TÜRKİYE'NİN MEDİKAL HABER PORTALI

TUZUN AZI KARAR ÇOĞU ZARAR

15 Mart 2013 HABERmedical  
Kategori: SAĞLIK

11-17 Mart Dünya Tuza Dikkat Haftası. Dünya Sağlık Örgütü; hipertansiyon, kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları başta olmak üzere obezite, diyabet ve bazı kanser türlerinden korunmak amacıyla günlük tuz tüketimini 5 gram’dan az olarak öneriyor. Bu da bir çay kaşığı tuz anlamına geliyor. Günlük tuz tüketiminin günde 5 grama indirilmesi ile her yıl dünyada kalp krizi ve inmeye bağlı 2.5 milyon ölüm önlenebilir. Liv HOSPITAL Nefroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Tekin Akpolat tuzun azaltılmasının pek çok hastalığın tedavisi için gerekli olduğunu söylüyor ve herkesi uyarıyor: “Size sormadan çayınıza ya da kahvenize şeker ekleyebiliyorlar mı? Öyleyse neden size sormadan yemeklerinize tuz ekleyebiliyorlar? Buna izin vermeyin, sağlığınızı koruyun.”

Tuzun azaltılması kan basıncını kontrol altına almanın yanı sıra hipertansiyon gelişimini de önleyebilir. Hipertansiyon sorunu ile karşılaşmamak için yapılacak işlerden birisi de tuzun azaltılmasıdır. Birçoğumuzun eli yemeğin tadına bile bakmadan tuzluğa gidiyor, eskiden bol tuzlu yiyenler yaşlanınca, hipertansiyon hastası olunca tuzun tadını unutmak zorunda kalıyor. Ailelerinin bol tuzlu yediğini gören çocuklar da aşırı tuz tüketimine yöneliyor. Tuz tüketimini kontrol altına alarak sadece yaşlılıkta değil daha erken yaşlarda hipertansiyonun ortaya çıkmasını da önlenebilir. Hipertansiyonu olan hastalar daha az tuzlu yiyerek yüksek kan basınçlarının kontrol altına alınmasını da kolaylaştırırlar. Yüksek tansiyon için önemli olan sofra tuzu olarak bilinen NaCl’dür. Batı tarzı beslenmede kişiler günde ortalama 8-9 gram tuz alırlar. Bu tuzun günde 5 grama düşürülmesi kan basıncının kontrol altına alınmasını kolaylaştırır.

Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıklarının 2012 yılında yaptığı araştırmaya göre günde ortalama 15 gram tuz alıyoruz. En önemli tuz kaynakları yemek pişirilirken eklenen tuz ve ekmektir.

Tuz tüketimini azaltacak 10 pratik öneri

1. Yemeğin tadına bile bakmadan tuz koymayın. Tuzsuz yemek çok tatsız diyorsanız biber, sirke, limon suyu ve değişik bitkilerle yemek tatlandırılabilir.
2. Tuzsuz ekmek yiyin. Taze sebze yiyin. Konserve, turşudan uzak durun.
3. Yemek pişirirken tuz koymayın, pişirdikten sonra da koymayın.
4. Tuzu azaltılmış peynir yiyin.
5. Doktor veya eczacıya danışarak yapay tuz kullanabiliriz
6. Dışarıda yemek yerken seçici olun
7. Nane, kekik, soğan, sarımsak yemeklere tuz olmadan lezzet verir. Etleri sarımsak, sirke, limon suyu ile terbiye edin.
8. Sebze, meyveler genel olarak az tuz içerir
9. Taze fındık, ceviz, semizotu yemeğe lezzet katar
10. Alışveriş yaparken gıda etiketindeki tuz miktarına bakalım.

Tuzun zararları
• Mide kanseri
• İnme
• Kalpte büyüme
• Kalp yetmezliği
• Vücutta şişlik
• Böbrek hastalığı
• Böbrek taşı
• Kemik erimesi

Pratik Bilgiler
• Tuzsuz bir yaşam düşünülemez ancak yeterli beslenen bir kişide tüketilen gıdaların içinde bulunan tuz yeterlidir.
• Yemeklere hiç tuz katmadan yaşamak mümkün.
• Gıdaların bozulmaması için tuza gerek yok, derin dondurucular var.
• Günlük tuz tüketiminin günde 5 grama indirilmesi ile her yıl dünyada kalp krizi ve inmeye bağlı 2.5 milyon ölüm önlenebilir.
• Tuz alımının günde 3 gram azaltılması dünyadaki yıllık sağlık harcamasını milyarlarca dolar azaltabilir.
• Tuzlu yemeye çocuklukta alışıyoruz.
• Tuz tadı kazanılan bir alışkanlıktır.
• Bebek ve çocuklar az tuzlu/tuzsuz yemeğe alıştırılırsa tuz tadını aramazlar.

İŞ HAYATINDA TANSİYONLA BAŞ ETMENİN PÜF NOKTALARI

09 Şubat 2013 HABERmedical  
Kategori: SAĞLIK

Hipertansiyon erişkinlerin en sık karşılaştığı kronik hastalıkların başında geliyor. Dünyada yaklaşık olarak 1.5 milyar kişi bu rahatsızlıkla baş ederken, Türkiye’de ise hipertansiyonu olan hasta sayısı neredeyse 15 milyonu buluyor. Liv HOSPITAL Nefroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Tekin Akpolat, birçok kişinin yaşamını etkileyen hipertansiyonun nedenleri, yol açtığı hastalıklar hakkında bilgiler verirken tedavi yöntemleri konusunda da ipuçlarını paylaşıyor…

Hipertansiyon nedir?

Ülkemizde 15 milyon kişinin yaşamını etkileyen hipertansiyon hastalarının yaklaşık yarısı kan basıncının yüksek olduğunun farkında olmadan yaşantısını sürdürmeye devam ediyor. Bu 15 milyon hastadan yaklaşık 10 milyonu ise kan basıncını kontrol ettirmiyor. Hipertansiyonun önemi, sık karşılaşılması, belirti vermediği için hastalar tarafından fark edilememesi, fark edilse bile yeterli ölçüde tedavi edilmemesi hastalığı daha da tetikliyor. Yeterli tedavi alamayan hastalarda birçok organ olumsuz olarak etkileniyor. Yüksek tansiyondan en çok etkilenen organlar ise kalp, beyin, böbrek, gözler ve ana damarlar oluyor. Hipertansiyon oluşumuna yol açan faktörlerden en önemlisi tuz kullanımının çokluğu ve genetik etkenlerdir. Tuzu fazla tüketen toplumlarda hipertansiyon sıklığı daha fazladır. Bunun yanı sıra ailede hipertansiyon olan kişilerde bu risk daha da fazlalaşıyor. Bunların yanı sıra stres, hareketsiz yaşam, şişmanlık, kötü beslenme alışkanlıkları gibi durumlar da hipertansiyon oluşumuna katkıda bulunur.

Hipertansiyona yol açan hastalıklar

Hastaların yüzde 5-10’unda ise hipertansiyon başka bir hastalığa bağlıdır. Hipertansiyona yol açan hastalıkların önemli kısmı böbrek kaynaklıdır. Hormonal hastalıklar ise önemli diğer bir grubu oluşturmaktadır. Bu hastalıkların önemli bir kısmının tedavi edilebilir nitelikte olması, hastalıkların tedavisi ile de hipertansiyonun kalıcı tedavisinin mümkün olması her hastanın hipertansiyona yol açan hastalıklar açısından değerlendirilmesini zorunlu kılar.

Uzun çalışma saatleri hipertansiyonu yükseltiyor

Uzun çalışma saatleri, masa başı çalışma düzeni ve düzensiz beslenme tansiyonu olumsuz etkiler. Çalışma hayatının stresi de göz önüne alındığında çalışanlar hipertansiyon ve hipertansiyona bağlı sorunlar için risk altındadırlar. Zamanın kısıtlı olması kişileri daha az hareket etmesine fırsat verir. İş yemekleri ve uzun süren toplantılar beslenme düzenini daha da bozar. Kişinin kendisine zaman ayıramaması tedavinin de aksamasına neden olabilir. Hipertansiyon tedavisi üç aşamadan oluşuyor; hipertansiyona yol açan hastalığın tedavi edilmesi, ilaç uygulaması, yaşam düzeninde değişikliğe gitmek. Tuz alınımının kısıtlanması, fazla kiloların verilmesi, fiziksel aktivitenin artırılması, sigara ve alkolün belli düzeyde tutulması başlıca yaşam düzeni değişiklikleridir.

Tansiyon kontrolünde pratik yollar

İş yaşantısından tansiyonu kontrol etmenin yolları üç başlıkta incelenebilir. Bunlar, sağlıklı bir hasta-hekim ilişkisi, hipertansiyon hakkında yeterli ve doğru bilgiye sahip olmak, iş yaşantısı içerisinde hipertansiyon tedavisinde gerekli olan yaşam düzeni değişikliklerini gerçekleştirmektir. Tüm hastalıklarda olduğu gibi hipertansiyonda da tedavinin başarılı olması için hastanın önce bir hekim tarafından değerlendirilmesi ve tedavinin planlanması gerekir. Hipertansiyon açısından özel durum hipertansiyona yol açan bir hastalığın olup olmadığının araştırılmasıdır. Hipertansiyonun sık karşılaşılan bir hastalık olması ve hemen herkesin sosyal çevresinde hipertansiyonu olan bir yakınının olması nedeni ile hipertansiyon hastalar arasında sıklıkla konuşulan konulardan birisidir. Hastalar sürekli doğru-yanlış bilgi edinmekte ve tedavileri yönlendirilmektedir. Bu nedenle hipertansiyon hakkında yeterli ve doğru bilgilere sahip olmak gerekir. İş yaşantısında tansiyonu kontrol etme yolları arasında belki de en zor olan iş yaşantısı ile hipertansiyon tedavisinde gerekli olan yaşam düzeni değişikliklerini uyumlu hale getirmektir. Hastanın hastalığını kabullenmesi ve doğru yönlendirilme ile birlikte bu sorun kolaylıkla aşılabilir. Kan basıncını kontrol altına almanın yollarından birisi de bir kan basıncı ölçüm aletine sahip olmaktır. Günümüzde hipertansiyon hastaları şanslıdır, çünkü fiyatları oldukça makul ve doğru ölçen otomatik tansiyon ölçüm aletleri sayesinde hastane dışında kan basıncını ölçebilir. Burada önemli olan doğru alet seçmektir. Çalışma ofisinizde de bir alet bulundurmanızda yarar vardır.

Yemek seçerken acele etmeyin

İş yaşantısında en büyük zorluklardan birisi dışarıdan yiyecek tüketmektir. Ancak bilinçli ve planlı bir yaklaşımla dışarıda yemek tüketmek tansiyona olan olumsuz etkileri en aza indirger. Hipertansiyondan kaçınmak için tuzu az kullanmak, ara öğünleri atlamamak ve doğru lokantaları seçmek önemlidir. Ülkemiz dünyada en çok tuz tüketen ülkelerden birisidir. Tuz açısından zengin gıdaların tüketiminden kaçınmak gerekir. Ara öğünlerde simit, kuru pasta gibi seçenekler tuz nedeni ile tercih edilmemelidir. Evden çıkarken yanımıza bir meyve koymak, bir avuç fındık almak güzel seçenekler olabilir. Öncelikle diyete uygun alternatif sunabilen lokantalar tercih etmelisiniz. Restoranlarda yemek seçerken acele etmemek ve özel isteklerden kaçınmamak yararlı olur.

Dışarıda yemek yerken nelere dikkat etmek gerekir?

• Çok aç yemeğe gitmeyin.
• Menüyü dikkatle inceleyin ve tuzsuz, az yağlı, yağsız ürünleri seçin.
• Porsiyonları oranlı tüketin.
• Kırmızı et yerine beyaz et tercih edin.
• Tatlı yerine meyve yiyin.
• Ara sıcaklarından kaçının.
• Su tüketimini artırın ve şekerli içeceklerden kaçının.
• Alkol alımını azaltın.
• Yemeklerde tuz yerine limon ve baharat kullanın.