yeni mesanelerinin normal idrar yoluna bağlanması, ameliyattan sonra idrar tutabilmeleri ve idrar boşaltma işlemini normal yoldan, sonda veya torba takmaya gerek olmadan başarabilmeleridir. Bunların yanı sıra cinsel fonksiyon kayıplarının da en aza indirilmesidir.

Robotik cerrahi ile bağırsaktan yeni mesane yapılabiliyor

Tüm ameliyatlar göz önünde bulundurulduğunda açık olarak yapılan en zor ameliyatlar, mesanenin aınması, lenf bezlerinin çıkarlması ve bağırsaklardan yeniden mesane yapılmasıdır. Ciddi açık cerrahi deneyimi olan cerrahların bir kısmı bu ameliyatı yarı robotik olarak yapabilmektedir. Bu teknikte hastalıklı mesane ve lenf bezleri çıkarılırken robot kullanılmakta, aynı zamanda cinsel fonksiyonları sağlayan sinirler ve idrar tutmayı sağlayan kas yapıları çok daha iyi korunabilmektedir. Ameliyatın geri kalan kısmı; ince bağırsaklardan yeni mesane yapılması, idrar kanallarının oluşturulan bu yeni mesaneye bağlanması ise açık cerrahi yöntemle yapılmaktadır. Son zamanlarda ameliyatın tüm safhaları robotik cerrahi ile yapılmaya başlanmıştır. Böylece cinsel fonksiyon işlevi olan sinirler ve idrar tutma mekanizmasının korunmasının yanı sıra, bağırsaklardan sıvı kaybı, bağırsakların zedelenmesi, karın zarı ve karın içi organların havadaki mikroorganizmalardan ve yabancı cisimlere bağlı olarak iltihaplanma ihtimali azalmaktadır. Ayrıca büyük kesilere gerek kalmadığından yara yeri iltihaplanması, yara yerinden fıtıklaşma, yara yerinin açılması ve bunu kapatmak için ikinci bir ameliyata ihtiyaç duyulmamaktadır. Bağırsaklar da en az zararla korunduklarından hastalar daha hızlı iyileşmekte ve bu dönemde daha az sorun yaşamaktadırlar.

Testis tümörlü hastalar açık cerrahinin risklerinden kurtuluyor

Testis tümörlerinin başlıca yayılma yeri, karın içindeki büyük damarlar etrafındaki lenf bezleridir. Günümüzde belirli risk grubundaki hastaların lenf bezleri, bu sıçrama ihtimaline karşılık ameliyatla alınmaktadır. Hastalara, kemoterapi uygulanarak lenf bezlerine sıçradığı tahmin edilen hücrelerin tedavisi yapılabilmektedir. Tüm bunların yanında hastalar hiçbir tedavi verilmeden sıkı takip altında da tutulabilir. Hastalığın takip döneminde nüksettiğine karar verilirse kemoterapi ile kontrol edilmesi sağlanabilir. Çünkü testis tümörlerinin yayılımını önlemek amacıyla tedbiren verilen kanser ilaçlarının kısırlık veya uzun dönemde başka kanserlere yol açmak gibi yan etkilerinin ortaya çıkması, cerrahi tedavileri yeniden gündeme getirmektedir. Bu hastalarda uygulanacak cerrahi de ağır bir ameliyattır. Açık cerrahide ‘iman tahtası’ olarak da bilinen göğüs kemiğinin alt ucundan leğen kemiklerinin birleştiği noktaya kadar karın boydan boya açılarak, hastanın bağırsakları vücut dışına alınır ve büyük damarlar etrafındaki lenf bezleri çıkarılır. Daha sonra bağırsaklar yeniden karın boşluğuna yerleştirilerek kesi kapatılır. Bağırsakların yapıştıkları yerden serbestlenmesi, bağırsaklardan sıvı ve ısı kaybı, karın içi zar ve organların iltihap kapma riski, yabancı cisimler gibi nedenlerle hastanın ameliyattan sonra iyileşmesi yavaşlayabilir. Ayrıca büyük kesi nedeniyle yara iltihaplanması, yara fıtıklaşması ve yara açılması, açılan yaranın kapatılması için yeniden ameliyat ihtiyacı ortaya çıkabilir. Robotik cerrahi bu dezavantajları oratadan kaldırabilir veya en aza indirebilir. Robotik cerrahi ile büyük damarlar etrafında bulunan meninin dışarıya atılmasını sağlayan sinir ağı daha iyi görünüp korunabilir ve bu fonksiyon kaybı riski de azaltılabilir.

Sonraki sayfa »