TÜRKİYE'NİN MEDİKAL HABER PORTALI

SIEMENS, TÜM DÜNYADA GELECEĞİN YARATICILARINI ARIYOR

Siemens01Siemens Sağlık’ın Almanya’daki “Innovation Think Tank” (İnovasyon Beyin Takımı), yüksek lisans ve doktora da dahil olmak üzere her yaştan öğrenciyi geleceğin yaratıcıları arasında yer almaya davet ediyor…

Siemens AG içinde disiplinler arası yenilikleri teşvik etmek üzere kurulan bir platform niteliğindeki İnovasyon Beyin Takımı, tüm dünyada sağlık alanında yeni yaratıcıları aramaya başlıyor. Bugüne kadar 115′in üzerinde icadıyla sıradışı bir rekora sahip olan İnovasyon Beyin Takımı Platformu, yüksek lisans ve doktora da dahil olmak üzere her yaştan öğrenciyi geleceğin mucitleri arasında yer almaya davet ediyor.

Başvuruların 13 Şubat 2011 tarihine kadar kabul edildiği yarışmanın amacı; kronik hastalardaki (diyabet, kronik kalp hastalığı, felç vb) artışın sağlık bakım sistemleri üzerinde yarattığı olağanüstü yükü azaltmak ve insanlığa yardımcı olacak fikirleri hayata geçirmek.

Geleceğin sağlık teknolojilerinin geliştirilmesini desteklemek amacıyla ilk defa düzenlenen yarışma kapsamında; yaşlanan nüfus için çözüm önerileri, yeni teşhis ve tedavi görüntüleme cihazları ve yöntemleri, görüntüleme cihazları bileşenleri, görüntüleme cihazlarını destekleyen altyapılar ve gelişmekte olan ülkeler için kırsal ortam bakım ürünleri ana başlıkları altında yeni fikirler değerlendirilecek.

Yarışma ayrıca kronik hastalık yönetimi, ev bakım cihazlarına (örn. Kan şekeri takibi, kan basıncı takibi vb) yönelik yeni iş fikirleri ve sağlık bakım iş modelleri olmak üzere sağlıkla ilgili her konuda yeni iş fikir ve çözüm önerilerine açık olacak.

Siemens02İlk 10 aday Almanya’daki kampa katılacak

Yarışmanın 1′inci, 2′nci ve 3′üncüleri sırasıyla 5000 euro, 3000 euro ve 2000 euro ödül kazanacak. İlk 10 adaya, 3 ay boyunca Siemens mucitleriyle birlikte gerçek yaşam problemleri üzerinde çalışma imkanı verilecek. Siemens A.G, 10 adayın, ulaşım ve konaklama masraflarının yanı sıra mucitlerin 3 aylık dönemde temel ihtiyaçlarını giderebilmeleri için özel bir ödeme de yapacak.

Adaylar, bu 3 ayda, ödül kazanan fikirlerini gerçekleştirme veya Siemens’in önerdiği inovasyon projelerinden herhangi birinde çalışma şansına sahip olacak. Mucitleri 3 aylık kampta üzerinde çalıştıkları projeler ise Siemens çalışanlarından oluşan bir komite tarafından; ticari/ekonomik değer (yüzde 25), sosyal değer/etki (yüzde 25), yenilikçi değer (yüzde 25) ve teknik gerçekleştirme değerine (yüzde 25) dayalı olarak değerlendirecek.

Adayların yarışmaya katılabilmesi için; fikirlerinin kendi fikri mülkiyetleri olduğunu ve fikrin başka yarışmalara sunulmadığını doğrulamaları, akademi veya araştırma enstitülerinden bir ‘itirazsızlık belgesi’ almaları ve fikirlerini üçüncü taraflara ifşa etmemeleri isteniyor.

Yaşıma katılım koşulları:

1. Bir aday en fazla 3 fikir sunabilecek. Yalnızca son sunuş tarihi ve öncesinde teslim alınan fikirler değerlendirilecek.

2. Fikirler gruplar halinde sunulabilecek. Takımlardaki maksimum katılımcı sayısı ise 3 kişi olabilecek. Yarışmaya takım halinde girilmesi durumunda, ödül adaylar arasında paylaştırılacak.

3. Başvuru için proje özeti; her bölüm en fazla 500 kelime olmak üzere: Problem tanımı, Mevcut durum, Çözüm önerisi, Avantajlar/kullanım (gerekliyse niceliksel bir değerlendirmeyle birlikte) içerecek şekilde hazırlanacak.

4. Projenin tamamının elektronik bir form içinde gönderilmesi ve prototipin/fikrin ayrıntılarını, uygulama adımlarını, takım profilini ve ilgili kurumlardan bir itirazsızlık sertifikasını içermesi gerekiyor.

5. Proje raporunun tamamının (formda) 10 sayfayı geçmemesi gerekiyor.

6. Uluslararası bir yarışma olduğu için raporun İngilizce olarak yazılması isteniyor.

Sonuçların Mart 2011′de açıklanacağı olan yarışmaya katılım şartlarına ve detaylı bilgiye, http://www.siemens.com/innovationthinktank adresinden ulaşılabilir.

Tarihler

* Yarışma başlangıcı: Aralık 2010
* Özet gönderim son tarihi: 13 Şubat 2011
* Bütün proje son gönderim tarihi: 28 Şubat 2011
* Sonuçların açıklanması: Mart 2011
* Ödül töreni: 9 Mayıs 2011
* İcat kampı: En iyi 10 fikir sahibi: Mayıs-Temmuz 2011, Almanya (yer belirtilecek)

İnovasyon Beyin Takımı (İBT)

İBT, Siemens AG içinde disiplinler arası yenilikleri teşvik eden bir platformdur. Bu platform, şimdiye kadar 115′in üzerinde icadıyla sıradışı bir icat rekoruna sahip olduğu için Siemens Healthcare’in Yönetim Komitesi tarafından ödüllendirilen, Siemens’in en genç baş uzmanı Sultan Haider tarafından kurulmuştur. Haider şu anda 1300′den fazla üyesi olan ve Siemens Healtcare’in Almanya-Erlangen’deki İş Birimi Bileşenleri ve Vakum Teknolojisi dahilinde hizmet veren İBT organizasyonuna başkanlık etmektedir.

İBT işbirliğine dayanan inovasyon geliştirme fikrine dayalıdır. Siemens’in ve partnerlerinin mevcut çok disiplinli know-how’ı, kültürler arası çeşitliliği ve yaş çeşitliliğinin potansiyelini değerlendirmeye çalışan İBT, disiplinler arası problemleri çözmekte ve yeni fikirler üretmektedir. Bir beyin fırtınası seminerinden sonra, problemler tartışma için sanal foruma gönderilmektedir. Üyeler istedikleri kadar çok sayıda problemi seçip, belirli kurallar ve rehberlikler olmaksızın işbirliği içinde çalışabilmektedir. Problemi tespit edenler ve çözüm üretenler arasındaki serbest düşünüş ve bilgi alışverişi genellikle sıradışı çözümler yaratmaktadır.

YALAN SÖYLEMEYEN ÜRÜNLER

Yazan: HABERmedical 01 Ocak 2010  
Kategori: SEKTÖREL, Tıbbi Cihazlar

Yorumlar Kapalı

RFIDKablosuz tanımlama etiketleri ilk defa 40 yıl kadar önce depolardan büyük malların çalınmasını önleyen kocaman cihazlar olarak ortaya çıkmıştı. Bugün ise ileri algoritmalar, çiplerin enerji gereksinimlerindeki azalmalar ve diğer yenilikler sayesinde kullanım alanları fevkalade artmış durumda. Siemens’in mühendislik labaratuarları artık ürün korsanlığını engelleyen, ameliyat odasındaki steril pedleri takip eden ve gerektiği gibi soğutulmasını sağlayarak kan naklini güvenli kılan kopyalanması imkansız radyo çipleri geliştiriyor…

Bugün kol saatlerinden mücevherlere, giyeceklerden musluklara ve hatta fren balatalarına kadar hemen hemen hiçbir ürün kalpazanların eline düşmekten kurtulamıyor. Ürün korsanlığı şu anda ne yazık ki inanılmaz revaçta bir iş kolu.

Almanya, Münih’teki Siemens Kurumsal Teknolojiler’de RFID Güvenlik Sistemleri’nden sorumlu proje müdürü olan Dr. Michael Braun, sahte ürünler nedeniyle dünya genelinde ekonomiye her yıl en az 56 milyar Euro’luk bir hasar verildiğini tahmin ediyor. Bu tahminin oldukça mütevazı olduğunun da özellikle altını çiziyor. Brüksel’deki Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne (OECD) göre ise bu zararın en az 5 kat daha büyük olduğu zannediliyor. Bu nedenle satışların muazzam kayıplar yaşayan üreticilerin karşısında ürün korsanlığı çok önemli bir tehdit olarak duruyor. Nitekim böylesine alçakça etkinlikleri önlemek istemelerini ve tıpkı devletlerin kendi paralarını korumak için gösterdikleri çabaya benzer şekilde çırpınmalarını görmek hiç de şaşırtıcı olmamalı. Bu amaçla geliştirilmiş çözümler arasında ise ürünlerin renk değiştiren mürekkeplerle, yansıtıcı boyalarla, filigranlarla, hologramlarla ve barkodlarla tanımlanması sayılabilir.

Bugün ise tanımlama teknolojisinde en son gelinen noktada, kalpazanlığı muazzam zorlaştıran RFID (Radyo Frekansıyla Veri Tanımlama) çipler olarak bilinen elektronik etiketler kullanılıyor.

RFID sürecinin temelinde sadece çip ile okuyucusu tarafından bilinen gizli bir şifre yatıyor. Zaten bu yaklaşımın simetrik yöntem olarak tanınmasının sebebi de budur. Bu çiplere örneğin, şifrelenmiş ürün verileri veya seri numaraları kaydedilebilir. RFID okuyucusu bu bilgileri radyo sinyalleri aracılığıyla etiketten alır ve içeriğini çözmek için etiketteki ortak şifreyi kullanır.

Ancak RFID uzmanı Michael Braun’un da vurguladığı üzere gizli şifreyi çalmayı becerebilen herhangi birisi bu simetrik güvenlik sistemini kolaylıkla kırabilir. “Bu nedenle biz de Siemens’de hacker geçirmeyen bir sistem geliştirmek için açık şifre sistemine dayanan ve asimetrik yaklaşım olarak bilinen bir yöntem seçtik” diyor.

Bu sistemde okuyucu, hackerların hiçbir işine yaramayacak herkesin ulaşabileceği açık bir şifreyle çalışır. Ancak diğer yandan RFID etiketin içinde, bu çipin okuyucularından gelen sorgulama talebinin şifresini çözmek için kullandığı gizli şifresi vardır. Bu asimetrik metot şu anda e-postaların ve dijital imzaların şifrelerinin çözülmesinde kullanılıyor.

Siemens araştırmacıları, bu gizli şifrenin kopyalanmasını ve bir başka çipe transfer edilmesini engellemek için eliptik eğriler olarak bilinen yöntemle çalışan ekstra bir algoritma geliştirdiler. Braun bu sistemi şöyle açıklıyor: “RFID etiketi, okuyucudan gelen sorgulamaların her birine farklı cevaplar verir. Bunun anlamı ise suçluların elinde sadece vadesi dolmuş bayat şifreler olacağından güvenlik sistemine asla saldırıda bulunamayacaklarıdır.”

Ancak yakın bir geçmişe kadar RFID çiplerinin işlem yapma kapasitesi oldukça sınırlı olduğundan bu yöntem hayata geçirilemiyordu. Bugün ise Siemens araştırmacılarının geliştirdiği optimum algoritmalar sayesinde bu sorun çözülmüş durumda. Burada programlanabilir işlemciler yerine programlanamayan ve sabit devre elemanları kullanılıyor. Bu şekilde çok önemli birer maliyet unsuru olan çip boyutu ile enerji tüketimi dikkate değer derecede düşürülmüş oluyor. Braun işte bu nedenle bu yeni teknolojinin verilerin doğruluğunun onaylanması pazarında kendini ispatlamak için müthiş bir şansı olduğuna inanıyor.

Ayrıca bir avantajı daha var. Bu teknoloji maksimum güvenlik sağlamasının yanı sıra aynı zamanda programlanabilir akıllı kartların neredeyse onda birine mal oluyor. Üstelik herhangi bir veritabanı bağlantısına ihtiyaç duymadan verilerin doğruluğunun sınanmasında tedarikçiden müşteriye kadar değer zincirinin tüm halkalarında kullanılabiliyor. Araştırmacılar bu sistemin bir prototipini daha şimdiden geliştirdi ve CeBIT 2009 bilgisayar fuarında ilk tanıtımını yaptı bile.

RFID’ler ameliyathanede.

Munih’in meşhur tıp merkezlerinden Klinikum Rechts der Isar’ın ameliyat odasında bir hasta ameliyat masasının üzerinde müdahale edilmek üzere karnı açık halde yatmakta. Cerrahlar her türden kanamayı durdurmak için steril pamuk pedler kullanıyor. Organların arasındaki boşluklara ve yarıklara sıkıştırılan ve sonra çıkartılıp atılan pamuk pedlerin haddi hesabı yok.

Ameliyathanedeki hemşirelerden birinin görevi ise ameliyat boyunca cerrahlara verilen ve ameliyat sonunda çöpte biriken pamuk pedlerin hesabını tutmak. Eğer iki sayı birbirine eşitse o zaman hastanın içinde pamuk ped unutulmadığı anlaşılıyor. Baş cerrah Prof. Hubertus Feußner, “Ancak bu güvenlik önlemine rağmen nadiren de olsa bir ped eksik çıkabiliyor” derken böylesi bir ihmalin (genellikle karın boşluğunda) ancak 5 bin ameliyatta bir olabileceğini ve hastanın yaşamını tehdit edebilecek bir enfeksiyonla sonuçlanabileceğini de ekliyor.

Her ne kadar steril pedlerin içindeki alüminyum şeritler sayesinde x ışınıyla görüntülenmeleri mümkün olsa da, içeride unutulan pedlerin bulundukları pozisyona bağlı olarak ameliyat sonrası görüntülerde fark edilmesi oldukça zor.

Bu nedenle Siemens, steril karın içi pedlerine tutturulmuş radyo çiplerini algılayıp sayabilecek bir RFID sistemi geliştirmek için Intel, Fujitsu ve Klinikum Rechts der Isar’ın işbirliğiyle 3 yıllık bir program başlattı. Bu sistem sayesinde ameliyat hazırlık tepsisinde, hastanın içinde ve çöp kutusundaki pamuk pedler kesin olarak sayılabilecek. Ameliyat bittiğinde bu sistem ekrana toplam sayılan ped sayısını getirerek ameliyat ekibinin işin sonunda tam olarak nerelerde ne kadar ped olduğunu kesin olarak bilmelerini sağlayacak.

Müthiş bir fikir. Siemens IT Çözümleri ve Hizmetleri’nden RFID Bölümü Başkanı Thomas Jell, “Ancak bu sistem pazara sürülmeden önce daha yapacak çok iş var” diye uyarıyor. Örneğin, geliştirme mühendisleri, radyo çiplerinin bugünkü mevcut 50cm’lik kablosuz kapsama alanlarının en az iki katına çıkartılması gerektiğini düşünüyor. Bu zorunluluk özellikle de aşırı obez hastanın içindeki RFID çipinin ameliyat masasındaki okuyucunun anteni tarafından algılanabilirliği açısından hayati önem taşımakta.
Bu çözüm ile karın içi pedlerine dikilen antenin boyu birkaç kat daha uzun olacağından bir önceki prototipten çok daha etkili olacak.
Diğer bir sorun ise RFID çipin frekansı ile ilgili. Standart 13.56 MHz’lik yüksek frekans, ameliyathanedeki diğer tıbbi cihazların dalgalarıyla parazit yaratabilir. Jell, şimdilik bu sorunun Siemens ürünleri için geçerli olmadığını söylüyor. “Şu anda sistemimizi ameliyathanedeki mevcut cihazların standartlarına göre uyarlama sürecindeyiz” diyor.

Ancak elektronik pıhtılaştırma sistemleri gibi yüksek frekanslı medikal cihazlardan bazılarının, RFID sistemlerle parazit oluşturabileceğinin de unutulmaması gerekiyor. Siemens araştırmacıları bu ciddi meydan okumayı dikkate alarak okuyucu yazılımlarını bu tip parazitleri filtreleyebilecek şekilde geliştiriyor.

Kanın izlenmesi. RFID etiketlerin hayat kurtarabileceği diğer önemli bir alan da bağışlanan kanların ısısını izleme süreci. Bu konuya önemle eğilen Siemens, Fransız kan torbası üreticisi MacoPharma ve baskılı devre imalatçısı Alman Schweizer Electronic of Schramberg’dan oluşan bir konsorsiyum, Graz’daki Medical University ile işbirliği yaparak 2009 yılında ısıya hassas algılayıcılarla donatılmış bir RFID sisteminin klinik ortamda testini gerçekleştirdi.

Bu sistemde, son teknoloji ürünü RFID etiketler, kan bağışı yapılma anından hastaya kan naklinin yapılacağı ana kadar kan bankasındaki kanların soğutma zincirinin tamamını izliyor.

Ayrıca kan grupları gibi ekstra bilgileri kaydediyor. Gerekli ısı miktarı sağlanamadığı takdirde kan çabucak bozulabileceğinden bu aslında olağanüstü önemli.

Avusturya, Linz’deki Siemens Süreç Otomasyonu’nda RFID Çözümleri Departmanı Başkanı Harald Speletz, “Bu sistem sadece her bir kan torbasının ısısını kaydetmekle kalmıyor aynı zamanda kan bağışı merkezleri arasındaki iletişimsizlik uçurumunu da ortadan kapatıyor. Bizim çözümümüz sayesinde damardan damara eksiksiz bir belgeleme yapılıyor ve hasta güvenliği dikkate değer derecede artırılıyor. Siemens’in bilim insanları bu yeni kayıt sistemini kullanarak kendilerini tamamıyla kan bankasındaki kan torbalarının soğutma zincirinin şeffaflığına adamışlardır” diyor.

Bu yeni çözüm sayesinde tıbbi personel kan bağışı yapılır yapılmaz her bir kan torbasına RFID etiketi iliştirebilecek. Bu çip de, saf kan halinden kan hücresi konsantrasyonu haline kadar ve hatta santrifüj makinesi içindeyken bile tüm yaşam döngüsünde kanın içinde kalacak. İçinde pilli bir ısı algılayıcısı barındıran bu elektronik çipin sistemi o kadar sağlam ki, 5 bin gram gücündeki santrifüj makinesindeki sallantılara bile dayanabilir.

Speletz, “Kan bankasındaki kanları izlemek için geliştirilmiş bu RFID sistemi artık piyasaya sürülebilecek kadar olgunlaşmış durumda” diyor.

Bu nedenle geniş bir yelpazede medikal süreçlerin güvenliğinin sağlanmasında kablosuz etiketlerin kullanıldığını göreceğimiz günler hiç de uzak değil. (Capital 2009/8)