TÜRKİYE'NİN MEDİKAL HABER PORTALI

MEOMORIAL DİYARBAKIR AÇILIYOR

Yazan: HABERmedical 10 Ağustos 2011  
Kategori: HABERLER, Sağlık Grupları Haberleri

MemorialMemorial Sağlık Grubu; Şişli, Ataşehir ve Antalya’dan sonra, Memorial Diyarbakır Hastanesi ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin incisi Diyarbakır’da…

Memorial Sağlık Grubu Genel Müdürü Uğur Genç, Eylül ayında hizmete girecek olan Memorial Diyarbakır Hastanesi hakkında bilgi verdi.

Sağlıkta mükemmellik anlayışı…

Türk sağlık sektörüne kalite ve mükemmellik anlayışı getiren grubumuz, Memorial Diyarbakır Hastanesi’ni bölge hastanesi olarak konumlandırdı. Diyarbakır Hastanemiz, üstün teknoloji ve donanım, uluslararası saygın ve güçlü akademik kadro, mükemmel ve etkin hasta bakımı ile bölgenin ihtiyacı olan sağlık hizmetini karşılıyor olacak. Memorial Diyarbakır Hastanesi ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni A sınıfı hastaneye kavuşturuyoruz.

İleri teknoloji ve kaliteli sağlık hizmeti…

Memorial Diyarbakır Hastanesi; 14 bin metrekarelik alan üzerine kurulu, toplam 135 yatak kapasitesi, modern mimarisi, ileri teknoloji ile donatılmış 6 ameliyathanesi ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kaliteli sağlık hizmetinin adresi olacak.

Memorial’in İstanbul ve Antalya’daki hastanelerinde kullandığımız en son tıp teknolojisi ile donatılan hastanemiz, ileri teknolojiye sahip tetkik ve tedavi üniteleri, dünya standartlarındaki MR, BT odaları ve Anjiyo Servisi ile Diyarbakır’da fark yaratacak.

Memorial’ın tüm hastanelerinde bulunan PACS sistemi Memorial Diyarbakır’da da bulunuyor. PACS (filmsiz hastane özelliği) sayesinde görüntüleme ve laboratuvar sonuçları, lokasyonlar arası paylaşılarak tıbbi sinerji yaratılacak. Artık bölge halkının ileri teşhis ve tedavi yöntemleri için, İstanbul ve diğer şehirlere gitmesine gerek kalmadı.

Hizmet kalitesinde referans merkezi

Memorial kalitesi, SGK anlaşmaları kapsamında tüm branşlarda hastalara ulaşacak. Özellikle kanser hastaları SGK kapsamında kemoterapi ve radyoterapi hizmetlerinden yararlanabilecek. Bir çok branşta Türkiye’de referans merkezi olarak gösterilen Memorial, Diyarbakır’da da Onkoloji Bölümü ile referans merkezi olacak.

Merkezi noktada hizmet

Memorial Diyarbakır Hastanesi Diyarbakır’ın gelişen yüzü olan Diclekent’te buluyor. Havaalanına yakınlığı ve bulunduğu konum itibariyle hastanemiz Diyarbakır’ın en kolay ulaşılabilir merkezi noktasında yer alan hastanemiz; Batman, Mardin, Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya, Elazığ, Bingöl, Muş, Bitlis gibi yakın illeri de, Memorial kalitesinde sağlık hizmetine kavuşturacak.

CERRAHİDE İLERİ TEKNOLOJİNİN ADI: “DA VINCI ROBOTİK CERRAHİ”

Yazan: HABERmedical 10 Ağustos 2011  
Kategori: HABERLER, Sağlık Grupları Haberleri

DaVinciEn az kesi ile kanser cerrahisinin tüm prensiplerine uyularak yapılan, normal dokulara da mininum düzeyde zarar veren yöntem olan “Da Vinci Robotik Cerrahi”, dokuları gerçek boyutlarının 20 katı büyütüp üç boyutlu bir görüntüleme altında ameliyat olanağı sağlamaktadır.

Da Vinci tekniği sayesinde, kanser kontrolü ile ilgili en iyi sonuçlar elde edilirken, ameliyata bağlı gelişebilecek istenmeyen durumlar da en aza indirilmiş olur.

Ürolojik kanserler, tüm kanser türleri içinde önemli bir yer tutar. Cilt kanserleri ayrı tutularak değerlendirildiğinde, iç organ kanserleri arasında en sık görülen tür, “prostat kanseri”dir. Prostat kanseri dışında, sigara içmeye bağlı olarak gelişen en önemli kanser türü “mesane tümörleri”dir. Gelişen tıp teknolojileri sayesinde böbrek kanserleri daha sık teşhis edilmekte ve herhangi bir yayılım göstermeden küçük boyutlarda yakalanarak tedavi edilebilmektedir. Kanser tedavisinde, ameliyatların hastalar tarafından kabul edilmesi güç fonksiyon kayıplarına neden olması veya ameliyat sonrası sakat kalma ve ölüm oranlarının yüksek olması nedenleriyle önceleri cerrahi dışı yöntemlere bir yönelme olmuştur. Son yıllarda anatominin daha iyi anlaşılmasının yanı sıra, hastaya daha az ağrı veren, ameliyata bağlı gelişebilecek istenmeyen durumları azaltan, ameliyat sonrası iyileşme süresini kısaltan, hastayı günlük yaşamına daha hızlı döndüren cerrahi teknikler geliştirilmiştir. Ayrıca anestezi ve yoğun bakım imkanlarındaki baş döndürücü gelişmeler sayesinde ürolojik kanser tedavilerinde cerrahi tedavinin yeri giderek pekişmiştir.

Cerrahide, teknolojinin ulaştığı son nokta olarak kabul edilen, hastaya ameliyat sırasında ve sonrasında da konfor sağlayan “da Vinci Robotik Cerrahi”, ürolojik kanserlerde en çok kullanılan yöntemdir. da Vinci yöntemi ile hastalar kısa sürede sosyal hayata adapte olabilmekte, açık cerrahinin dezavantajları en aza indirilmektedir.

Prostat kanserinde cinsel fonksiyon kaybı riski azalıyor

Tüm dünyada robot teknolojisinin en yaygın kullanıldığı kanser türü prostat kanseridir. PSA testi adı verilen kan testinin sıklıkla yapılması ve tanı yöntemi olan prostat biyopsi teknikerinin gelişmesi sonucu, daha fazla sayıda prostat tanısı konulmakta ve tümörler de tedavi edilebilir dönemde yakalanmaktadır. Prostat kanseri tanısındaki önemli bir değişim de; hastalığın belirlenme yaşının, cinsel fonksiyonlarını kaybetmek istemeyen daha genç yaşlara taşınmasıdır. Bütün bunların sonucu olarak hastalar hem mükemmel tümör kontrolüne hem de ameliyata bağlı olarak gelişebilecek idrar tutamama ve cinsel fonksiyon kayıplarını en aza indiren tedavi arayışına yönelmektedir. Robotik cerrahi, hastaların bu arayışına cevap veren cerrahi yöntemdir. Tüm dünyada hızla yaygınlaşan robotik cerrahi ile prostat kanser ameliyatlarında kanser kontrolü, en az açık cerrahi ile sağlanan kadar olmakta, ameliyata bağlı kan kaybı ve kan nakli ihtiyacı pratik olarak bulunmamaktadır. Ayrıca, cinsel fonksiyonları kontrol eden sinir yapıları ve idrar tutma görevini yerine getiren kas yapıları çok daha iyi korunabildiği için; ameliyat sonrası gelişebilecek idrar tutamama, cinsel fonksiyon kaybı gibi istenmeyen durumlar daha az görülmekte, hastalar iş ve sosyal hayatlarına daha kısa sürede dönebilmektedir.

Böbrek tümörü ameliyatları birkaç delikten yapılabiliyor

Gelişen ve yaygılaşan teknolojilerin kullanımı ile böbrek tümörlerinin teşhisi erken safhada ve çok küçük boyutta iken konulabilmektedir. Böbrek tümörleri 4 cm’den küçükse, sadece tümörlü dokunun çıkarılması ile tedavi edilebilir. Yani, hastanın böbreğini almaya gerek kalmaz. Amaç, mümkün olan en fazla böbrek dokusunun korunmasıdır. Rotobik cerrahi; açık cerrahi esnasında kaburga kemiklerinden bazılarının kısmen çıkartılmasına bağlı ameliyat sonrası dönemde gelişebilecek çok ağrılı durumları ortadan kaldırmakta ve kesi yerinin küçük olması nedeniyle hastaların daha hızlı iyileşmesine olanak sağlamaktadır. Bazı tür böbrek kanserlerinde ise böbrekle birlikte mesaneye idrar taşıyan kanalların tamamı ve bu kanalın mesaneye açıldığı köşedeki mesane dokusunun da birlikte çıkarılması gerekir. Bu ameliyat açık yöntemle ya büyükçe bir kesi ile yapılmakta ya da hem böbrek kesisi, hem de mesaneden parça çıkarmak için kasık bölgesinde ikinci bir kesiye ihtiyaç duyulmaktadır. Robotik cerrahide ise birkaç delik yardımıyla tüm ameliyat gerçekleştirilebilir, büyük kesilere bağlı istenmeyen etkiler önlenebilir veya en aza indirilebilir.

Mesanenin alınması hasta için önemli bir sosyal sorun

Mesanenin derin katmanlarına doğru ilerlemiş veya ilerleme riski olan, mesane dışı dokulara sıçrama özelliği bulunan kanserler için en etkili tedavi, mesanenin cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Buna ek olarak mesane kanserinin sıçrama riski olan lenf bezleri de temizlenerek, kanser kontrolü en iyi şekilde sağlanmaya çalışılır. Ancak mesanenin idrar depolama ve gerektiğinde idrar boşaltma fonksiyonlarının da yerine konulması gerekir. Bunun için de herbiri farklı avantaj ve dezavantajları olan çeşitli cerrahi yöntemler kullanılır. Öncelikle böbreklerde üretilen idrarın mesaneye iletilmesini sağlayan kanallar doğrudan ya da ‘aracı’ bağırsak parçası kullanılarak, karın cildine açılabilir. Her iki durumda da hasta hayatının geri kalanında vücuduna torba yapıştırmak zorunda kalacaktır. Torba ihtiyacını yok etmek üzere kalın bağırsaktan yapılan ve yine karın cildine açılan yöntemler geliştirilmiştir. Burada karın cildindeki açıklık idrar kaçırmaz ve bu nedenle hasatlar torba takmak zorunda kalmaz. Ancak belirli aralıklarla karındaki açıklıktan sonda takılarak içerde biriken idrarın boşaltılması gerekir. Bu yöntem de hastaların beklentilerini tam olarak karşılamaz. Hastaların beklentisi mesaneleri alınsa bile bağırsaklardan yapılan yeni mesanelerinin normal idrar yoluna bağlanması, ameliyattan sonra idrar tutabilmeleri ve idrar boşaltma işlemini normal yoldan, sonda veya torba takmaya gerek olmadan başarabilmeleridir. Bunların yanı sıra cinsel fonksiyon kayıplarının da en aza indirilmesidir.

Robotik cerrahi ile bağırsaktan yeni mesane yapılabiliyor

Tüm ameliyatlar göz önünde bulundurulduğunda açık olarak yapılan en zor ameliyatlar, mesanenin aınması, lenf bezlerinin çıkarlması ve bağırsaklardan yeniden mesane yapılmasıdır. Ciddi açık cerrahi deneyimi olan cerrahların bir kısmı bu ameliyatı yarı robotik olarak yapabilmektedir. Bu teknikte hastalıklı mesane ve lenf bezleri çıkarılırken robot kullanılmakta, aynı zamanda cinsel fonksiyonları sağlayan sinirler ve idrar tutmayı sağlayan kas yapıları çok daha iyi korunabilmektedir. Ameliyatın geri kalan kısmı; ince bağırsaklardan yeni mesane yapılması, idrar kanallarının oluşturulan bu yeni mesaneye bağlanması ise açık cerrahi yöntemle yapılmaktadır. Son zamanlarda ameliyatın tüm safhaları robotik cerrahi ile yapılmaya başlanmıştır. Böylece cinsel fonksiyon işlevi olan sinirler ve idrar tutma mekanizmasının korunmasının yanı sıra, bağırsaklardan sıvı kaybı, bağırsakların zedelenmesi, karın zarı ve karın içi organların havadaki mikroorganizmalardan ve yabancı cisimlere bağlı olarak iltihaplanma ihtimali azalmaktadır. Ayrıca büyük kesilere gerek kalmadığından yara yeri iltihaplanması, yara yerinden fıtıklaşma, yara yerinin açılması ve bunu kapatmak için ikinci bir ameliyata ihtiyaç duyulmamaktadır. Bağırsaklar da en az zararla korunduklarından hastalar daha hızlı iyileşmekte ve bu dönemde daha az sorun yaşamaktadırlar.

Testis tümörlü hastalar açık cerrahinin risklerinden kurtuluyor

Testis tümörlerinin başlıca yayılma yeri, karın içindeki büyük damarlar etrafındaki lenf bezleridir. Günümüzde belirli risk grubundaki hastaların lenf bezleri, bu sıçrama ihtimaline karşılık ameliyatla alınmaktadır. Hastalara, kemoterapi uygulanarak lenf bezlerine sıçradığı tahmin edilen hücrelerin tedavisi yapılabilmektedir. Tüm bunların yanında hastalar hiçbir tedavi verilmeden sıkı takip altında da tutulabilir. Hastalığın takip döneminde nüksettiğine karar verilirse kemoterapi ile kontrol edilmesi sağlanabilir. Çünkü testis tümörlerinin yayılımını önlemek amacıyla tedbiren verilen kanser ilaçlarının kısırlık veya uzun dönemde başka kanserlere yol açmak gibi yan etkilerinin ortaya çıkması, cerrahi tedavileri yeniden gündeme getirmektedir. Bu hastalarda uygulanacak cerrahi de ağır bir ameliyattır. Açık cerrahide ‘iman tahtası’ olarak da bilinen göğüs kemiğinin alt ucundan leğen kemiklerinin birleştiği noktaya kadar karın boydan boya açılarak, hastanın bağırsakları vücut dışına alınır ve büyük damarlar etrafındaki lenf bezleri çıkarılır. Daha sonra bağırsaklar yeniden karın boşluğuna yerleştirilerek kesi kapatılır. Bağırsakların yapıştıkları yerden serbestlenmesi, bağırsaklardan sıvı ve ısı kaybı, karın içi zar ve organların iltihap kapma riski, yabancı cisimler gibi nedenlerle hastanın ameliyattan sonra iyileşmesi yavaşlayabilir. Ayrıca büyük kesi nedeniyle yara iltihaplanması, yara fıtıklaşması ve yara açılması, açılan yaranın kapatılması için yeniden ameliyat ihtiyacı ortaya çıkabilir. Robotik cerrahi bu dezavantajları oratadan kaldırabilir veya en aza indirebilir. Robotik cerrahi ile büyük damarlar etrafında bulunan meninin dışarıya atılmasını sağlayan sinir ağı daha iyi görünüp korunabilir ve bu fonksiyon kaybı riski de azaltılabilir.

61 MİLYON EUROLUK YATIRIM, 1200 KİŞİLİK YENİ İSTİHDAM

Yazan: HABERmedical 28 Nisan 2011  
Kategori: HABERLER, Sağlık Grupları Haberleri

DunyagozFrankfurt’ta 1 Haziran’da hasta kabulüne başlayacak Dünyagöz’ün hedefi öncelikle Alman hastaları dünya kalitesinde sağlık hizmetiyle buluşturmak. Dünyagöz Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Eray Kapıcıoğlu, “Almanya’dan sonra 2011 içinde İngiltere hastanemiz yolda. 2012′de Ukrayna ve Rusya hastanelerimiz de geliyor. Avrupalılar’ın gözlerini tedavi etmeye talibiz” dedi…

Göz sağlığı alanında Türkiye’de 11, yurt dışında ise 6 ayrı noktada faaliyet gösteren ve Türkiye’nin ilk branş hastanesi unvanına sahip olan Dünyagöz Hastaneler Grubu, 15. yılını Almanya’da açmaya hazırlandığı tam teşekküllü hastane yatırımıyla kutluyor. Swissotel’de düzenlenen basın toplantısında 15 yılda göz sağlığı alanında elde ettiği başarıları ve büyüme hedeflerini anlatan Dünyagöz Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Eray Kapıcıoğlu, Türkiye’nin Avrupa’daki ilk tam teşekküllü göz hastanesini 1 Haziran’da Frankfurt’ta açacaklarını söyledi.

Frankfurt’a 8 milyon Euro’luk yatırım

Kapıcıoğlu, Frankfurt Schaumainkai’da Mein Nehri kıyısında hizmete girecek hastanenin 8 milyon Euro’ya mal olduğunu belirtti. “Avrupa’nın gözüne bakmaya talibiz” diyen Kapıcıoğlu, Frankfurt Hastanesi ile ilgili şu bilgileri verdi: “Avrupa Birliği’nin kalbinde ilk kez bir Türk sağlık grubu tam teşekküllü hastane açıyor. 1 Haziran’da resmen hasta kabulüne başlıyoruz. Almanya 82 milyon nüfusa sahip bir ülke. Frankfurt Hastanesi ile Almanlar başta olmak üzere tüm Avrupalılara hizmet vereceğiz. Günde 250 muayene, 50 ameliyat ve 70 lazer ameliyatı yapma kapasitesine sahip hastanemizde, Alman devlet sigortası kapsamında her türlü komplike göz ameliyatı yapılacak.

Kornea hastalarına umut olacak

Kapıcıoğlu, Frankfurt’ta açılacak hastanenin Türkiye’de kornea bekleyen 8 bin kişiye de umut ışığı olacağını belirtti. Kornea ithalatının 5 yıldır durdurulmuş olmasının Türkiye’de kornea sıkıntısının yaşanmasına neden olduğunu dile getiren Kapıcıoğlu, “Frankfurt hastanemize ithal ettiğimiz kornealar ile Türkiye’de kornea bekleyen hastaları Almanya’ya götürüp nakil ameliyatını yapacağız. Hastaların Almanya hastanemize gelişleri tarafımızdan organize edilecek.” dedi.

Önümüzdeki 2 yıl içinde 61 milyon Euro’luk yatırım

Avrupa’daki yatırımlarının tüm hızıyla devam edeceğini ifade eden Eray Kapıcıoğlu öncelikle “2011 yılında Almanya dışında İngiltere Londra’da hastane açmayı planlıyoruz. 2012 de ise Rusya, Ukrayna ve Körfez bölgesinde hastane açma planımız bulunuyor.” diye konuştu.

Yurtdışı yatırımlarını hızlandıran Dünyagöz’ün Türkiye’de de yeni hastanelerle büyümeye devam edeceğini ifade eden Kapıcıoğlu, Mayıs ve Haziran ayında Adana ve Samsun’da yeni hastaneler açacaklarını İzmir, Konya, Bursa ve Erzurum başta olmak üzere 6 şehirde daha olmayı hedeflediklerini söyledi. Kapıcıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “2011′de yatırım planımızı 31 milyon euro, 2012 yatırım planımızı 30 milyon euro olarak yaptık. 2 yılda 1200 kişiye daha istihdam yaratacağız. Yatırımlarımızı tamamlayıp 2 yıl içerisinde halka açılacağız.”

15 yılda 250 bin yabancı hasta

Kapıcıoğlu, Dünyagöz Hastaneler Grubu’nda bugüne dek 250 bin yabancı hastanın tedavi olduğunu, geçen yıl ise 25 bin yabancı hastayı tedavi ettiklerini belirtti. Kapıcoğlu 2011 sonunda 40 bin yabancı hasta hedeflediklerini sözlerine ekledi.

15 yılda 3 milyon 200 bin hastanın gözüne baktık

Toplantıda söz alan Dünyagöz Hastaneler Grubu Medikal Direktörü Prof. Dr. Kazım Devranoğlu ise Dünyagöz’ün 15 yılda elde ettiği başarısını gelişmeye açık olmasına ve bilimin geldiği en son noktayı tedavi hizmetlerine yansıtan birer kurum olmasına bağladı. Prof. Dr. Devranoğlu, “15 yılda Dünyagöz hastanelerinin kapısından toplam 3 milyon 200 bin hasta girdi, 350 bin hasta büyük göz ameliyatı, 400 bin hasta lazer ameliyatı oldu ve sağlığına kavuştu.” dedi.

Göz sağlığının 19 ayrı branşında 240 farklı tedavi yöntemi uyguladıklarını belirten Prof. Dr. Devranoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tüm teknolojik imkân ve cihazları sunan Dünyagöz Grubu, branşlaşmanın getirdiği özelliğiyle bilimsel ve akademik bir laboratuar niteliğinde. Hekimlerimizin dünya çapında uzmanlar, pek çoğu yurtdışındaki pek çok kongreye davet edilip kendi geliştirdikleri tedavi yöntemleri ile komplike göz tedavilerinin başarılı sonuçlarını anlatıyorlar.”

Türkiye’de 11 noktada 100 bin m2′lik kapalı alanda hizmet veriyoruz

Prof. Dr. Devranoğlu, “Kullandığımız tüm malzemeler ve cihazlar sağlıkta kalite standardı olarak kabul edilen Amerikan FDA onaylıdır. Hastalarımız ister SGK’lı olsun ister ücretli, ister yerli olsun ister yabancı, bizim için hastanın gelir durumu fark etmeksizin sunduğumuz kaliteli hizmet aynıdır. Herkesin kaliteli sağlık hizmeti alma hakkı olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle SGK ile de anlaşmamız bulunuyor. Ancak yurtdışından 25 bin yabancı hastayı her yıl tedavi etmemize rağmen şu anda günde 400 olan ameliyat kapasitemizin ancak 50 tanesini SGK’lı hastalar oluşturuyor.”

Kaliteden taviz faturayı kabartıyor

Prof. Dr. Devranoğlu, SGK’lı hastalardan fark almadan hizmet veren bazı küçük klinik ya da hastanelerde kullanılan kalitesiz malzemelerle, steril olmayan ortamlarda yapılan ameliyatlarda yaşanan komplikasyon ve vakaların artışına da dikkat çekti. Prof. Dr. Devranoğlu, “Göz, en komplike organlardan biridir ve ameliyatları da en ileri teknolojiyi gerektirmektedir. Ameliyat masrafları çok yüksek olmasına rağmen, sadece SGK’nın verdiği düşük fiyatlarla bu ameliyatları steril ameliyathanelerde, kaliteli malzemelerle yapmak mümkün değil. Dünyagöz olarak biz burada alım gücümüzü ortaya koyuyoruz ve bu ameliyatları devletin yaptığı sınıflandırma kriterimize uygun fark ücreti ile kaliteden asla ödün vermeden hastalarımıza sunuyoruz.” dedi.

Devranoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “SGK’nın az para verdiği ameliyatlarda malzeme kalitesi ve hijyen standardı gözetmeyen bazı merkezlere giden hastalar maalesef bir süre sonra doğru tedavi olamadıkları için hastalıkları nüksediyor ve hatta devlete ek bir mali yük getirecek daha büyük sorunlar taşıyan vakalar haline geliyorlar. Başına bu tip kötü sonuçlar gelen bu hastalar büyük kurumlara başvurarak çözüm arıyorlar. Bu kez de SGK’ya 2. ya da 3. kez fatura çıkıyor ve devletin harcadığı rakam artıyor.”

Toplantının sonunda göz hastalıkları tedavisi ve cerrahisi alanında dünya çapında başarılara imza atan uzman hekimlerden oluşan Dünyagöz Hastaneleri Medikal Konsey üyeleri, kendi branşlarında dünyada göz alanında gelişen son teknoloji ve tedavi yöntemleri ile Dünyagöz hastanelerinde gelinen son noktaları aktardı.

AİLE HEKİMLERİNE GÖZ SAĞLIĞINDAKİ GELİŞMELER ANLATILDI

Yazan: HABERmedical 15 Nisan 2011  
Kategori: HABERLER, Sağlık Grupları Haberleri

DunyaGoz SeminerDünyagöz Hastaneler Grubu, İSTAHED (İstanbul Aile Hekimleri Derneği) ve TAHUD (Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği) işbirliğinde 70 uzman aile hekimine göz sağlığı alanında eğitim semineri düzenledi.
Dünyagöz Etiler Hastanesi’nde yapılan “1. Basamakta Göz Hastalıklarına Yaklaşım” konulu seminerde aile hekimlerine kornea hastalıkları, katarakt, glokom, retina hastalıkları ve çocuk göz sağlığı alanında teşhis ve son tedavi yöntemleri anlatıldı…

İSTAHED (İstanbul Aile Hekimleri Derneği) ve TAHUD (Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği) işbirliğinde Etiler Dünyagöz Hastanesi’nde düzenlenen “1.Basamakta Göz Hastalıklarına Yaklaşım” konulu eğitim seminerine 70 uzman aile hekimi katıldı. Seminerde aile hekimlerine kornea hastalıkları, katarakt, glokom, retina hastalıkları ve çocuk göz sağlığı alanında teşhis ve son tedavi yöntemleri anlatıldı.

‘Birikimlerimizi ortaya koyuyoruz’

Eğitim seminerlerinin devam edeceğini söyleyen Dünyagöz Hastaneler Grubu Medikal Direktörü Prof. Dr. Kazım Devranoğlu, “Göz sağlığı alanında 19 ayrı branşta, 240 farklı tedavi ile Türkiye’nin ve Dünya’nın en büyük branş hastanesi olarak, sahip olduğumuz tüm birikimi ve tüm deneyimlerimizi diğer hekimlere aktarmak sorumluluğumuz. Halkın göz sağlığını koruyabilmek için tüm birikimlerimizi ortaya koyup paylaşmamız gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu.

‘Eğitimler çok faydalı olacak’

Prof. Dr. Devranoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de ve hatta dünyada sadece Dünyagöz Hastaneleri’nde yürümekte olan çalışma sisteminde amaç; en kısa zamanda hastamızın, rahatsızlığını teşhis ve tedavi edecek uzman doktor ile bir araya getirmek ve birden fazla uzmanlık dalını ilgilendiren komplike vakalarda teşhisi doğru koyarak tedaviyi doğru planlamak. Pek çok göz hastalığı var ki; büyük titizlikle kontrol edilmesi ve yüksek teknoloji ile tedavi edilmesi gerekiyor. Amacımız halkın göz sağlığını koruyabilmek için tüm birikimlerimizi ortaya koyup paylaşmak. Göz sağlığı hakkındaki birinci basamakta faydalı olacak tüm bilgileri derleyen bu toplantının aile hekimlerimize büyük fayda sağlayacağını düşünüyoruz.”

ACIBADEM SISTINA’YA ORTAK OLUYOR

Yazan: HABERmedical 30 Mart 2011  
Kategori: HABERLER, Sağlık Grupları Haberleri

Acibadem-SistinaKasım ayında know-how anlaşması yapan Acıbadem, Üsküp’teki hastaneye yüzde 50 ortak oluyor. Acıbadem, Orka Holding’in sahip olduğu Sistina Medical ve Sistina Hospital’daki yüzde 50 hissenin 20 milyon euro bedel karşılığında alınmasına yönelik bir niyet mektubu imzalandı…

Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş’den, Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) yayımlanan açıklamada, şirketin Üsküp Makedonya’da yerleşik Sistina Hospital ile yapmış olduğu know-how transferine ilişkin anlaşmanın 4 Kasım 2010 tarihinde kamuya duyurulduğu hatırlatıldı.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Orka Holding’in sahip olduğu Sistina Medical ve Sistina Hospital’daki yüzde 50 hissenin şirketimiz tarafından 20 milyon euro bedel karşılığında alınmasına yönelik bir niyet mektubu imzalanmıştır. Sistina Hospital halen 16 bin metrekare alanda genel amaçlı hastane binasında hizmet vermekte olup 3 bin 500 metrekare onkoloji merkezi ve 3 bin 500 metrekare lojistik destek merkezi yatırımı planlamaktadır. Due Diligence çalışmalarının ardından tarafların yönetimindeki hak ve yükümlülüklerini belirleyecek nihai anlaşmalar imzalanacaktır. Şirketimiz ile Orka Holding arasında sermaye ve yönetim ilişkisi bulunmamaktadır.”

Link

KERATOKONUS EKSPERLER SEMPOZYUMUNUN 2.Sİ İSTANBUL’DA GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Yazan: HABERmedical 24 Şubat 2011  
Kategori: HABERLER, Sağlık Grupları Haberleri

KeratokonusDünya çapında gerçekleşen ve her yıl farklı bir ülkede düzenlenen, Keratokonus Eksperler Sempozyumu’nun 2.si İstanbul’da düzenlendi. Türkiye’de görülen en yaygın göz hastalıklarından biri olan Keratokonusta son tedavi yöntemlerinin masaya yatırıldığı sempozyuma dünyanın çeşitli ülkelerinden 23 göz cerrahı (refraktif cerrah) katıldı…

Gözün kornea dokusunun sivrileşmesi ve incelmesi sonucu oluşan Keratokonus hastalığındaki son tedavi yöntemlerinin tartışıldığı Keratokonus Eksperler Sempozyumu, ‘gözün mucitlerini’ İstanbul’da bir araya getirdi. Dünyagöz Etiler Hastanesi’nde yapılan ve dünyanın çeşitli ülkelerinden 23 refraktif cerrahın katıldığı sempozyumda, keratokonus hastalığını durduran CCL (corneal cross linking) tedavisinin mucidi Prof. Theo Seiler(İsviçre) ve Dünyada ilk defa Halka (korneal ring) tedavisini keratokonus hastalarında uygulayan Prof. Dr. Joseph Colin(Fransa), keratokonus hastalarında ilk TopoLazer tedavisini uygulayan Prof. Dr. John Konolopulos(Amerika-Yunanistan) tedavi yöntemleriyle ilgili son gelişmeleri anlattı. Öte yandan lazer tedavisinde son teknoloji olan LASİK’in mucidi Prof. Dr. Ioannis Pallikaris de, keratokonus tedavisindeki son gelişmeler konulu bir konuşma yaptı.

Eksperler Keratokonus teki son gelişme ve tedavi yönetemlerini anlattı

Sempozyumun ev sahipliğini CCL ve İntralase ile Halka tedavisini Türkiye’de ilk kez uygulayan Dünyagöz Hastaneler Grubu Refraktif Cerrahi Bölüm Başkanı Op. Dr. Efekan Coşkunseven yaptı. Sempozyumda ‘Keratokonusta Halka ,CCL ve Topolazer’ın kombine uygulandığı:üçlü prosedür’ başlıklı bir sunum yapan Op. Dr. Coşkunseven, keratokonus tedavisinde güncel cerrahi yöntemlerinin konuşulduğu sempozyumun göz bilimi açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Op. Dr. Coşkunseven sözlerine şöyle devam etti:
“Keratokonus, gözün kornea dokusunun sivrileşmesi ve incelmesiyle karakterize olan ilerleyici kollejen doku hastalığıdır. Bu hastalıkta ilerlemeyi durduran ve görmeyi arttıran tedavi yöntemleri bulunuyor. Bunlardan biri UVA ışığı ve Riboflavin kullanılarak hastalığın ilerlemesini durdurabilen CCL tedavisi. Diğeri ise keratokonus hastalarında görmeyi artıran Halka (korneal ring) tedavisi. Son yıllarda en çok konuşulan ise bu tedavilerin yanında uygulanan TopoLazer ve Göz içi Kontakt lensi tedavileri. Keratokonus Eksper Grubu olarak bu konuda dünyaca otör diye bilinen uzmanları bu toplantıda bir araya getirerek bu tedavileri ne zaman nasıl ve hangi hastalara yapılacağı tartışılarak masaya yatırdık.

Kerotokonus eksperler toplantısı geçen yıl ilk defa Paris’te yapıldı. Aynı grubun katılımı ile ikinci toplantıyı İstanbul’da gerçekleştirdik. Bu toplantılar düzenli olarak farklı ülkelerde devam edecek. Dünya çapında keratokonus konusunda çalışmalara imza atan uzman hekimler İstanbul’da bu sempozyumda buluştu. Keratokonus tedavisindeki gelişmeler açısından sempozyum büyük öneme sahip. Bizim için organizasyonun Dünyagöz’de yapılması gurur verici.”

Sinsi hastalığı halk bilmiyor

Keratokonus hastalığının Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz ülkelerinde çok yaygın görülmesine rağmen, henüz halk tarafından tam olarak bilinmediğini söyleyen Op. Dr. Coşkunseven, “Genç yaşlarda ortaya çıkan ve sinsice ilerleyen keratokonus, tedavi edilmediği takdirde kornea nakline kadar giden ciddi bir hastalık. Nedeni çoğu zaman genetik. Ancak çevresel faktörler yani kaşıma ve ovalama ile yapılan travma da hastalığa neden olabilir. Devamlı değişen gözlük numaraları, artan miyopi ve astigmat; gözlüğe rağmen net görememe; alerji, kaşıntı ve ovalama, ışıkların etrafında dağılmaları en sık görülen belirtilerdir” dedi.

BELGRAD’DA HASTANE AÇACAK

Yazan: HABERmedical 22 Şubat 2011  
Kategori: HABERLER, Sağlık Grupları Haberleri

AcibademAcıbadem Sağlık Grubu, Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da kardiyoloji ve radyoterapi alanında hizmet verecek hastane açacak…

Acıbadem Sağlık Grubu Balkan Ülkeleri Sorumlusu Sevarcan Eralp, Sırbistan’da yayımlanan Blic gazetesine yaptığı açıklamada, ülkenin kardiyoloji cerrahi ile radyoterapi alanında sağlık yatırımına ihtiyacı bulunduğunu tespit ettiklerini belirtti. Eralp, bu kapsamda Belgrad’da yaklaşık 40 milyon euroya mal olacak hastane projesi hazırladıklarını belirterek, bu projeyi hayata geçirmek için görüşmelerin devam ettiğini bildirdi. Son teknolojinin kullanılacağı bu hastanenin ülkede sağlık alanında önemli bir ihtiyacı karşılayacağını vurguladı.

Bu arada gazete haberinde Sırbistan Sosyal Sağlık Sigortası Kurumunca, geçen sene haziran ayında, İstanbul Acıbadem Hastanesi ile kalp ameliyatlarının İstanbul’da yapılması konusunda anlaşma imzalandığı anımsatılarak, bu hastanenin Belgrad’da kurulmasıyla Sırp hastaların artık İstanbul’a gitmelerine gerek kalmayacağı ifade edildi.

Link

ALDIĞI FİYATIN YARISINA GERİ VERİYOR

Yazan: HABERmedical 21 Şubat 2011  
Kategori: HABERLER, Sağlık Grupları Haberleri

Şafak Hastanelerinin Yunanlı ortağı krizden etkilendi, 25 milyon dolar zararla hissesini geri satma kararı aldı…

Yunanistan merkezli hastane işlemecisi Hygeia Diagnostic & Therapeutic SA, Şafak Grup’un Türkiye’deki 4 hastanesinin de sahibi olan Genesis Holdings SA’daki yüzde 50′lik hissesinin 22 milyon dolara satışına onay verdi.

Hygeia’dan yapılan açıklamada satışın Şafak’ın Kıbrıs, Yunanistan ve Arnavutluk’taki varlığını güçlendirip, yatırımcı bulmasını kolaylaştıracağı ifade edildi.

Rekabet kurulu onayı bekleyen satış sonunda, Genesis’in diğer ortağı Öztürk Ailesi, şirket yönetiminde tam yetki sahibi olacak.

Yunanistan’ın en büyük yatırım şirketlerinden Marfin Investment Group’a (MIG) ait sağlık grubu şirketi Hygeia, 2008′de hastanenin yüzde 50 hissesine 47 milyon dolar ödemişti.

MIG ve Hygeia’nın, Yunanistan’ı etkisi altına alan ekonomik krizden etkilendikleri ve satış kararı aldıkları belirtiliyor.

Link

PFIZER-HACETTEPE INOVASYON BULUŞMALARI DEVAM EDİYOR

Ülkemizde Ar-Ge ve inovasyon ortamının gelişmesi için uzun yıllardır çalışan Pfizer, Hacettepe Üniversitesi ile 2009 yılında başlattığı Türkiye ilaç sektöründeki ilk akademi-sanayi işbirliği kapsamında çalışmalarına devam ediyor. 1 Şubat Salı günü Pfizer ve Hacettepe Üniversitesi bilim insanlarının bir araya geldiği ‘İnovasyon Buluşmaları’nın ikincisi, ilaç keşfine yönelik temel araştırma niteliğindeki çalışmaların başlatılması açısından büyük önem taşıyor…

inovasyon_img1İşbirliği ve yenilikçilik nosyonlarını kurumsal değerleri olarak kabul eden iki öncü organizasyonun bir araya geldiği, Pfizer-Hacettepe Üniversitesi İlaç Ar-Ge işbirliğinde somut adımlar atılmaya devam ediliyor.
İşbirliği çalışmaları kapsamında karşılıklı ilgi alanlarının örtüştüğü konularda yeni öneriler değerlendiriliyor ve ilaç keşfine yönelik projelerin, Hacettepe Üniversitesi Teknokent’teki Pfizer Ar-Ge ofisi aracılığıyla küresel Ar-Ge çalışmalarına dahil edilme süreçleri planlanıyor.

Projeleri desteklemek üzere bilgi transferi, alt yapı iyileştirmeleri ve bilimsel araştırmaların teşviki konularında çalışmalar yürütülüyor. 2011 yılının ilk yarısında, Pfizer ve Hacettepe Üniversitesi bilim insanlarının bir araya geldiği ‘İnovasyon Buluşmaları’nın ikincisi gerçekleştirildi. Buluşma; Türkiye’nin sağlık araştırmaları alanında güçlendirilmesi hedefiyle, ilaç endüstrisi ve bilim dünyasını bir araya getiren ve ortak bir platform yaratmak amacıyla yapılan örnek girişim olarak nitelendirildi.

Pfizer’in ABD’de en büyük Ar-Ge Merkezi olan Groton’da Moleküler Ürün Direktörü olarak görev yapan Clay J. Stephens’ın konuşmacı olarak katıldığı “Farmasötik Hedef Keşfine Genetik Yaklaşımlar” konulu toplantıya, Pfizer Global Ar-Ge Merkezinden bilim insanları, üst düzey yöneticiler ve Hacettepeli bilim insanlarının da aralarında bulunduğu 78 kişi katıldı.

inovasyon_img2Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Meral Özgüç, toplantıda yaptığı açılış konuşmasında, üniversite ve sanayi arasındaki işbirliğini geliştirmenin önemine vurgu yaparak şunları söyledi; “Pfizer ile gerçekleştirdiğimiz bu değerli işbirliği ile, ilaç keşfine yönelik temel araştırma niteliğinde çalışmalar başlattık.Dünyanın birçok yerinden önemli çalışmalara imza atmış bilim insanlarının bir araya geldiği bu toplantılar, fikir ve projelerin bir çatı altında hayat bulmasının yanı sıra üniversitelerdeki akademik birikim ve araştırma sonuçlarının ekonomik değere dönüştürülmesine ve ülkemizin uluslararası rekabet gücünün artırılmasına da katkı sağlayacak”.

Pfizer Türkiye Medikal Direktörü Dr. Turgay Aydınlar ise ‘İnovasyon Buluşmaları’ kapsamındaki hedeflerini şöyle açıkladı; “2009 yılında başlattığımız bu işbirliği ile her iki tarafın da kaynaklarından karşılıklı olarak yararlanabileceği, iki tarafın bilim insanlarının temel araştırma projelerini tartışabildikleri bir köprü oluşturduk. Bu işbirliği kapsamında yeni öneriler değerlendirilecek ve ilaç keşfine yönelik projeler, karşılıklı olarak ilgi alanlarının örtüştüğü konularda Pfizer Ar-Ge ofisi aracılığıyla küresel Ar-Ge çalışmalarına dahil edilecek”.

ANADOLU GRUBU SAĞLIK ALANINDA ÜNİVERSİTE KURUYOR

Yazan: HABERmedical 01 Aralık 2010  
Kategori: HABERLER, Sağlık Grupları Haberleri

Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, “Sağlık alanında bir üniversite projemiz var. Bu konu üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyoruz” dedi…

Özilhan, Kocaeli’nin Çayırova ilçesinde faaliyet gösteren Anadolu Sağlık Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında hastane ve Anadolu Vakıfı’nın çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.

Hastanenin kar amacı gütmeyen bir proje olduğunu kaydeden Özilhan, “Hastane, vakfın bir kuruluşudur. Burada kar amacı güdülmüyor. Yeni yeni başa baş noktasına gelmiştir. Herhangi bir kar beklentimiz bulunmamaktadır” diye konuştu.

Yeni sağlık projelerinin devam ettiği ancak yeni bir hastane yatırım planlarının olmadığını vurgulayan Özilhan, “Sağlık alanında, yeni teknoloji konusunda yatırımlarımız sürecek. Sağlık alanında bir üniversite projemiz var. Bu konu üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Bu konuyla ilgili projelerin hazırlanma safhasındayız. Diğer yandan da bu konuda fon hazırlamayı sürdürüyoruz” dedi.

Halen sağlık alanında, Anadolu Sağlık Merkezi ve ona bağlı Suadiye Tıp Merkezi sahibi olan Anadolu Grubu’nun Johns Hopkins Medicine ile stratejik işbirliği bulunuyor.

Sonraki sayfa »