SUT İNDİRİM ORANLARI YENİDEN DÜZENLENDİ
11 Aralık 2010 HABERmedical
Kategori: Eczacılık, HABERLER
11.12.2010 tarih ve 27782 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile, SUT’un, Uygulanacak İndirim Oranları başlıklı 6.4.1 Maddesi yeniden düzenlendi…
Sosyal Güvenlik Kurumu “Sağlık Uygulama Tebliği”nde değişiklik yapılmasına dair tebliğ; 11.12.2010 tarih ve 27782 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile, SUT’un, Uygulanacak İndirim Oranları başlıklı 6.4.1 Maddesi yeniden düzenlendi.
Buna göre;
İlaçların kamu kurum iskontoları orijinal ve jenerik ayrımı yapılmaksızın baz iskonto %11 (orijinal ilaçlar için referansa bağlı mahsuplaşmalar saklı kalmak şartıyla) olarak uygulanacağı belirtilirken, bazı maddelere konu ilave iskonto uygulamalarında ilaçların, orijinal, jenerik, yirmi yıllık olarak belirlenmesinde Sağlık Bakanlığı tarafından 3/12/2010 tarihine kadar yapılmış olan düzenlemelerin esas alınacağı belirtildi.
Satış fiyatı 3,56 TL’Nin altında olan ilaçlarda %4 oranında indirim uygulanırken, 20 yıllık olarak belirlenmiş ilaçlardan satış fiyatı 6,79 TL’nin üzerinde olan ilaçlara %32,5 (baz iskonto %11+ %21,5 birlikte) referans fiyat aldıktan sonra %20,5 (baz iskonto %11+%9,5 birlikte) iskonto uygulanacağı belirtildi.
Jeneriği olmayan orijinal ilaçlar için iskonto %32,5 (baz iskonto %11+%21,5 birlikte), jeneriği olan orijinal ilaçlar için iskonto %20,5 (baz iskonto %11+%9,5 birlikte) olurken, jenerik ilaçlar için %20,5 (baz iskonto %11+%9,5 birlikte) iskonto oldu.
Mevcut iskontosu baz iskonto+ilave iskontonun üzerinde olan ilaçlar için ayrıca ilave iskontolar uygulanmayacağı belirtildi.
Tebliğ 20 Aralık 2010 tarihinde yürürlüğe girecek.
SGK ECZACIDAN ‘EYLEMSİZLİK’ İSTEDİ
13 Ocak 2010 HABERmedical
Kategori: Eczacılık, HABERLER
Yorumlar Kapalı
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile Türk Eczacıları Birliği (TEB) dün sürpriz bir şekilde buluştu. Görüşmede, birlikten ‘kepenk kapatma’ eyleminin vatandaşı mağdur ettiği ve tekrarlanmaması istendi. Ayrıca TEB’in eczanelerden aldığı 500 liralık sözleşme bedelinin sıfırlanması ya da aşağıya çekilmesi de gündemde…
SGK’nın Türk Eczacıları Birliği ile ilaç alım protokolünü feshetmesiyle başlayan krizde yeni bir gelişme yaşandı. SGK Başkanı Mehmet Emin Zararsız, Erdoğan Çolak’ın başkanlık ettiği TEB heyetiyle önceki akşam biraraya geldi. Görüşmede, birliğe 4 şart sunuldu. Bunlardan ilki ‘eylemsizlik’ olarak belirlendi. TEB’in her aşamada kepenk kapatma eylemi yapmasını siyasi bulan SGK, muhatabına benzer eylemlerin yapılmamasını net bir şekilde iletti. SGK’nın şartları arasında, birliğin üye eczanelerden yaptığı kesintinin kaldırılması da bulunuyor. Kurum, Eczacılar Birliği’nden yaklaşık 24 bin serbest eczaneden eczane başına aldığı 500 liralık sözleşme bedelini kaldırmasını da istiyor.
SGK, TEB’e ayrıca İlaç Takip Sistemi’ne ‘muhalif’ davranılmaması mesajını da iletti. Sistemin, sahte ve miyadı dolmuş ilacın satılmasını engelleyeceği, dolayısıyla sorunsuz işlemesi için eczacıların konuyu sahiplenmesi gerektiğine vurgu yapıyor.
‘Hastalara ilaç verilemiyor’
İstanbul Eczacı Odası, dün akşam yaptığı açıklamada SGK’nın eczanelerdeki reçete provizyon sisteminin çalışmadığını, bu nedenle Türkiye genelinde sigortalılara ilaç verilemediğini açıkladı. Açıklamada konuyla ilgili SGK’dan hiçbir açıklama gelmediği de vurgulandı.
Eczacılar Köşk’e çıkıyor
TEB ile SGK arasında 16 Ocak’ta sona erecek sözleşme öncesi uzlaşma trafiğine bugün Çankaya Köşkü de eklenecek. TEB ve eczacılar, bugün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e taleplerini iletecek.
DEVA YÜZDE 20′NİN ÜZERİNDE BÜYÜME HEDEFLİYOR
11 Ocak 2010 HABERmedical
Kategori: Farmakoloji Haberleri, HABERLER
Yorumlar Kapalı
Deva Holding CEO’su Haas, “Bu büyüme ile fiyat düşüşlerinden kaynaklanan kaybı telafi etmeyi hedefliyoruz” dedi..
Deva Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Philip D. Haas, 2010 yılı hedeflerine ilişkin olarak düzenlediği basın toplantısında, jenerik ilaçların, orijinal ilaçlarla tamamen aynı hammaddeleri içerdiğini, aynı etkileri gösterdiğini ve aynı kalitede bulunduğunu belirterek, aynı üretim maliyetlerine sahip jeneriklerin, orijinal ilaçların “ucuz bir kopyası” olmadığını vurguladı.
Aradaki farkın, jenerik ilaçların Türkiye’de üretilmesinden kaynaklandığına işaret eden Haas, ekonomik zorlukların yaşandığı günümüzde Türkiye’de üretilen bu ürünlerin tercih edilmesinin, Türkiye ekonomisine dolaylı bir destek sağlayacağını dile getirdi.
Deva Holding’in, Türkiye pazarına yönelik olarak daha fazla jenerik ilaç üretme konusunda kararlı ve bu konuda yatırımlar yapan bir şirket olduğunu söyleyen Haas, şu anda piyasada 250 farklı ilaç ve 600 farklı form ve dozajda ürünleri bulunduğunu belirtti.
Haas, antiinfektif ürünlerde güçlü olduklarını, son yıllarda kardiovasküler ve merkezi sinir sistemine yönelik (CNS) ürünlerde önemli gelişmeler gösterdiklerini vurgulayarak, “Yeni ürünler 2010′un ilk çeyreğinde piyasaya verilmiş olacak. Son 2 sene içinde büyük yatırım ve zorlu günlerin sonunda 2010′un bizim için tam bir büyüme yılı olacağını, ektiklerimizin meyvelerini toplayacağımızı düşünüyorum” diye konuştu.
Konuşmasının ardından soruları yanıtlayan Haas, sektörde yaşanan sıkıntıların istihdam kaybına neden olacağına ilişkin görüşlerin hatırlatılması üzerine, “Deva Holding olarak son 2 senede yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda ideal operasyonel yapıya ulaştık. İstihdam azalmasının aksine büyüme ihtiyacı olan alanlarda yeni istihdam olanakları yaratma eğilimindeyiz” dedi.
“Daha fazla fiyat düşüşü için hareket alanı yok”
Philip Haas, sektörün kutu bazında yüzde 70′inin, fiyatlarının düşük olması nedeniyle TL değeri bazında ise yüzde 30′unun jenerik ilaçlardan oluştuğunu belirtti.
İlaç fiyatlarına ilişkin düzenlemelere yönelik bir soru üzerine Haas, hükümetin ilaç fiyatlarının, başlangıçta planlandığı gibi referans fiyatın yüzde 60′ı yerine yüzde 66′sı olarak belirlenmesi şeklinde gerçekleştirdiği değişikliğin sektör açısından olumlu olduğuna işaret etti.
Haas, sözlerine şöyle devam etti:
“Eğer düzenleme orijinal haliyle kalsaydı, bazı ilaçların fiyatı yüzde 75 oranında düşecekti. Şimdi bu ürünlerdeki düşüş yüzde 50 oranında gerçekleşti. Şu anda yüzde 50′lik düşüşe rağmen herhangi bir ilacın üretiminin durdurulmasını gerektiren bir finansal tablo yok. Bazı ürünlerde zararına üretim yapıyor olacağız ama tüm ürün portföyüne baktığımızda bunu yapmayı kabul edebiliyoruz. Bazı tasarruf tedbirleri aldık. Bazı tedarikçilerimizle pazarlık imkanı oldu. Bütün bunlar bir araya geldiğinde bütün ürünleri üretebilecek bir finansal tabloya ulaştık. Ama daha fazla bir fiyat düşüşü için hareket alanımız kalmadı.”
“Eczanelerin kayıplarını karşıladık”
Deva Holding olarak, ilaçlardaki fiyat düşüşleri nedeniyle eczanelerin stoklarındaki ürünlerden kaynaklanan kayıpların tamamını karşıladıklarını ifade eden Haas, yeni uygulama ile jenerik ilaç bulunan ürünlerde fiyatların referans fiyatın yüzde 66′sı, jenerik ilaç bulunmayanlarda ise yüzde 100′ü olacağını belirtti.
Haas, “Bu nedenle jenerik rakibi olmayan orijinal ilaçlarda jenerik ilaç geliştirmek çok önemlidir. Bugün sektörün en büyük bölümünün herhangi bir şekilde jenerik rekabetle karşı karşıya olmayan orijinal ilaçlardan oluştuğunu görüyoruz. Biz de Ar-Ge alanında bu konuya odaklandık. Herşey planladığımız gibi giderse bu sene bile bu tür ürünleri piyasaya sunmayı başarabiliriz” diye konuştu.
Bir soru üzerine Haas, ilaç fiyatlarındaki düzenleme ile ortalama fiyat düşüşünün yüzde 15 civarında olduğunu kaydetti.
Haas, “2010′un gerçekten jenerik ilaçlar yılı olacağına inanıyorum. Bunun için de jenerik ilacın ne olup ne olmadığı konusunda bilincin artması gerekiyor” diyerek, Deva Holding’in ürün portföyünün yüzde 30′unun orijinal ilaçlardan, yüzde 70′inin ise jenerik ilaçlardan oluştuğunu kaydetti.
2009 yılının beklentilerinin gerçekleştiği bir yıl olduğunu söyleyen Haas, “2010 yılında kutu bazında yüzde 20′nin üzerinde bir büyüme bekliyoruz. Bu kutu bazındaki büyüme ile fiyat düşüşlerinden kaynaklanan kaybı telafi etmeyi ve hatta üzerine çıkmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.
“Pazar değer bazında aynı kalır”
Haas, 36 milyon lira ek sermaye ile sermaye artışı kararı aldıklarını anımsatarak, “2010 için 50 milyon lira yatırım öngörüyoruz” dedi.
İlaç sektöründe daralma beklentisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Haas, pazarın değer bazında aynı kalmasını ancak kutu bazında büyümesini beklediğini ifade etti.
Haas, Türkiye’de kişi başına sağlık harcamasının 130 dolar seviyesinde bulunduğunu, aynı rakamın Çek Cumhuriyetinde 300 dolar, Fransa’da 500 dolar, ABD’de ise 900 dolar olduğunu belirterek, sektörün bu sene ve önümüzdeki senelerde büyüme eğiliminde olmasını beklediğini kaydetti.
Philip Haas, “Bu sene Türkiye ilaç sektörünün 10 milyar dolarlık bir hacim sağlayacağını, yani aşağı yukarı 2009 ile aynı seviyelerde bulunacağını öngörüyoruz” dedi.
“Deva Holding’in satılması gündemde değil”
Toplantıda, sektörde yer alan Deva Holding’in satılacağına yönelik söylentilerin gerçeği yansıtmadığı da ifade edildi.
Ana hissedar olan EastPharma’nın, Deva Holding’in sektördeki gücünü artırması ve büyümesine odaklandığına işaret edilerek, Deva Holding’in satılmasının stratejik planlar arasında yer almadığı, olası bir satışa yönelik bir görüşme yapılmadığı vurgulandı.
Verilen bilgiye göre, ihracat iş hacmini artırmak için çalışmalarına devam eden Deva Holding, bitmiş ürünlere ilişkin ilk ihracatını 2010 yılında gerçekleştirmeye başlayacak. Ancak ihracatın esas etkilerinin, 2011 ve 2012 yıllarında, gelişmiş pazarlara yönelik ihracatın hayata geçmesiyle olması öngörülüyor.
Link: http://www.dunyagazetesi.com.tr/haber.asp?id=73940&cDate=
TEİS: ECZANELERDEKİ İLAÇLAR YÜZDE 35 DEĞER KAYBETTİ
11 Ocak 2010 HABERmedical
Kategori: Eczacılık, HABERLER
Yorumlar Kapalı
Tüm Eczacı İşverenler Sendikası, 4 Aralık 2009 ve 1 Ocak 2010 tarihlerinde gerçekleştirilen ilaç fiyat indirim kararlarını değerlendirdi…
Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Nurten Saydan, 4 Aralık 2009 ve 1 Ocak 2010 tarihlerinde gerçekleştirilen ilaç fiyat indirimleri ile eczanelerdeki ilaçların toplamda yüzde 35′lik bir değer kaybına uğradığını savundu.
Saydan, yaptığı açıklamada, “4 Aralık 2009′da ilaç fiyatlarında yapılan indirimlerinden doğan eczacı zararlarının karşılanacağı”na yönelik açıklamanın üzerinden bir ay geçmesine rağmen, kayıplarının yüzde 10′unun bile karşılanmadığını belirtti.
Açıklamasında, 4 Aralık 2009 ve 1 Ocak 2010 tarihinde gerçekleştirilen ilaç fiyat indirimleri ile eczanelerde bulunan ilaçların toplamda yüzde 35′lik bir değer kaybına uğradığını savunan Saydan, bu zararın karşılanmaması durumunda, Nisan ayından itibaren eczanelerin ciddi bir ekonomik krize girerek kapanmak zorunda kalacağını ileri sürdü.
Fiyat indirimlerinden doğan kayıpların da telafi edileceği, kalıcı bir çözüm sağlayacak yasal düzenleme getirilmesi talebini ifade eden Saydan, “Eczacıların raflarında bulunan; ödemesi ve vergilendirilmesi üzerindeki etiket fiyatından yapılmış ilaçların alış fiyatından da ucuza sattırılmasının sağlık harcamalarında tasarruf değil, ilaç ve eczacılık alanında yıkım getireceğini, kurumun sözleşme yapmak için açık eczane bulmakta bile zorlanacağı gerçeğini artık idrak etmelerini istiyoruz” görüşünü savundu.
Link: http://www.dunyagazetesi.com.tr/haber.asp?id=74048&cDate=
ECZACILAR, 2010′DA DA KARARLI
04 Ocak 2010 HABERmedical
Kategori: Eczacılık, HABERLER
Yorumlar Kapalı
Hükümetin aldığı kararlara verdikleri mücadeleyle 2009′da sık sık gündeme gelen eczacılar, yeni yılda da kararlı duruşlarını sergileme kararı aldı…
Adana Eczacı Odası Başkanı Burhanettin Bulut, meslek örgütlerinin yok sayılmasını, vatandaşın ilaca ulaşımını engelleyen sistemleri kabullenmediklerini belirterek, “2010′da hükümet yetkililerinin yaptıkları hataları fark etmesini ve sağlığın en önemli zincirini oluşturan eczacıların mücadelesini haklı bulamasını ümit ediyoruz” dedi.
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK), eczacılarla Türk Eczacıları Birliği (TEB) çatısı altında yaptıkları sözleşmeyi 17 Aralık 2009′da tek taraflı feshettiğini hatırlatan Bulut, “SGK, meslek örgütümüzün, mevcut sistemde bazı eczanelerin sıkıntıya girdiğini ve birçok bölgede eczanelerin kapanmasını beklediklerini belirterek yaptığı 1 günlük kapatma kampanyası sonucu sözleşmeleri tek taraflı fesih ettiğini duyurdu.
O tarihten itibaren eczanelerle bire bir sözleşme imzalama hazırlığındalar. TEB’in yok sayıldığı bir sistemi hiçbir eczacı kabul etmiyor.
SGK’nın tek taraflı feshine göre, 15 Ocak 2010 tarihi itibariyle sözleşmelerimiz geçersiz olacak ve 16 Ocak’ta vatandaşa ilaç veremeyeceğiz. Tüm SGK’lılar da mağdur olacak” diye konuştu.
MEMURLAR DA SGK’LI OLUYOR
Kamu Personelinin Sağlık Hizmetlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) Devrine İlişkin Tebliğ sonucuna göre Emekli Sandığı’na bağlı kamu personeli ve bakmakla yükümlü bulundukları aile fertleri (5510 sayılı kanunun geçici 12′nci maddesinin dokuzuncu fıkrası kapsamına girenler hariç) 15 Ocak’tan itibaren, SGK’lı olacaklarını belirten Bulut, bu nedenle 16 Ocak tarihinden sonra devlet memurlarının da aynı şekilde mağdur olacağını söyledi.
Hükümet yetkililerinin ilaçların marketler aracılığı ile satılacağını beyan etmesi konusunda da anlaşmazsızlıkların bulunduğunu anlatan Bulut, şöyle konuştu:
“Markette ilaç satışı konusunda ABD modeli örnek gösterilirken bu ülke ile maliyet mukayesesi yapılmamakta. Bugüne kadar sürekli sağlık gider artışlarından dolayı tasarruf tedbirleri aldıklarını iddia edenlerin dünyanın en maliyetli sağlık sistemini örnek almaları anlaşılmamaktadır.
İlaçların markete geçmesi durumunda mevcut hali ile hiç bir sermaye grubu SGK ile sözleşme imzalamaz. Bu şartlarda eczaneler ayakta kalamayacağı gibi marketler sisteme dahil olmak istemez. Türkiye’nin her yerinde eczacılar SGK’ya dilekçelerle TEB’in devre dışı bırakılması durumunda sözleşme imzalamayacaklarını bildirmiştir.
SGK, 16 Ocak’ta vatandaş ilaca ulaşımında sıkıntı yaşadığında bunun sonuçlarını görecektir. Bazı yetkililer bizi ideolojik davranmakla suçluyor. Biz sağlıkçıyız, siyaset onların işi. Bizim tek gayemiz mesleğimizi onurumuzla yerine getirmek.”
HER İLAÇ KUTUSUNUN BİR ‘KİMLİĞİ’ OLACAK
04 Ocak 2010 HABERmedical
Kategori: Eczacılık, HABERLER
Yorumlar Kapalı
İlaç takip sistemi kapsamında 1 Ocak’tan itibaren üretilen ürünlerde, kupür yerine “ilacın kimlik numarası” olarak adlandırılan “karekod” yer alacak…
Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Nihat Tosun, İlaç Takip Sisteminin nasıl uygulanacağına açıklık getiren genelgede, şu bilgileri verdi:
Sağlık Bakanlığı’na “ilaç güvenliliğinin sağlanması” görevinin verildi. Bu amaçla ilaçların izlenebilirliğinin sağlanması için “Beşeri Tıbbi Ürünler Ambalaj ve Etiketleme Yönetmeliği”nde değişiklik yapıldı. Buna göre ürünlerin üzerinden kupür kaldırılarak yerine “karekod” adıyla yeni bir tanımlayıcı konuldu.
Üretim tarihi 1 Ocak 2010’dan sonra üretilen tüm ürünlere karekod konulacak. Üretim tarihleri 2010 içindeyse, ithal ürünlere de mutlaka karekod konulacak. 1 Ocaktan önce kupürlü olarak üretilen ürünlerin, kupürleri iptal edilerek üzerine “karekod” konulabilecek. Ya da 1 Ocak 2011 tarihine kadar eskiden olduğu gibi kupürlü satılabilecek.
İlaç Takip Sistemi, ilaç güvenliğinin sağlanmasında rol oynayacak. İlaç güvenliliğinin en önemli muhatabı olan eczacılarımızın karekodlu ilaçların satışına ağırlık vererek ilaç güvenliliğinin iyileştirilmesine katkıda bulunmaları bekleniyor.
İlaç takip sistemi nedir
Sağlık Bakanlığı’nın uygulamaya koyduğu İlaç Takip Sistemi, birer numara verilen ürünlerin, üretim aşamasından hastaya ulaşıncaya kadar her aşamada takip edilmesine olanak sağlayacak. Bu şekilde sisteme kaydedilen ilacın satışı sırasında öncelikle onay alınacak. Sistemin onay vermesi halinde satış gerçekleştirilebilecek.
ABD’DE 750 BİN MARKET İLAÇ SATIYOR
04 Ocak 2010 HABERmedical
Kategori: Eczacılık, HABERLER
Yorumlar Kapalı
Başbakan Erdoğan, ABD’de olduğu gibi marketlerde ilaç stantlarının kurulmasına yönelik çalışma yaptıklarını açıklamıştı…
ABD’de “Drugstore” olarak isimlendirilen, 1900′lü yılların başından günümüze geliştirilerek uygulanan ve zamanla zincirlere dönen, içinde ilaçların da satıldığı marketler, reçeteli ilaç satışında yüzde 20′lik paya ulaştı.
ABD Ulusal Eczane Zincirleri Derneği’nin (National Association of Chain Drugstores) açıkladığı son verilere göre, 2008′de 253.6 milyar dolarlık reçeteli ilaç satışının yapıldığı Amerika’da, satışların 10.2′sini süpermarket zincirlerinin içindeki, yüzde 9.8′ini de daha büyük süpermarket zincirlerinin içindeki eczaneler yaptı.
Reçeteli ilaçların yüzde 21.7′si posta siparişiyle, yüzde 17.3′ü bağımsız eczaneler tarafından satılırken, en büyük paya, yüzde 41 ile marketler içinde bulunmayan geleneksel zincir eczaneler sahip oldu.
Süpermarket zincirlerinde satılan reçeteli ilaçlar toplamda 25.77 milyar dolarlık satış rakamına ulaşırken, “kitlesel market” olarak adlandırılan daha büyük süpermarket zincirlerindeki reçeteli ilaç satışı ise 24.77 milyar dolar oldu.
Reçetesiz ilaç pazarı 16.8 milyar dolar
Reçetesiz ilaç satıcılarını bir araya getiren ABD Tüketici Sağlık Ürünleri Derneği’nin (Consumer Healtcare Products Association) verilerine göre ise ülke genelinde 750 bin markette bu ürünlere ulaşılıyor. Derneğin 2008 yılı istatistiklerine göre Amerika’da toplam 16.8 milyar dolarlık reçetesiz ilaç satışı yapıldı.
Marketlerde satılan ve “tezgah üstü” olarak isimlendirilen baş ağrısı geçirici, öksürük şurubu, migren ve mide yatıştırıcıları, ağrı gidericiler gibi reçetesiz ilaçlar, ABD’de günlük olarak yoğun şekilde kullanılıyor ve herhangi bir eczacıya gereksinim duymadan marketlerden alınabiliyor.
Amerika’da 56 binin üzerinde eczane bulunuyor. Eczanelerden 39 bini geleneksel zincir eczaneler, süpermarketler ve daha büyük süpermarketler tarafından işletilirken, 17 bine yakın da bağımsız eczane sahibi eczacı var.
Ülkede, içinde eczanelerin de bulunduğu zincir süpermarketler arasında Walgreens, 6971 şubeyle lider konumda bulunuyor. Walgreens’i CVS 6308 şubeyle, Rite Aid 4992 şubeyle, Health Mart 1961 şubeyle takip ediyor. (Dünya / 29.12.2009)
İLAÇTA YENİ DÖNEM BAŞLIYOR
04 Ocak 2010 HABERmedical
Kategori: Eczacılık, HABERLER
Yorumlar Kapalı
Reçetelere yapıştırılmak için ilaç kutularından kupür kesme dönemi sona eriyor…
Sağlık Bakanlığının uygulamaya koyacağı İlaç Takip Sistemi ile birer kimlik numarasına sahip olacak ilaçlar, üretimden tüketim aşamasına kadar takip edilebilecek, reçetelere yapıştırılmak için ilaç kutularından kupür kesme dönemi de sona erecek.
Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürü Saim Kerman, 1 Ocak 2010′dan itibaren ilaç firmalarının sadece karekodlu ürünleri piyasaya sürebileceğini, barkodlu ürünlerin ise piyasaya sürülemeyeceğini bildirdi.
“Karekod”un, her ilacın bir kimlik numarası olmasının, İlaç Takip Sistemine (İTS) bu numarayla kaydedilmesi anlamına geldiğini vurgulayan Kerman, sistemin, ilacın üretim aşamasından hastaya ulaşıncaya kadar her aşamada takibine imkan sağlayacağını söyledi.
Kerman, 1 Ocak 2010′dan itibaren piyasadaki bütün ilaçlarda karekod olmasının beklenmediğini, daha önce barkodlu olarak üretilenlerin de satılabileceğini belirterek,uygulamanın başlamasından sonraki 3-4 ay içinde ürünlerin yüzde 10′unda karekod bulunmasını umut ettiklerini kaydetti.
1 yıl boyunca piyasada barkodlu ürünlerin de olacağını, ama bu süre sonunda bütün ürünlerin karekodlu olmasını planladıklarını ifade eden Kerman, sistemin ülkede başarıyla uygulanması halinde, Türkiye’nin sahip olduğu bilgiyi yurt dışına satma imkanının da olabileceğini anlattı.
Saim Kerman, “İlaç Takip Sistemi”nin pilot uygulamasının bir süredir devam ettiğini, piyasada bulunan az sayıdaki karekodlu ürünün bu şekilde fatura edildiğini ve devletin ödeme belgeleri arasına karekodun da girdiğini belirterek, “Bununla ilgili programa sahip olmayan eczanelerin 1 Ocaktan itibaren bu programı yüklemelerini bekliyoruz” diye konuştu.
“HER İLAÇ SİSTEME KAYDEDİLECEK”
Sistemin işleyişi hakkında bilgi de veren Kerman, karekodlu ürünlerin İlaç Takip Sistemine kaydedilmesi zorunluluğu bulunduğunu, bu sayede hangi banttan hangi ürünün çıktığının takip edilebileceğini, sistemde kaydı bulunmayan ürünün satış sırasında onaylanmayacağını söyledi.
Kerman, böylece sahte ilacın önlenebileceğine, SGK’nın eczanelerle sözleşme fesih nedenlerinin başında da sahte kupürlü ilaçların geldiğine dikkati çekerek, bu nedenle eczacılardan, karekodlu ürünler eczanelerine geldiğinde önce sisteme okutmalarını daha sonra raflara yerleştirmelerini isteyeceklerini söyledi.
Saim Kerman, bunun eczacının da lehine olacağını vurgulayarak, “Eczacıların karekodlu ürünleri okutarak raflara yerleştirmesinde yarar var. Bunu bir genelgeyle de duyuracağız” dedi.
Medula sistemini revize eden Sosyal Güvenlik Kurumunun gerekli alt yapı düzenlenmesini yaptığını kaydeden Kerman, halen, reçete, önce SGK’nın provizyon sisteminden sorgulandığı daha sonra da İlaç Takip Sisteminden onay alındığı için eczanelerin 2 işlem yaptığını, bunun ileride tek işleme ineceğini, böylece sorgulama yapmanın daha kısa süreceğini bildirdi.
“İLAÇLAR ARTIK DAHA GÜVENLİ TOPLANACAK”
Bu sistem sayesinde artık ilaç kutularından kupür kesilmesine gerek kalmayacağını ifade eden Kerman, sistem ile ilaçların raflarda miatlarının dolması önleneceği için israf da olmayacağına işaret etti. Kerman, “Karekod uygulamasına şimdiye kadar geçilseydi eczacıların stok zararı sorunu hiç gündeme gelmezdi. Çünkü hangi eczanede ne kadar ilaç var kolaylıkla saptanabilirdi” diye konuştu.
1 Temmuz 2010′a kadar depoların sistem dışında olacağını, bu tarihten itibaren de depoların, koli üzerinden etiket sistemini aktive edeceğini anlatan Kerman, “Bu sayede kutu üzerinden tek tek uğraşmak gerekmeyecek. Depoda koli okutulunca içindeki bütün ilaçlar sisteme aynı anda kaydedilecek” dedi.
İlaç Takip Sistemi sayesinde toplatılması gereken ilaçların daha güvenli bir şekilde piyasadan çekilebileceğini ifade eden Kerman, “Toplatılacak ilaçların hangi eczaneye verildiği, hatta kimlik numarası yoluyla müşteri bile tespit edilerek çok sistemli bir şekilde geri çekme uygulanabilecek” diye konuştu.
“SİSTEME TÜM PAYDAŞLAR DAHİL OLMALI”
Türk Eczacıları Birliği (TEB) Genel Sekreteri Özgür Özel de, İlaç Takip Sistemine temelde karşı olmadıklarını, ancak ilaç zincirinin tüm paydaşlarının da dahil olduğu, ilacın üretiminden hastaya ulaşana kadarki süreçte zincirin içerisinde görev alan tüm tarafların katıldığı bir sistemi desteklediklerini söyledi.
Sahte ilacın önlenmesinin önemine işaret eden Özel, ülke kaynaklarını eritmesi, hasta hakları ve sağlığı açısından sahte ilaç konusu üzerinde durduklarını hatırlatarak, şunları kaydetti:
“İlaç Takip Sistemi, ilaçta sahteciliğin önünü kesmesi amacıyla ve iyi niyetli bir çabayla hayata geçirilmek istense de, sağlık zinciri içerisindeki tüm aktörleri ciddi anlamda etkileyecektir. Bizim sistemden en çok etkilenecek halka olan eczacılarımız adına İlaç Takip Sistemi konusunda önemli kaygılarımız ve öngördüğümüz çok hayati problemler var.”
Özgür Özel, bu sorunları Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna ilettiklerini ifade ederek, şöyle konuştu:
“Görüş ve önerilerimizin tüm taraflarca haklı bulunması sonucu, birliğimiz, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü arasında 1 Temmuz 2009′da bir protokol imzaladık. Bu protokolde, İlaç Takip Sisteminin hayata geçmesi ile ilgili olarak, birliğimizin olmazsa olmaz talepleri 7 ana başlık halinde yer aldı, bu talepler yerine gelmeden sistemin hayata geçirilemeyeceği imza altına alınmış oldu. Bu protokol ve kapsadığı taleplerimiz, sistemi doğru yönlendirmek, hastalarımızı ve meslektaşlarımızı mağdur etmemek için alınmış tedbirleri de kapsıyor. Çünkü bu gereklilikler yerine getirilmeden uygulamaya geçilmesi halinde İlaç Takip Sistemi ölü doğmuş olacak.”
Sistemde dağıtım kanalları ve depoların bulunmayışının, ilacın sadece eczaneden çıktığı, yani hastaya verildiği noktada sorgulanmasını öngördüğünü ileri süren Özel, ürünün rafa yerleştirilmeden önce sisteme okutulmasının da pratikte mümkün olmadığını savundu. Özel, “Zaman ve iş gücü açısından eczane işleyişini tamamen bloke edecek bu işlem, ancak depoların sisteme dahil olmasıyla mümkün olabilir. Bu da bizim sistemin bir bütün olarak çalışması amacıyla zaten sunduğumuz ön koşullardan birisi” diye konuştu.
İlaç Takip Sistemi ile ilgili hazırlık kapsamında, karekod sistemine uyumlu bir eczane işletim sistemine ihtiyaç duyulduğunu belirten Özel, Türk Eczacıları Birliği tarafından hazırlanan ve tüm eczanelere ücretsiz olarak dağıtılması planlanan TEBEOS eczane yazılımı ile ilgili hazırlıkların tamamlandığını, denemelerin başarıyla sonuçlanmasının ardından sistemin ilk bin eczaneye dağıtımının yapıldığını bildirdi.
Dağıtımın 2 ay içerisinde tüm Türkiye’de tamamlanacağını ve sistemin 24 bin eczaneye ücretsiz temin edileceğini bildiren Özel, bu yazılımın karekod sistemine uyumlu olduğunu, mevcut reçete onay sistemi ile tam uyumlu çalıştığını söyledi.
Özel, “Tüm bu koşullar altında, 1 Ocakta uygulamaya başlamanın mümkün olmadığını düşünüyoruz. Zira, birliğimizin ve eczacılarımızın istemediği, kabul etmediği bir sistemin hayata geçmesi de mümkün değildir” iddiasında bulundu.
“900 MİLYON DOLAR YATIRIM YAPILDI”
Merck Sharp Dohme İlaçları Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Doğu Afrika Yönetici Direktörü Jeffrey Kemprecos da, yenilikçi ilaç sektöründeki biyoteknoloji ve araştırmacı ilaç firmalarının, sahte ve taklit ilaçlarla mücadelede Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna her türlü desteği vermeye hazır olduklarını söyledi.
Sahte ilaçların hasta güvenliğini tehdit etmesinin yanı sıra, SGK’ya her ay milyonlarca TL’ye mal olarak, sağlık bütçesinde ilaç için ayrılan kaynağın yanlış yerlere kanalize olmasına sebebiyet verdiğine dikkati çeken Kemprecos, “SGK’nın ümit vaat eden yeni ilaç ve aşılar için kaynak yaratmak amacıyla çaba gösterdiği bir dönemde, milyonlarca liranın sahte ürünler için sarf edilmesi kabul edilemez” dedi.
Kemprecos, orijinal ilaç sektörünün, Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu ile 2 yıldan fazladır sahte ilacın önlenmesi ve ilaç güvenliğinin sağlanmasına yönelik yeni bir sistem üzerinde çalıştığını anlatarak, şöyle konuştu:
“Bu, her bir kutu ilacı arz zinciri, üretici, dağıtıcı, eczane veya hastaneden hastaya ulaşıncaya kadar izlemek üzere dizayn edilen, büyük ve heyecan verici bir sistem olacak. Bunun için hükümet ve özel sektör arasında sayısız toplantılar yapıldı, danışmanlık hizmeti verildi. Bugün gelinen noktada, teknik ve güvenlik ekibimiz çok önemli teknik konuların şu an için çözüldüğüne inanılıyor.”
Biyoteknoloji ve araştırmacı ilaç firmalarının yeni paketleme, damgalama ve takip ekipmanları için yaklaşık 900 milyon dolarlık yatırım yaptıklarını belirten Kemprecos, geçmişte sistemin yürürlüğe girme tarihiyle ilgili ertelemeler olduğunu, ancak bu ertelemeler hastaların güvenilir ilaca erişimi için bir risk yaratırken, yeni ilaç ve aşıların temini için ayrılan kaynakların da boşa harcanmasına yol açtığına işaret etti. (Hürriyet / 29.12.2009)
SGK: İNDİRİM SÖZLEŞMESİ ECZANELERİ HEDEF ALMIYOR
03 Ocak 2010 HABERmedical
Kategori: Eczacılık, HABERLER
Yorumlar Kapalı
Kurum, tek tek yapılacak sözleşmeyle eczacıların maliyetlerinin düşeceğini açıkladı…
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanlığınca, ilaç sanayi ile yapılan indirim sözleşmesinin eczaneleri hedef alan bir uygulama olmadığı, tek tek yapılacak sözleşmeyle eczacıların maliyetlerinin düşeceği bildirildi.
SGK’dan yapılan yazılı açıklamada, Türk Eczacıları Birliği (TEB) ile yapılan sözleşmenin SGK tarafından feshedilmesiyle ilgili son günlerde bazı basın yayın organlarında yer alan haberlerde “eczanelerin sahipsiz kalacağı” yönünde yorumların yer aldığı hatırlatıldı.
Kurumun, eczanelere bundan önce olduğu gibi bundan sonra da sahip çıkmaya devam edeceğinin belirtildiği açıklamada, SGK ile ilaç sanayi arasında ilaç fiyatlarında indirimi öngören bir sözleşme yapıldığı hatırlatıldı. Bu sözleşmenin küresel ekonomik krizin etkisiyle Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar üzerine alınan tedbirlerden biri olduğu belirtildi. Amacın vatandaşın ödediği vergileri ve sosyal güvenlik primlerini daha etkin ve verimli kullanmak olduğu kaydedilen açıklamada, anlaşmayla ilaç fiyatlarında yüzde 25–50 civarında indirim sağlanacağı vurgulandı.
Açıklamada, bu indirimin vatandaşların yüzde 25–30 civarında daha az katkı payı ödeyerek ilaca erişimi anlamına geldiği ve kamunun sağlık harcamalarında yaklaşık 2,5 milyar liralık tasarruf hedeflediği anlatıldı.
SGK’nın temel amacının sosyal güvenlik hizmetlerinin vatandaşlara daha etkin, verimli ve kesintisiz ulaşmasını sağlamak olduğuna işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Bu çerçevede, ilaç sanayi ile yapılan indirim sözleşmesi eczanelerimizi hedef alan bir uygulama değildir. Kurumumuz her defasında bu bilgiyi eczacılarımız ve kamuoyuyla paylaşmıştır. Ancak TEB, geçtiğimiz günlerde yapılan Genel Kurul öncesi seçim atmosferi içinde eczacılarımızın eczanelerini bir gün süreyle kapatma eylemi yapmalarına neden olmuştur. Oysa eczacılarımızın yakındığı fiyat farklarından doğan zararlarının ilaç firmaları tarafından karşılanması hususunun ilaç sanayi ile yapılan sözleşmede imza altına alındığı daha önce de açıklanmıştı.
Kaldı ki eczacılarımızla tek tek yapılacak olan sözleşmeyle eczacıların maliyetleri daha da düşecektir. Yeni uygulamayla eczacılarımızın TEB’e sözleşme bedeli olarak vermek zorunda kaldığı 500 TL ödeme yükümlülüğü kalkmış olacaktır. Dolayısıyla sözleşmenin Kurumumuz ile TEB arasında yapılmasından kaynaklanan ve bu nedenle eczacılarımızın TEB’e ödemek zorunda kaldıkları sözleşme bedeli, sözleşmenin Kurumumuz ile eczacılarımız arasında doğrudan yapılmasıyla ortadan kalkacaktır.
Ayrıca, önceki sözleşmeye göre sürecin daha iyi işlemesi ve bürokratik işlemlerin azaltılması amacıyla eczanelere bazı avantaj ve kolaylıklar da yeni sözleşmeyle sağlanacaktır. Tek tek yapılacak olan sözleşmelerle ilgili herhangi bir bürokratik uygulama ya da zaman kaybı oluşturacak herhangi bir işlem de söz konusu olmayacaktır.”
“Sağduyulu yaklaşımları bekliyoruz”
SGK’nın teknolojik olanaklarının tüm eczacılara sadece tek bir tuşla ulaşabilecek düzeyde olduğunun altı çizilen açıklamada, vatandaşların sağlık hizmetlerini aksatmamak ve eczacıların mağduriyetlerini engellemek için gereken tüm tedbirlerin alındığı belirtildi.
Açıklamada şunlar kaydedildi:
“Diğer taraftan, eczacılarımızla tek tek sözleşme yapılması TEB ve eczacı odalarının temsil yetkilerine karşı bir tutum olmayıp, eczacılarımızla ilgili her konuda, daha önce olduğu gibi bundan sonra da TEB ve eczacı odaları ile işbirliği ve görüşmelerimizin sürdürülmesinde herhangi bir engel bulunmamaktadır.
Her şartta vatandaşımıza sağlıklı ve etkin hizmet verilmesi temel görevimizdir. Kurum olarak vatandaşlarımıza hizmet vermek ve ilaç temin etmek için, isteyen her eczanemizle sözleşme yapılacaktır. Bütün eczacılarımızın sağduyulu yaklaşımlarını bekliyor ve onları vatandaşlarımıza sağlık hizmeti vermek adına sözleşme yapmaya davet ediyoruz.”
“Eczacılar sözleşmeleri tek tek reddedecekleri iradesini ortaya koydular”
Türk Eczacıları Birliği, eczacıların hiçbir zaman SGK ile tek tek sözleşme imzalamayacağı, bunun beyan edildiği dilekçelerin tüm Türkiye’de büyük katılımla ve başarıyla toplandığını belirterek, açıklamada şunlar kaydedildi:
“Bugün itibariyle eczacılarımızın yüzde 95′ten fazlası dilekçelerini Birliğimize ulaştırmıştır. Dilekçeler tamamlandığında toplu halde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına iletilecektir.
Eczacılar kendilerine tek tek dayatılan sözleşmeleri tek tek reddedecekleri iradesini ortaya koymuşlardır. Biz de Başkanlar Danışma Kurulu olarak ilan ediyoruz ki eğer 16 Ocak’a kadar Birliğimizle sözleşme imzalanmazsa ilaçta faturalı döneme geçilecektir. Eczacı da eczacı odaları da hiçbir tehdide boyun eğmeyecek, kararlılıkla mesleğini, onurunu, geleceğini ve hasta sağlığını korumaya devam edecektir.” (Dünya / 23.12.2009)
“ÖNLEM ALINMAZSA ECZANELER KAPANACAK”
03 Ocak 2010 HABERmedical
Kategori: Eczacılık, HABERLER
Yorumlar Kapalı
TEB: “Eczacı da eczacı odaları da hiçbir tehdide boyun eğmeyecek” Türk Eczacıları Birliği ”Eczacıların kendilerine dayatılan sözleşmeleri tek tek reddedecekleri iradesini ortaya koyduklarını, 16 Ocak’a kadar Birlikle sözleşme imzalanmazsa ilaçta faturalı döneme geçileceğini” bildirdi…
Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti ve 51 bölge eczacı odasından yapılan ortak açıklamada, Başkanlar Danışma Kurulu’nun 22 Aralıkta Ankara’da, SGK’nın Birlik ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmesini görüşmek üzere tek gündemli ve olağanüstü olarak toplandığı kaydedildi.
Başkanlar Danışma Kurulu’nun, ”SGK’nın, 4 Aralık eylemine karşılık olarak sözleşmeyi feshetmiş olmasını, demokratik hak kullanıldığı için hastaların ve eczacıların cezalandırılması girişimi” olarak değerlendirdiği ifade edildi.
SGK ve bağlı olduğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ”fesih sonrasında eczanelerle tek tek sözleşme yapılacağı, eczacılardan sözleşme parası alınmayacağı, Birliğin ve odaların sözleşme ve aidat gelirlerinden rahatsız olduğu” açıklamalarının hem demokratik hem de hukuksal çerçeveyi aşan yaklaşımlar olarak görüldüğü kaydedilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
”Eczacı, kendisiyle Birliği arasına sözleşme parası sokulmasına izin vermeyecektir. Eczacı, haksız geri ödeme kesintileri, sık sık değişen reçete yazım kuralları, çalışmayan reçete onay sistemi, muayene ücreti tahsildarlığı gibi doğrudan SGK’dan kaynaklanan sorunları her gün yaşamaktadır. Eczacının sorunu sözleşme bedelleri ya da üye aidatları değildir.”
Açıklamada, önlem alınmazsa eczanelerin tek tek kapanacağı belirtilerek, önlem alınmadığı, ”alındığı” söylenen kısmi önlemlerin de uygulanmadığı savunuldu. Birçok ilaçta 4 Aralıktan sonra hastaların ödediği fiyat farklarının arttığı kaydedilerek, ”16 Ocaktan itibaren vatandaşın parasını cebinden ödeyip bunun tahsilatı için karda kışta SGK il müdürlükleri önünde kuyruklarda beklemesinin sorumlusu da eczacı olmayacaktır” görüşü dile getirildi.
Eczacıların hiçbir zaman SGK ile tek tek sözleşme imzalamayacağı, bunun beyan edildiği dilekçelerin tüm Türkiye’de büyük katılımla ve başarıyla toplandığı belirtilerek, açıklamada şunlar kaydedildi:
”Bugün itibariyle eczacılarımızın yüzde 95′ten fazlası dilekçelerini Birliğimize ulaştırmıştır. Dilekçeler tamamlandığında toplu halde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına iletilecektir.
Eczacılar kendilerine tek tek dayatılan sözleşmeleri tek tek reddedecekleri iradesini ortaya koymuşlardır. Biz de Başkanlar Danışma Kurulu olarak ilan ediyoruz ki eğer 16 Ocak’a kadar Birliğimizle sözleşme imzalanmazsa ilaçta faturalı döneme geçilecektir.
Eczacı da eczacı odaları da hiçbir tehdide boyun eğmeyecek, kararlılıkla mesleğini, onurunu, geleceğini ve hasta sağlığını korumaya devam edecektir.” (HaberTürk / 23.12.2009)



