TÜRKİYE'NİN MEDİKAL HABER PORTALI

GSK TÜRKİYE’DE İKİ YENİ TERFİ

21 Temmuz 2010 HABERmedical  
Kategori: Farmakoloji Haberleri, HABERLER

GlaxoSmithKline Türkiye (GSK) profesyonel kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Kendi alanında uzman ve güçlü isimlerle çalışan GSK Türkiye’de, “Dermatoloji İş Birimi Müdürü” pozisyonuna Görkem Güner, “Tüketici Sağlığı Lojistik Müdürü” pozisyonuna ise Tolga Erin getirildi….

Görkem Güner, 2002 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Bilgi Üniversitesi’nde İşletme alanında master yapan Güner 2004 yılında GSK Türkiye bünyesinde görev yapmaya başladı. Asistan Ürün Müdürlüğü ve takip eden dönemde Ürün Müdürlüğü pozisyonlarında bulunan Güner, 2009 yılından beri İngiltere GSK ofisinde Satış Mükemmelliyeti Müdürü olarak görev yapmaktaydı.

Tolga Erin ise 1998 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. 2003 yılında University of Kentucky’de İşletme alanında master yapan Erin kariyerine 1998 yılında Bristol Myers Sguibb İlaç’ta Malzeme Planlama Sorumlusu olarak başladı. 1999 yılında Planlama ve Satınalma Uzmanı olarak GSK’ya katılan Erin 2005 yılında beri Talep Yönetimi Yöneticisi olarak görev yapıyordu.

GSK, AVANDIA HAKKINDA BASIN AÇIKLAMASI YAPTI

16 Temmuz 2010 HABERmedical  
Kategori: Farmakoloji Haberleri, HABERLER

GlaxoSmithKline’a (GSK) ait tip 2 diyabet ilacı Avandia (rosiglitazon) hakkında çıkan haberler için GSK tarafından yapılan basın açıklamasının tam metnini sunuyoruz…

Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu (FDA) Bilimsel Danışma Kurulu toplantısında, GlaxoSmithKline’a (GSK) ait tip 2 diyabet ilacı Avandia’nın (rosiglitazon) diyabet hastalarının tedavi seçeneği olarak kullanımına devam edilmesi yönünde çoğunluk tarafından tavsiye kararı alınmıştır. Bu tavsiye, FDA tarafından devam eden süreçte değerlendirilerek nihai karara bağlanacaktır.

Bu süreçte Avandia tip 2 diyabet hastaları için kan şekerinin düzenlenmesinde bir tedavi seçeneği olmaya devam edecektir. GSK, diyabet hastalarının yararı için FDA ile birlikte çalışmayı sürdürecektir.

GSK global medikal direktörü Dr. Ellen Strahlman “GSK tüm ilaçlarıyla ilgili klinik verileri zamanında ve şeffaf olarak, yetkililer, hekimler ve hastaların yararına olacak şekilde paylaşmaktadır. Avandia, üzerinde en fazla klinik araştırma yapılmış ilaçlardan biri olup, bu çalışmalar 50.000′den fazla hastanın katılımı ile gerçekleştirilmiştir. GSK, yeni veriler ortaya çıktığında bunları FDA ile paylaşmıştır” diyerek, Avandia kullanan hastaların güvenlik yönünden bir endişeleri bulunduğu takdirde hekimlerine danışabileceklerini ifade etmiştir.

FDA’in Avandia’nın kardiyovasküler güvenliliğini değerlendirdiği 2007 yılından bugüne 6 klinik çalışma yayınlanmıştır. Bu sonuçlar, Avandia’nın toplam kalp krizi, inme veya ölüm riskini artırmadığını göstermektedir. GSK olarak, bir ilaçla ilgili en kapsamlı bilimsel değerlendirmenin ancak kontrollü klinik araştırmalar sonucunda elde edilen verilerin ışığı altında yapılabileceğine inanmaktayız.

Doğru hastada ve prospektüsüne uygun şekilde kullanıldığı takdirde Avandia Tip II diyabet için etkili ve güvenli bir tedavidir.

Değerli kamuoyuna saygıyla duyururuz.
GlaxoSmithKline Türkiye

TÜRKİYE’DE BİR İLK: GSK AŞI KLİNİK ARAŞTIRMA MERKEZİ FAALİYETE GEÇTİ

Yorumlar Kapalı

GSKDünyanın önde gelen araştırmacı ilaç ve aşı firmalarından GlaxoSmithKline (GSK) Hacettepe Üniversitesi Teknokent A.Ş. ile işbirliği yaparak Türkiye’de ilk aşı klinik araştırma merkezini faaliyete geçirdi. GSK Aşı Klinik Araştırma Merkezi, aşıda uluslararası klinik araştırma çalışmalarına Türkiye’den katılım olmasını sağlarken, Türkiye’deki ulusal araştırmaların da hayata geçmesine yardımcı olacak. Merkez, aşı Ar – Ge’sinde Türkiye’deki bilgi birikiminin artmasına katkıda bulunacak…

Türkiye’nin aşı alanındaki bilim adamlarının önderliğinde ve Hacettepe Teknokent A.Ş. işbirliği ile Ankara’da Hacettepe Üniversitesi Teknokent’te faaliyete geçen GSK Aşı Klinik Araştırma Merkezi, yenilikçi aşı Ar – Ge’si alanında Türkiye’de bilgi birikiminin artmasına ve altyapının güçlenmesine ciddi katkılarda bulunacak. Merkez, aşı alanında uluslararası klinik araştırma çalışmalarına Türkiye’den katılım olmasını sağlarken, Türkiye’deki ulusal araştırmaların da hayata geçmesine yardımcı olacak.

Türkiye’nin aşı Ar–Ge’sine güçlü destek

GSK Aşı Klinik Araştırma Merkezi’nin Türkiye sağlık sektörüne çok yönlü katkıları olacak.

Öncelikle, yeni geliştirilen aşıların etkinlik ve güvenilirlik verilerinin oluşturulması için ulusal klinik araştırmalar gerçekleşecek. Uluslararası klinik araştırmalara da Türkiye’den katılım olması sağlanacak. Türk ve yabancı bilim insanları arasında işbirliği ve ortak çalışma platformları güçlenecek.
Ayrıca Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinin önderliği ve işbirliği ile, bilim insanlarının klinik araştırma projelerinin hayata geçirilmesine destek verilecek.

Bu merkezin bir başka katkısı da enfeksiyon hastalıkları ve kullanılan aşıların uygulama sonuçları hakkında Türkiye’de ihtiyaç duyulan sağlıklı verilerin ortaya çıkması olacak. Bu şekilde, aşıyla önlenebilen hastalıkların Türkiye’ye faturası daha net bir şekilde ortaya çıkacak.

GSK Aşı Klinik Araştırma Merkezi’ndeki çalışmalara Türkiye’nin aşı ve enfeksiyon alanının önde gelen uzmanları görüş ve yönlendirmeleri ile katkıda bulunacaklar.

“Türkiye’de güçlü bir Ar – Ge altyapısı oluşacak”

GSK Türkiye Genel Müdürü Yiğit Gürçay Aşı Klinik Araştırma Merkezi’nin Türkiye’ye orta ve uzun vadeli katkılarını şöyle değerlendirdi:

“Bu Merkezimiz sayesinde Türkiye’de enfeksiyon hastalıkları ve aşı alanında gerekli bilimsel verilerin oluşmasına katkıda bulunulacaktır. Bilimsel altyapı ve metodoloji gelişirken, klinik araştırmalar için nitelikli uzmanların sayısı çoğalacaktır. Ortaya çıkacak bu güçlü altyapı sayesinde ülkemiz daha fazla ilaç Ar – Ge yatırımı çekecektir. Araştırmaların yapıldığı kurumlara mali destek sağlanırken, sektörümüzde istihdam da artacaktır. Araştırmacı ilaç ve biyoteknoloji firmaları dünyada her yıl 100 milyar doların üstünde Ar – Ge yatırımı yapmaktadır. Türkiye’de ise ilaç Ar – Ge’sine yapılan yatırım, çoğu özel sektör tarafından olmak üzere, 46 milyon dolar düzeyinde kalmaktadır. Bu rakam ülkemizin potansiyeliyle bağdaşmamaktadır. Yeni Merkezimiz Türkiye’nin Ar – Ge alanındaki gerçek potansiyelinin hayata geçmesine katkıda bulunacaktır. GSK olarak bir ilke imza atarak, aşı Ar – Ge’si alanında ülkemize bu katkıyı yapabildiğimiz için büyük mutluluk ve gurur duyuyoruz. Ülkemizde ilaç ve aşı Ar – Ge’sini geliştirmek için çalışmaya devam edeceğiz.”

Hacettepe Teknokent A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Selçuk Geçim ise Aşı Klinik Araştırma Merkezi’ne ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını kaydederek şunları söyledi:

“Hacettepe Teknokent ülkemizde bilimsel araştırmaların ve Ar – Ge yatırımlarının sağlıklı bir zemin üzerinde güçlenmesi için çalışıyor. GSK ile yaptığımız işbirliği sonucunda hayata geçirdiğimiz bu Merkez’in, ülkemizde aşı alanında bilimsel verilerin üretilmesinde bir dönüm noktası olacağına inanıyorum. Önümüzdeki dönemde bu alanda yeni yatırım ve girişimlerin gerçekleşmesi sürpriz olmayacaktır. Üniversite ve Sanayii işbirliğine Teknokentin katkıları ile bilimsel üretimin hayata geçirilmesini hızlandıracaktır. Böylelikle Türkiye’de bilimsel araştırmaya ayrılmış kısıtlı kaynakların Teknokent çatısı altında daha verimli kullanılarak ülkeye ve insanlığa katkı sağlayacak projelere dönüşmesi kaçınılmazdır.”

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serhat Ünal da şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye’de aşı Ar – Ge’si alanında iyi yetişmiş uzmanlar ve ülkemize çok yararlı olacak projeler var. Hacettepe Teknokent bünyesinde kurulan GSK Aşı Klinik Araştırma Merkezi ile birlikte artık bu projelerin hayata geçebilmesi için önemli bir destek ortaya çıkıyor, Türkiye ve bilim dünyası olarak bu desteği iyi kullanmalıyız. Bu Merkezin katkısı ile akademisyenlerin ürettiği bilimsel çalışmalar sanayii tarafından desteklenecek, daha kolay hayata geçirilebilecek ve insanlığın hizmetine daha hızla ulaşabilecek “bilimsel verilere” dönüşecektir.”

Yenilikçi aşılarda dünyanın güçlü araştırmacı ilaç firması: GSK

Aşı alanında dünyada en güçlü ürün portföyüne sahip olan ve en fazla Ar – Ge yatırımı yapan araştırmacı ilaç firmalarından biri olan GSK dünya çapında her yıl 1,4 milyar doz aşı dağıtıyor. Firmanın tüm dünyada insanlığın hizmetine sunduğu 30′dan fazla aşı ürünü ve geliştirmekte olduğu 20 yeni aşı adayı bulunuyor.

GSK aralarında kızamık ve su çiçeğinin de bulunduğu toplam 11 aşının dünyadaki ilk üreticisidir. Firmanın global örgütlenmesinde, aşı alanında, 1.600′den fazlası bilim insanı olmak üzere 11.200 üzerinde çalışan görev yapıyor. GSK’nın aşı Ar – Ge faaliyetleri Belçika’da Rixensart ve Wavre aşı araştırma merkezlerinde yürütülüyor.

2 DAKİKALIK TEST BİR ÖMÜR RAHAT NEFES

Tüm dünyada yaklaşık 300 milyon, Türkiye’de ise yaklaşık 3,5 milyon kadar insanın astım hastası olduğu tahmin ediliyor. Görülme sıklığı giderek artan astım hastalığında birçok hasta, hastalıklarını kontrol altına alamadığı için yaşam kalitelerinden ödün vermek zorunda kalıyor. Bu nedenle, 2006 yılında Astım Kontrol Testi (AKT) hastaların kullanımına sunuldu. Astım hastaları Astım Kontrol Testi’ni uygulayarak astım düzeylerini sürekli olarak değerlendirebilir ve astımlarının kontrol altında olup olmadığını öğrenebilirler…

Her yıl, Mayıs ayının ilk Salı günü kutlanan ‘Dünya Astım Günü’ insan ve toplum sağlığı açısından en önemli konular arasında yer alan astım hastalığı ve tedavisine dikkat çekmeyi hedefliyor.

Kronik inflamatuvar bir solunum yolu hastalığı olan astımın dünyada yaklaşık 300 milyon, Türkiye’de ise yaklaşık 3,5 milyon kadar insanı etkilediği tahmin ediliyor. Özellikle büyük şehirlerdeki hava kirliliğine ve küresel ısınmanın olumsuz etkilerine bağlı olarak görülme sıklığı artan astım nedeniyle dünyada yılda yaklaşık 250 bin kişinin hayatını yitirdiği tahmin ediliyor.

Astım ülke ekonomilerinde de büyük bir yük oluşturuyor. Sadece Avrupa’da her yıl astım nedeniyle tahmini 17.7 milyar Euro harcanıyor. Bu maliyetin büyük bir kısmı üretkenlik kaybından ve hastane harcamalarından kaynaklanıyor.

Astımın görülme sıklığı yaşam ve çevre koşullarının değişmesine bağlı olarak tüm dünyada giderek artmakta, bir çok hastanın günlük yaşamlarını etkilemektedir. Oysaki, astım seviyelerinin sürekli değerlendirilmesi sonrasında uygulanacak doğru tedavi yöntemleriyle astım semptomları kolayca kontrol altına alınabilir.

Dünyanın önde gelen araştırmacı ilaç firmalarından GlaxoSmithKline (GSK), astım tedavisi alanında en güçlü ve en fazla Ar–Ge yatırımı yapan lider kurumlar arasında yer alıyor. Hastalıklara karşı yenilikçi ilaçlar geliştirmek ve tüm dünyada bu ilaçlara erişimi güçlendirmek için faaliyetlerini sürdüren GSK, astım konusunda bilinç yaratmak, astım hastalarında görülen semptomlarını kontrol altına almak ve hastaların yaşam kalitelerini yükseltmek amacıyla 41 yıldan beri çalışmalarını sürdürüyor.

ASTIMINIZ KONTROL ALTINDA MI?

Astım tedavisinde kontrol ancak sürekli izlemeyle sürdürülebilir.

2006 yılında hastaların kullanımına sunulan Astım Kontrol Testi (Asthma Control Test) 12 yaş ve üstündeki astım hastalarının astım kontrol düzeylerini belirlemelerine yardımcı olmaktadır. Toplamda 5 sorudan oluşan ve ‘her zaman’ , ‘çoğu zaman’ , ‘bazen’ , ‘çok az’, ‘hiçbir zaman’ seçeneklerinden birinin seçilmesi ile testin sonunda elde edilen puan, astımın kontrol altında olup olmadığını gösteriyor.

Bu test hastaların astım kontrollerinin takip ve tedavisinde etkili bir araçtır. Böylece düzenli kontrol altında tedavi alan hastalarda astım semptomları azalmakta ve normal yaşamlarına rahatlıkla devam etmektedirler.

Astım İçin Küresel İnisiyatif Grubu da (Global Initiative for Asthma – GINA) astım seviyelerinin sürekli değerlendirilmesi sonrasında uygulanacak doğru tedavi yöntemleriyle astımın kolaylıkla kontrol altına alınabileceğini belirtiyor. Bu nedenle GINA, Astım Kontrol Testi gibi onaylanmış testlerle sürekli değerlendirme yapılmasını öneriyor.

Astım nedir?

Astım, kronik ve enflamatuar bir hava yolu hastalığıdır1.İnflamasyon (hava yollarında şişme ve aşırı mukus oluşumu) ve hava yolu daralması (hava yollarını çevreleyen kasların sıkılaşması). Birçok hastada optimal astım kontrolüne ulaşmak ve semptomların önlenmesine yardımcı olmak için her iki nedeni de tedavi etmek gerekir.

Başlıca semptomları nelerdir?

Astımın en sık görülen semptomları şunlardır:
• Nefes darlığı
• Hırıltılı solunum
• Göğüste sıkışma hissi
• Öksürük

Astımın diğer belirtileri: Geceleri inatçı öksürük; fiziksel yorgunluk veya egzersiz sırasında ya da hemen sonrasında nefes almada güçlük ya da bu semptomlardan birisi veya daha fazlası nedeniyle geceleri uyanmadır.

Astım hastalığında semptomlar; Hafif ve hatta yokmuş gibi gözükebilir, fakat bir anda şiddetlenebilir. Astımın hastalığının temelinde yatan inflamasyon daima mevcuttur, bu da önleyici tedavinin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

‘Bir bakışta’ astım
• Tüm dünyada yaklaşık 300 milyon kişi astımlıdır. Bu rakam ülkemiz için yaklaşık 3,5 milyon kişidir.
• Astımdan dolayı dünyada yılda yaklaşık 250.000 kişinin öldüğü tahmin edilmektedir.
• IMS verilerine göre; Türkiye’de 2009 yılında yaklaşık 10,6 milyon kutu rahatlatıcı ilaç satılmıştır. Rahatlatıcı ilaç kullanımının artması ve hergün kullanım gereksiniminin olması, astımın kontrolsüz olduğuna ilişkin bir uyarıdır ve tedavinin yeniden değerlendirilmesini gerektirir.
• Astım, Avrupa’da her yıl tahmini 17.7 milyar €’ya mal olmaktadır. Bu maliyetin büyük bir kısmı kaybedilen çalışma üretkenliğinden ve hastane harcamalarından kaynaklanır.

Astım kontrol altına alınabilir mi?

GINA (Global Initiative for Asthma-Astım İçin Küresel İnisiyatif), astım tedavisinde klinik kontrol elde etmek ve sürdürmek olan hedefe hastaların çoğunda ulaşılabileceğini bildirmektedir.1 GOAL (Gaining Optimal Asthma Control – Optimal Astım Kontrolünü Başarma) çalışması gibi büyük uluslararası klinik çalışmaların bulguları bu düşünceyi desteklemektedir.
Astımı tedavi etmek ve kontrol altına almak için başlıca iki tip ilaç kullanılır – rahatlatıcı ilaçlar ve kontrol altına alıcı ilaçlar. Bunlar hızla etki ederek hava yollarını açar ve bronkodilatasyonun (bronşların genişlemesinin) neden olduğu ani astım semptomlarını giderir.

Kontrol altına alıcı ilaçlar, esas olarak anti-inflamatuvar etkileri nedeniyle astımı kontrol altında tutmak için düzenli ve uzun süreli olarak her gün kullanılan ilaçlardır.

18 Şubat 2010′da yayımlanan FDA önerisi’ne göre; astım tedavisinde antiinflamatuvar tedaviye ek olarak (Inhaler kortikosteroid) , hava yollarını açıcı ve bronşların genişlemesini sağlayan tedavinin (Uzun etkili Beta 2 agonistler) kullanılması gereken adolesan ve pediyatrik hastalarda fiks doz kombinasyon ürünleri önerilmektedir.

İyi kontrol altında alınmamış astımın belirtileri nelerdir?

İyi kontrol altına alınmamış astım, hastaları artan astım semptomları, ani ataklar, hastaneye yatış ve hatta ölüm riskine sokabilir. Yetersiz astım kontrolünün belirtileri şunları kapsar:
• Sürekli astım semptomları yaşamak
• Astım semptomları nedeniyle geceleri uyanmak
• Astım atağı geçirmek, astım nedeniyle hastaneye yatmak veya başka acil bakıma ihtiyaç duymak
• Sürekli rahatlatıcı ilaçlara ihtiyaç duymak
• Normal aktivite düzeylerini sürdürememek, örneğin işe veya okula gidememek

Hastaların optimal tedavi almalarını sağlamak için astım kontrolü düzeyini düzenli olarak değerlendirmek önemlidir. Rahatlatıcı ilaçların artan kullanımı (örneğin haftada iki defadan fazla), astımın iyi kontrol altına alınmamış olabileceğinin uyarısıdır ve tedavinin gözden geçirilmesi gerektiğini gösterir. Bunun yanı sıra, Asthma Control TestTM gibi onaylanmış anketlerle sürekli değerlendirme yapılması da GINA tarafından önerilmektedir.

AKT

AKT Sonuc

‘EN İYİ RUHSATLI AŞI’ ÖDÜLÜ GSK’NIN

29 Nisan 2010 HABERmedical  
Kategori: Farmakoloji Haberleri, HABERLER

Yorumlar Kapalı

GSKAşı endüstrisinde hizmet veren şirketlerin başarılarının değerlendirildiği, dünyanın en saygın ödüllerinden ViE 2010 ödülünü GlaxoSmithKline (GSK) ‘En İyi Ruhsatlı Aşı’ dalında kazandı. GSK, pnömokok aşısı ile ödüle layık görüldü…

İnsanın yaşam kalitesini yükselten, yenilikçi aşı, ilaç ve tedaviler geliştiren araştırmacı ilaç firması GlaxoSmithKline (GSK) dünyanın en itibarlı ödüllerinden birinin sahibi oldu. Aşı endüstrisine olumlu katkısı olan şirket ve bireylerin çalışma ve başarılarını onurlandırmak amacıyla düzenlenen ViE 2010 ödülünü (Vaccine Industry Excellence – Aşı Endüstrisi Mükemmelliyet Ödülleri) ‘En İyi Ruhsatlı Aşı’ dalında GSK kazandı. GSK pnömokok aşısıyla ödüle layık görüldü. Ödül 20 Nisan’da Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilen Dünya Aşı Kongresi sırasında düzenlenen törenle GSK’ya verildi.

ViE ödülleri her yıl aşı endüstrisine olumlu katkısı olan şirket ve bireylerin çalışma ve başarılarını onurlandırmak ve bunların farkındalığını artırmak amacıyla düzenleniyor. GSK’nın pnömokok aşısı, ölüme neden olan ciddi pnömokok hastalıklarından ve orta kulak iltihabının önemli nedeni olan bakterilerden korunmayı sağlayan bir aşı olması1 nedeniyle bu ödüle layık görüldü.

Aralarında zatürrenin de bulunduğu bir çok hastalığa yol açabilen pnömokok bakterisi dünyada 5 yaş altındaki çocuklar arasında önde gelen bir ölüm nedeni olarak kabul ediliyor. Bu bakterinin neden olduğu hastalıklardan yılda yaklaşık 1.600.000 kişi yaşamını yitiriyor. Ölenlerin 800.000′ini, büyük çoğunluğunu az gelişmiş ülkelerden olmak üzere çocuklar oluşturuyor.

GlaxoSmithKline Biologicals: GlaxoSmithKline’ın aşı çalışmalarını gerçekleştiren GSK Biologicals, dünyanın önde gelen aşı şirketlerinden biridir ve yenilikçi çalışmalarda liderdir. Şirket aşı araştırma, geliştirme ve üretimi alanında faaliyet göstermektedir. GSK Biologicial’ın 30′dan fazla aşısı ruhsatlanmıştır, 20′den fazla aşısı ise geliştirilme aşamasındadır. Merkezi Belçika’da olan GSK Biologicals’ın bütün dünyada stratejik olarak konumlandırılmış 13 üretim tesisi bulunmaktadır. GSK Biologicals, 2008 yılında dünyanın hem gelişmiş hem de gelişmekte olan 176 ülkesine 1.1 milyar doz -günde ortalama 3 milyon doz- aşı dağıtmıştır. GSK Biologicals, başarılı ve kendini adamış işgücüyle, uzmanlığını bütün dünyadaki her kuşaktan insanın sağlık ve esenliğine katkıda bulunan yeni aşılar keşfetmek için kullanmaktadır.

ÇOCUKLARA GSK’DAN PNÖMONİ AŞISI GÜVENCESİ

25 Mart 2010 HABERmedical  
Kategori: Farmakoloji Haberleri, HABERLER

Yorumlar Kapalı

AMC_Parthnership02Dünyada 5 yaşın altında en çok çocuk ölümüne yol açan pnömokok hastalıklarına karşı çok önemli bir adım atıldı. GlaxoSmithKline (GSK), Küresel Aşı ve Bağışıklama İttifakı’nın (GAVI) girişimiyle ortaya çıkan güç birliğine katılarak az gelişmiş ülkelerdeki çocuklara 10 yıl içinde 300 milyon dozun üstünde pnömoni aşısı temin etme güvencesi verdi. Aralarında zatürreenin de bulunduğu çeşitli hastalıklara yol açan pnömokok bakterisi, büyük çoğunluğu az gelişmiş ülkelerdeki çocuklar olmak üzere her yıl 1.600.000 kişinin ölümüne yol açıyor. Her yıl yaşamını yitirenlerin 800.000′ini çocuklar oluşturuyor…

Az gelişmiş ülkelerde yaşayan milyonlarca çocuk, ölümcül hastalıklara yol açan pnömokok bakterisine karşı etkin bir korunma olanağına kavuşuyor. Küresel Aşı ve Bağışıklama İttifakı’nın (GAVI) öncülüğünü yaptığı güç birliğine katılan GlaxoSmithKline (GSK), az gelişmiş ülkelerdeki çocuklar için 10 yıl içinde 300 milyon dozdan fazla pnömokok aşısı tedarik etme güvencesi verdi.

AMC_Parthnership01GAVI, Dünya Banklası ve UNICEF’in girişimiyle oluşturulan Önceden Tedarik Güvencesi (AMC) sistemi kapsamında İngiltere, Kanada, Rusya, Norveç ve İtalya ile Bill&Melinda Gates Vakfı toplam 1,5 milyar dolar tutarında bir bütçe sağlayacaklar.

GSK aşı tedarik etmeye 2010 yılı itibarı ile 1 milyon dozdan fazla pnömoni aşısı ile başlayacak. On yıl boyunca ise yılda ortalama 30 milyon doz aşı temin edecek. AMC sistemi aynı zamanda aşı endüstrisini pnömokokal hastalıklara karşı aşı geliştirmeye ve üretmeye de teşvik edecek.

Aralarında zatürreenin de bulunduğu bir çok hastalığa yol açabilen Pnömokok bakterisi dünyada 5 yaş altındaki çocuklar arasında önde gelen bir ölüm nedeni olarak kabul ediliyor. Bu bakterinin neden olduğu hastalıklardan yılda yaklaşık 1.600.000 kişi yaşamını yitiriyor. Ölenlerin 800.000′ini, büyük çoğunluğunu az gelişmiş ülkelerden olmak üzere çocuklar oluşturuyor.

Andrew WittyGüç birliği yapması ardından konuyu değerlendiren GSK Global CEO’su Andrew Witty, ortaya çıkan ittifakın, dünyada sağlık hizmetlerini yeni bir boyuta taşıyacağını kaydederek şunları söyledi:

“Maalesef günümüzde gelişmiş ülkelerle, az gelişmiş ülkelerde yenilikçi aşılara erişim açısından 15–20 yıllık bir fark oluşuyor. Az gelişmiş ülkelerde çocuklar ve yetişkinler bu aşılara zamanında erişemedikleri için yaşamlarını kaybediyorlar. GAVI ve AMC sistemi sayesinde gerçekleşen bu güç birliği ile artık az gelişmiş ülkelerdeki çocuklarda zamanında aşıya erişebilecekler.”

GAVI CEO’su Julian Lob-Levyt ise şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu tarihi adım, yeni aşıların ihtiyaç duyuldukları ülkelerde hızlı ve ekonomik bir şekilde bulunacağı anlamına geliyor. Ortaya çıkan güçlü oluşum ve aşı üreticisi firmaların güç birliğimize katılması, dünyada çocuklar arasında en önemli ölüm sebebi olan bu bakterinin yol açtığı hastalıkların önlenmesinin artık ulaşılabilir bir hedef olduğunu gösteriyor.”