TÜRKİYE'NİN MEDİKAL HABER PORTALI

PFIZER-HACETTEPE INOVASYON BULUŞMALARI DEVAM EDİYOR

Ülkemizde Ar-Ge ve inovasyon ortamının gelişmesi için uzun yıllardır çalışan Pfizer, Hacettepe Üniversitesi ile 2009 yılında başlattığı Türkiye ilaç sektöründeki ilk akademi-sanayi işbirliği kapsamında çalışmalarına devam ediyor. 1 Şubat Salı günü Pfizer ve Hacettepe Üniversitesi bilim insanlarının bir araya geldiği ‘İnovasyon Buluşmaları’nın ikincisi, ilaç keşfine yönelik temel araştırma niteliğindeki çalışmaların başlatılması açısından büyük önem taşıyor…

inovasyon_img1İşbirliği ve yenilikçilik nosyonlarını kurumsal değerleri olarak kabul eden iki öncü organizasyonun bir araya geldiği, Pfizer-Hacettepe Üniversitesi İlaç Ar-Ge işbirliğinde somut adımlar atılmaya devam ediliyor.
İşbirliği çalışmaları kapsamında karşılıklı ilgi alanlarının örtüştüğü konularda yeni öneriler değerlendiriliyor ve ilaç keşfine yönelik projelerin, Hacettepe Üniversitesi Teknokent’teki Pfizer Ar-Ge ofisi aracılığıyla küresel Ar-Ge çalışmalarına dahil edilme süreçleri planlanıyor.

Projeleri desteklemek üzere bilgi transferi, alt yapı iyileştirmeleri ve bilimsel araştırmaların teşviki konularında çalışmalar yürütülüyor. 2011 yılının ilk yarısında, Pfizer ve Hacettepe Üniversitesi bilim insanlarının bir araya geldiği ‘İnovasyon Buluşmaları’nın ikincisi gerçekleştirildi. Buluşma; Türkiye’nin sağlık araştırmaları alanında güçlendirilmesi hedefiyle, ilaç endüstrisi ve bilim dünyasını bir araya getiren ve ortak bir platform yaratmak amacıyla yapılan örnek girişim olarak nitelendirildi.

Pfizer’in ABD’de en büyük Ar-Ge Merkezi olan Groton’da Moleküler Ürün Direktörü olarak görev yapan Clay J. Stephens’ın konuşmacı olarak katıldığı “Farmasötik Hedef Keşfine Genetik Yaklaşımlar” konulu toplantıya, Pfizer Global Ar-Ge Merkezinden bilim insanları, üst düzey yöneticiler ve Hacettepeli bilim insanlarının da aralarında bulunduğu 78 kişi katıldı.

inovasyon_img2Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Meral Özgüç, toplantıda yaptığı açılış konuşmasında, üniversite ve sanayi arasındaki işbirliğini geliştirmenin önemine vurgu yaparak şunları söyledi; “Pfizer ile gerçekleştirdiğimiz bu değerli işbirliği ile, ilaç keşfine yönelik temel araştırma niteliğinde çalışmalar başlattık.Dünyanın birçok yerinden önemli çalışmalara imza atmış bilim insanlarının bir araya geldiği bu toplantılar, fikir ve projelerin bir çatı altında hayat bulmasının yanı sıra üniversitelerdeki akademik birikim ve araştırma sonuçlarının ekonomik değere dönüştürülmesine ve ülkemizin uluslararası rekabet gücünün artırılmasına da katkı sağlayacak”.

Pfizer Türkiye Medikal Direktörü Dr. Turgay Aydınlar ise ‘İnovasyon Buluşmaları’ kapsamındaki hedeflerini şöyle açıkladı; “2009 yılında başlattığımız bu işbirliği ile her iki tarafın da kaynaklarından karşılıklı olarak yararlanabileceği, iki tarafın bilim insanlarının temel araştırma projelerini tartışabildikleri bir köprü oluşturduk. Bu işbirliği kapsamında yeni öneriler değerlendirilecek ve ilaç keşfine yönelik projeler, karşılıklı olarak ilgi alanlarının örtüştüğü konularda Pfizer Ar-Ge ofisi aracılığıyla küresel Ar-Ge çalışmalarına dahil edilecek”.

PFIZER “EN BEĞENİLEN İLAÇ ŞİRKETLERİ” ARASINDA

12 Aralık 2010 HABERmedical  
Kategori: Farmakoloji Haberleri, HABERLER

PfizerCapital dergisinin bu yıl 11′incisini gerçekleştirdiği “Türkiye’nin En Beğenilen Şirketleri” araştırmasında Pfizer, dokuzuncu kez ilaç sektörünün ‘en beğenilen şirketleri’ arasındaki yerini aldı…

Aylık iş ve ekonomi dergisi Capital’in, Türkiye’nin önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticilerinin katılımı ile gerçekleştirdiği “Türkiye’nin En Beğenilen Şirketleri” araştırmasında Pfizer, dokuzuncu kez ilaç sektörünün en beğenilen şirketlerinden biri oldu.

Türkiye’nin ‘en beğenilen’ ilk 20 şirketini ve sektörler bazında en beğenilen ilk 3 şirketi belirleyen araştırmaya Türkiye’nin önde gelen 500′ün üzerinde şirketten toplam 1321 yönetici katıldı. Yöneticilere, kendi sektörlerinde beğendikleri ilk 3 firmanın hangileri olduğu ve bu şirketleri beğenme nedenlerine dair sorular yöneltildi. Türkiye’nin en beğenilen şirketi, katılımcıların tümünün görüşleri üzerinden hesaplanırken, sektörlerin en beğenilen şirketleri ise sadece ilgili sektörün temsilcilerinin çalıştığı şirket dışında verdiği yanıtlar üzerinden hesaplandı.

TANSİYON İLACI THELIN PİYASALARDAN ÇEKİLDİ

12 Aralık 2010 HABERmedical  
Kategori: Eczacılık, HABERLER

ilacPfizer, karaciğerde ölümcül hasara yol açabileceği gerekçesiyle Thelin’i piyasalardan çekti…

İlaç şirketi Pfizer, AB ülkeleri, Kanada ve Avustralya’da satılan hipertansiyon ilacı Thelin’in klinik deneylerini durdurduğunu da açıkladı.

Şirketten yapılan açıklamada, klinik deney sonuçlarının ve bazı diğer bilgilerin, ilacın karaciğerde hasara yol açtığını ortaya koyduğu bildirildi.

Pfizer, Encysive Pharmaceuticals’ı 2008′de satın aldığında bünyesine kattığı ilacın faydasının yan etkilerinden daha fazla olmadığını, ilaçla ilgili tüm çalışmaları durdurduğunu belirtti.

ŞÜKRÜ VAROL AİFD GENEL SEKRETER YARDIMCISI OLDU

15 Temmuz 2010 HABERmedical  
Kategori: Genel Haberler, HABERLER

Yorumlar Kapalı

Sukru VarolAraştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) Genel Sekreter Yardımcılığı görevine Şükrü Varol atandı. 12 Temmuz 2010 Pazartesi itibarı ile görevine başlayan Varol aynı zamanda AİFD Yürütme Kurulu Başkan Yardımcılığını da üstlendi.

İlaç sektöründe deneyimli bir isim olan Şükrü Varol, Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümünden 1988 yılında mezun oldu. Aynı bölümden yüksek lisans derecesini 1991′de alan Varol, 1988 – 2000 yılları arasında Pfizer ilaç şirketinde Üretim Planlama, Ürün Müdürlüğü, Pazar Araştırmaları Müdürlüğü, Satış ve Pazarlama Müdürlüğü görevlerinde bulundu. 2000-2004 yılları arasında Roche Reçetesiz İlaçlardan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışan Varol, bu kategoride şirkete yarattığı değerle dikkat çekti. Şükrü Varol 2005 yılında Roche Reçetesiz İlaç bölümünün Bayer tarafından satınalınması ile birlikte Bayer Reçetesiz İlaçlar Ülke Müdürü olarak atandı. Varol bu dönemde satınalınan Roche reçetesiz ilaçları ile birlikte bölümünün yeniden kurulması ve yeni bölümün başarı ile büyütülmesi çalışmalarını yönetti. Şükrü Varol 2008 yılı boyunca Abdi İbrahim ilaç firmasında Reçetesiz İlaçlar Genel Müdürü olarak görev yaptı.

Evli ve iki çocuk babası olan Varol İngilizce biliyor.

AİFD YENİ BAŞKANINI SEÇTİ

Yorumlar Kapalı

Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği’nin (AİFD) 8. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Melih Memecan Yönetim Kurulu Başkanlığı’na getirildi…

AİFD’nin yeni Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu: Melih Memecan (Pfizer), Muhittin Bilgütay (MSD), Elçin Ergün (Merck Serono), Güldem Berkman (Novartis), Yiğit Gürçay (GlaxoSmithKline), Oliver Guillaume (Sanofi-aventis), Dr. Emin Fadıllıoğlu (Abbott), Chris Stijnen (Bristol-Myers Squibb) ve Hervé Dussart (Astra Zeneca).

Yönetim Kurulu Yedek Üyeliklerine Roland Stehlin (Boehringer Ingelheim), Engin Kap (Amgen), Didem Abut Özaydın (UCB Pharma), Şinasi Yörük (Intendis), Dr. Önder Sevdik (İ.E. Ulagay/Menarini), Hanzade Alptekin (Nestle), Cüneyt Balıkçıoğlu (Ferring), Dr. Can Hisarlı (Eczacıbaşı/Baxter) seçildi.

AİFD Denetleme Kurulu ise Mario Ammirati (Chiesi), Kadir Tepebaşı (Lilly), ve Matthieu Accolas (Servier)dan oluştu. Denetleme Kurulu yedek üyeliklerine Dr. İlker Özbay (Daiichi-Sankyo), Gaye Burhanoğlu (Lundbeck), Dr. Şebnem Avşar Tuna (Novo Nordisk) seçildi.

Yapılan görev dağılımı sonucunda Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Melih Memecan seçildi. Daha önce AİFD Başkan Yardımcılığı’na getirilmiş olan Engin Güner’e ilave olarak Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılıklarına Güldem Berkman ve Yiğit Gürçay, Sayman üyeliğe Dr. Emin Fadıllıoğlu seçildi.

AİFD Başkanı Melih Memecan görevi devralmasının ardından şu açıklamayı yaptı:

“Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği olarak, daha sağlıklı bir Türkiye yaratma misyonu ve ilaç sanayiinin gelişimini öngörülebilir ve sürdürülebilir bir ortamda sağlamak vizyonu ile ülkemizde küresel rekabet gücü daha da yüksek bir ilaç endüstrisi için çalışmaya devam edeceğiz. Bu hedefe yönelik bütün katkıları için tüm geçmiş yönetimlerimize teşekkür ediyoruz.”

Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği Hakkında

2003 yılında kurulmuş olan Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği toplam 37 bioteknoloji ve Ar-Ge ağırlıklı firmadan oluşmaktadır. AİFD’ye üye olan Abbott, Actelion, Alcon, Astra Zeneca, Amgen, Astellas, Bayer, Boehringer Ingelheim, Bristol-Myers Squibb, Celgene, Chiesi, Daiichi-Sankyo, Eczacıbaşı–Baxter, Ferring, Fresenius Kabi, Fresenius Medical Care, Genzyme, Gilead, GlaxoSmithKline, IBSA, İ.E. Ulagay, Indentis, Johnson&Johnson, Lilly, Lundbeck, Merck Serono, MSD, Nestle, Novartis, Novo Nordisk, Nutricia Klinik Beslenme, Pfizer, Sanofi-aventis, Servier, Solvay İlaç Türkiye, UCB Pharma, Wyeth olmak üzere dünyadaki yeni ilaç araştırmalarının büyük bölümünü yapan araştırmacı ilaç firmalarıdır.

SİSTEMDEKİ BELİRSİZLİKLER SIKINTI YARATIYOR

19 Şubat 2010 HABERmedical  
Kategori: Farmakoloji Haberleri, HABERLER

Yorumlar Kapalı

AIFDİlaç sektöründe 1 Ocak 2010 tarihi itibarı ile başlatılan İlaç Takip Sistemi (İTS) yaşanan belirsizlikler nedeniyle ilgili taraflarca henüz etkin bir şekilde uygulanamıyor. Bu durum, hastaların ilaca erişiminde sıkıntılara yol açarken, üreticileri de zor durumda bırakıyor. Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) sorunun hızla çözülmesini istedi…

Sağlık Bakanlığı’nın uygulamaya koyduğu İlaç Takip Sistemi’nin (İTS) temelini oluşturan karekod uygulaması sektörde ciddi sıkıntı yaratmaya başladı. İlgili taraflarca henüz sistemin uygulanır hale getirilememesi nedeni ile hastanın ilaca erişiminde sorun yaşanabilecektir.

Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) tarafından yapılan açıklamada, “Sistemin uygulanmasında yaşanan sorunlar hastaların ilaçlara erişememe riskine yol açarken diğer yandan ilave iş gücü ve zaman kaybına neden olmaktadır” ifadesi kullanıldı ve “sorunların hızla aşılması ve sistemin etkin bir şekilde çalıştırılması” istendi.

Karekod uygulaması

30.09.2009 tarih ve 27243 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Beşeri ve Tıbbi Ürünler Ambalaj ve Etiketleme Yönetmeliği Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren üretilen ürünlere karekod basılması zorunlu hale geldi. İlaç Takip Sistemi, karekod ve içindeki bilgilerin merkezi bir sisteme gönderilmesi ile çalışıyor. Karekod sayesinde tüm ilaçlar özgün bir şekilde numaralandırılmış oluyor ve izlenebiliyor. Ancak sistemdeki paydaşlar arasında tam bir uzlaşma sağlanamadığından karekodlu ürünlerin piyasaya sunulmasında sorunlar yaşanıyor.

“Bütün taraflar sistemin çalışması için gayret göstermeli”

AİFD tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada şu ifadeye yer verildi:

“Beşeri ve Tıbbi Ürünler Ambalaj ve Etiketleme Yönetmeliği Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 1 Ocak 2010 tarihi ile yürürlüğe girmiştir. İlaç endüstrisi karekod sistemine geçebilmek için her türlü özveriyi göstermiş, 200 milyon doları aşan yatırım yapmış ve belirlenen tarihte uygulamaya başlamıştır. Ancak üreticiler diğer tarafların uzlaşma sağlayamaması nedeniyle yönetmeliğin uygulanması aşamasında mağdur olmaktadır. Sistemin işleyebilmesi için bütün ilgili tarafların sürece katkı sağlaması gerekmektedir. Bu belirsizlik ortamı hastaların ilaca erişiminde sıkıntıları artırırken, ilaç sahteciliğinde de artış görülmesine neden olabilecektir.

Hastaların ilaçlarına erişimlerinin etkilenmemesi için üyelerimiz yeni kare kod sistemine göre üretilmiş kutular üzerine, sonradan ilave olarak eski bar kod ve fiyat bilgisi baskıları yapmak zorunda kalmaktadırlar.

Bu nedenle, örneğin bir büyük işletmemize aylık 1 milyon TL ilave masraf çıkmaktadır. İçinde bulunduğumuz sıkıntılı ekonomik koşullarda bu yatırımın çok daha verimli alanlarda kullanılabileceği açıktır.
Bu tür sorunlar yaşanmaması ve endüstrimizin, ülkemizde ilaç ve sağlık hizmetlerinin daha da iyileşmesi için harcayabileceği kaynakların israf olmaması açısından ilgili tüm tarafları sistemin bir an önce işler hale gelmesi için gayret göstermeye veya duruma bir çözüm bulmaya çağırıyoruz.”

Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği Hakkında

2003 yılında kurulmuş olan Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği toplam 40 bioteknoloji ve Ar-Ge ağırlıklı firmadan oluşmaktadır. AİFD’ye üye olan Abbott, Actelion, Alcon, Astra Zeneca, Amgen, Astellas, Bayer, Boehringer Ingelheim, Bristol-Myers Squibb, Celgene, Chiesi, Daiichi-Sankyo, Eczacıbaşı–Baxter, Ferring, Fresenius Kabi, Fresenius Medical Care, Genzyme, Gilead, GlaxoSmithKline, IBSA, İ.E. Ulagay, Indentis, Johnson&Johnson, Lilly, Lundbeck, Merck Serono, MSD, Nestle, Novartis, Novo Nordisk, Nutricia Klinik Beslenme, Pfizer, PharmaSwiss, Pierre Fabre, Reckitt Benckiser, Sanofi Aventis, Servier, Solvay İlaç Türkiye, UCB Pharma, Wyeth olmak üzere dünyadaki yeni ilaç araştırmalarının büyük bölümünü yapan araştırmacı ilaç firmalarıdır.

DÜŞÜK MALİYETLİ İLAÇLARIN KRALI

03 Ocak 2010 HABERmedical  
Kategori: Farmakoloji Haberleri, HABERLER

Yorumlar Kapalı

Dünyanın en büyük ilaç şirketlerinin CEO’larının ne düşündüğünü kimse bilemez ama kabusları şu olmalı: Kudüs’te yüksek bir vadinin tepesinde, yılda 8 milyarı aşkın hap üreten bir fabrika. Bu fabrikadaki odalarda pudra içeren devasa metal fıçılar ve tablet üreten makineler göze çarpıyor. Zemindeki borular plastik kasalara, rengarenk yağmur gibi yağan hapları püskürtüyor. İşçiler de bunları, üzerinde ne yazdığı pek okunamayan etiketlerin yapıştırıldığı şişelere boşaltıyor. Zaten isimlerin ne olduğu da önemli değil: Bu jenerik ilaçlar pahalı ilaçların ucuz kopyaları ve bu fabrikanın yanı sıra 37 fabrikaya daha sahip olan Teva Pharmaceutical Industries, büyük eczacılık şirketlerinin Pazar payını yutuyor.

İsrailli Teva (teh-vuh diye telaffuz ediliyor) dünyanın en büyük jenerik ilaç üreticisi. Kopya ilaçları rakiplerine göre çok daha hızlı ve büyük miktarda üreten şirket halen ABD’de reçetelendirilen tüm jenerik ilaçların yüzde 22’sini karşılıyor.

Teva’nın dünya çapındaki geliri bu yıl yüzde 27 oranında büyüyüp, 14 milyar dolara çıkacak; bu rakamlar da yatırımcıları yakından ilgilendiriyor. Geçen yıl, S&P 500 endeksi yüzde 25 oranında değer kaybettiğinde, şirketlerin hisseleri yüzde 13 oranında yükseldi. İsrailliler de Teva’yla gurur duyduklarını gizlemiyor; çoğu şirketi “İsrail’in borsası” olarak tanımlıyor. Şirkete 1990 yılında yapılan 20 bin dolarlık yatırım bugün aşağı yukarı 1,6 milyon dolarlık bir tutara eşdeğer.

İsraillilerin Teva’ya olan merakı Amerika’nın Apple’a olan hayranlığına benziyor; İsrail medyası da CEO Shlomo Yanai’nin attığı her adımı haber yapıyor (Steve Jobs’u düşünün). İş konusundaki ihtiraslarıyla bilinen eski bir İsrailli general olan Yanai (57) geçen yıl bir yatırımcılar konferansında, o sıralarda yıllık 9 milyar dolar geliri olan Teva’nın 2012 yılında 20 milyar dolar geliri ve yüzde 20 kâr marjı olan bir şirkete dönüşeceğini açıkladığında şirket gözlemcilerini şaşkınlığa uğratmıştı.

İsrailli ilaç üreticisi kısmen de, geçen yıl New Jersey, Montvale’deki Barr ilaç firmasını 7 milyar dolara satın almış olması sayesinde, bu hedefe ulaşabilecek durumda. Analistler uzun vadede ise, şirketin gelecek beş yılda, yıllık bazda kârının yüzde 14 artıracağını öngörüyorlar; buna karşılık aynı dönemde, beş büyük eczacılık firmasının kazancının düz bir çizgi izlemesi bekleniyor. Büyüme potansiyeli nedeniyle, Teva’nın piyasa değeri şişip 45 milyar dolara ulaştı; bu rakam Bristol-Myers Squibb ya da Eli Lilly’nin kinden de fazla.

Ancak şirketin büyüme sürecinde, daha önceki mali çizgisini sürdürmesi biraz zor olacak. Cowen&Co’dan analist Ken Cacciatore, “Wall Street’teki en büyük endişelerden biri, Teva’nın ne zaman jenerik ilacın Pfizer’ı olacağı” diyor. “Ne zaman daha fazla büyüyemeyecek kadar büyük bir yapıya kavuşacak?” Bir zorluk şu: Teva bizzat kendi bulduğu multipl skleroz ilacı Copaxone’dan yılda 2 milyar dolar elde ediyor. (Teva kendi pahalı ilacını da üreten tek jenerik ilaç şirketi). Copaxone’un patent süresi 2014 yılında sona erecek. Şirket bu noktada doğacak açığı kapatmayı umduğu bazı yeni ilaçlara sahip olsa da esas olarak büyüme konusunda jenerik ilaçlara güveniyor. Teva özellikle de kendi jenerik birimlerini kurmaya çalışan belli başlı ilaç şirketlerinin rekabetiyle karşı karşıya kaldığı gelişmekte olan pazarlarda uluslararası alana açılmayı planlıyor. Yanai, “Rekabet artık olduğundan daha çetin. Ancak daha da güçlenip büyüyebiliriz” diyor.

Teva’nın rakiplerinin karşısına çıkaracağı en zorlu isim ise Yanai. Tüm diğer İsrailliler gibi Yanai de 18 yaşında orduya katıldı. İlk başta zorunlu üç yıllık hizmetin ardından ayrılmayı düşünüyordu ama 1973 yılındaki Yom Kippur Savaşı sırasında bir füze, Mısır topraklarındaki tankına isabet edince yaralandı. Saldırıda tek sağ kalabilen olarak daha sonraki altı ayını hastanede geçirdi. Bu olayın ardından da orduda kalmaya karar verdi.

Yanai, 45 yaşındayken İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) başlıca stratejisti olarak, 2000 yılında İsrail’in güvenlik delegasyonunu Camp David’e götürdü. Kendisi, o sırada başbakan olan Ehud Barak’ın, daha sonra genelkurmay başkan yardımcısı olabilmesi için Harvard Business School’un ileri derecedeki yönetim programına katılmak üzere ordudan bir süre izin alması tavsiyesinde bulunduğunu anlatıyor. Yanai, ABD’deki eğitimini tamamlar tamamlamaz ülkesine döndüyse de, Barak genelkurmay başkan yardımcılığı görevini başkasına vermiş olduğundan ordudan ayrıldı. İş deneyimi olmamasına rağmen 2003’te tarım kimyasalları şirketi Makhesthim Agan’ın yönetim kurulu başkanını kendisini CEO olarak atamaya ikna etti. Yanai, “İlk önce iş dünyasına girmeye karar verdim. Daha sonra yönetici rolünün bana daha uygun olabileceğini düşündüm” diyor kayıtsız bir tavırla.

Hissedarlarına servet sağlamadaki başarısı nedeniyle çoğu insanın gözünde İsrail’in Bill Gates’i olan Teva Yönetim Kurulu Başkanı Eli Hurvitz, Yanai’nin stratejik düşünme becerisinden etkilenip, iş konusunda pek deneyimi olmamasına rağmen 2006’da kendisini CEO’luğa atadı. Hurvitz “Eczacılık endüstrisinden gelmiyordu, çok fazla deneyimi de yoktu, ama olsun. Akıllı olduğunu gördüm ve izledim” diyor.

Koyu siyah, parlak gözleri olan Yanai, üzerine bol gelen bir laboratuar gömleği ve ayakkabılarının üzerine galoş giydiğinde bile sert ve ürkütücü görünüyor. Ellerinde savaş sırasında aldığı yaraların izleri var. Teva’nın Kudüs’teki fabrikasını dolaşırken, açık fıçılara boşalan renkli şekerlemeleri andıran hapların isimlerini söylüyor. Teva’nın başarısının sırrı mı? Orijinalin patentlerinin süresinin bitiminden çok önce bu jenerik ilaçlardan pek çoğunu satmaya başladı.

Şirket bunu nasıl yapabiliyor? Kongre 1984 yılında, patentin artık uygulanamaz olduğunun kanıtlanması şartıyla, jenerik ilaç üreticilerinin bir ilacın kopyalarını geliştirmelerine izin veren Hatch-Waxman Yasası’nı onayladı. Yasa kapsamında aynı zamanda altı aylık satış ayrıcalığı da tanınabiliyor. Teva 2004 yılında, Novartis’in 1 milyar dolar üstü satan tansiyon ilacı Lotrel’in ABD’deki patenti için 2017 yılına kadar süre olmasına rağmen ilacın kopyasını üretmek için başvuruda bulundu. Teva bu başvurusuna gerekçe olarak, Lotrel’in patentinin açık olmasının –yani Lotrel’in üretiminde kullanılan hammaddeler zaten kamuya açıktı- gösterdi, dolayısıyla kendi versiyonunun patent ihlali anlamına gelmeyeceğini bildirdi. Yerel mahkeme Teva’yı haklı buldu ve böylece şirket kendi versiyonunu 2007 yılında devreye sokup altı ayda yaklaşık 330 milyon dolar tutarında bir gelir elde etti.

Eczacılık endüstrisinin devleri ise Teva’nın çalışma tarzından memnun değil. 2005 yılında yayınladığı “The Generic Challenge” adlı kitabında, Botox’un üreticisi Allergan’ın eski avukatlarından Martin Voet, “Jenerik ilaçlarla ilgili durumu, bir karşılaştırma yapacak olursak şöyle anlatabiliriz: Bir ev inşa ediyoruz, kapıya kilit koyuyoruz ve bir süre sonra da, kilidi açabilen yasal olarak evimizi kullanma hakkına sahip oluyor” diye yazıyor. Büyük ilaç şirketlerinden bazı yöneticiler jenerik ilaç üreticilerinin patent koruma süresini kısaltıp dolayısıyla kâr elde etmelerini engellediğini, bunun da yeni ürün geliştirme çalışmalarına sekte vurduğunu kaydediyor. Ancak Yanai, bu tür şikayetleri kale almıyor. “Patentin süresiyle inovasyon arasında hiçbir ilişki yok” diyor.

Araştırma kuruluşu IMS Health’e göre, gelecek üç yıl içinde 89 milyar dolarlık ilacın patent koruma süresi dolacak. Teva bunları kollarını açarak bekliyor. 135 avukatı düzenli olarak açıkları olan elverişli patentleri takip ederken, şirketin de halen jenerik üretimi için Federal İlaç Dairesi’ne (FDA) 197 başvurusu bulunuyor; Teva bunların yarısından çoğunun patentine göz dikmiş durumda. Bu ilaçların jenerikleri yüzde 50-60 arasında indirimli fiyattan satılacak.

Teva, aynı zamanda ABD’de kopyalanmayı bekleyen bir faaliyet alanını da hedeflemiş durumda: Kanser gibi hastalıkları tedavi eden ve yılda 60 milyar dolar değeri olan protein bazlı biyolojik ilaçlar. Biyolojik ilaçlar kopyalanması zor ilaçlar olsa da, Teva gibi jenerik ilaç şirketleri artriti tedavi eden Abbott’un Humira’sı gibi ilaçların “biyojenerik” versiyonlarını üretmeyi istiyor. Geleneksel ilaçlardan farklı olarak, Senato’nun her ne kadar bu yönde çalışmaları olsa da, ABD’de biyolojik ilaçların jenerik kopyalarının satışını düzenleyen bir yasa yok. Teva, boşu boşuna beklemiyor; şirket bu ilaçları çoktan Avrupa’da satışa sundu ve üretim kapasitesini de artırıyor. Teva’nın Ar-Ge sorumlusu Dr. BenZion Weiner, “Bizim için iyi haber şu ki, biyojenerikler yüksek maliyetli yatırım gerektirdiği için sadece birkaç rakip görebileceğiz” diyor.

Öte yandan, söz konusu rakiplerin de kıyasıya bir mücadeleye hazır oldukları görülüyor. İsviçreli ilaç devi Novartis, kısa süre önce, Pfizer’ın büyüme hormonu Genotropin’in Japonya’da biyojenerik versiyonunun satış haklarını aldı ve Merck de BioVentures adını verdiği birim aracılığıyla biyojenerik üretme planlarını açıkladı. Sanford Bernstein’dan analist Ronny Gal, “Teva, büyüklerle yarışacak” diyor.

Bu arada, ilaç sektörü Teva’nın esas işini de gözlüyor. Markalı ilaç üreticileri Teva gibi şirketleri yıllarca ikinci sınıf vatandaş olarak gördükten sonra yarışmaya dahil olmak istiyorlar. Pfizer kısa süre önce jenerik portföyünü geliştireceğini açıkladı. GlaxoSmithKline haziran ayında yaptığı açıklamada, gelişmekte olan piyasalarda ucuz ilaç satmak üzere Hintli jenerik ilacı Dr. Reddy’s’le ortaklık oluşturduğunu bildirdi.

1990 YILINDA TEVA’YA YAPILAN 20 BİN DOLARLIK YATIRIM BUGÜN AŞAĞI YUKARI 1,6 MİLYON DOLARA EŞDEĞER.

Yanai, markalı ilaç üreticilerinin daha önce de bunu denediklerini ama en sonunda, jenerik ilaç birimlerini satmak zorunda kaldıklarını söylüyor. Bu şirketlerin kâr marjlarının zayıf ve rekabetin kıyasıya olduğu bir endüstride ayakta kalabileceklerine ikna olmuş değil. “Bir İran kedisini alıp sokak kedisi olması için eğitemezsiniz” diyor. “Bu yalnızca jenerik ilaç üretimiyle ilgili bir şey değil; çevik olmanız gerekir” diyerek son noktayı koyuyor.

Yanai’nin üslubu küstahça ama dedikleri doğru olabilir. Pfizer jeneriğe girme planlarını açıkladığında, Goldman Sachs’ın analisti Jami Rubin ilaç üreticisine şu soruyu sormuştu: “Yeni bir Teva mı olmak istiyorsunuz?” (Fortune Türkiye / 24)

Jenerik ilaçların rekabeti
TEVA’NIN JENERİK İLAÇ PAZARINDAN ALDIĞI PAY, EN YAKIN RAKİBİNİNKİNİN İKİ KATI.
Jenerik ilaç üreticilerinin ABD Pazar payı (reçeteler) Aralık 2008
Teva: %22,
Mylan: %11,
Watson %8,
Novartis (Sandoz) %7,
Mallinckrodt: %3,
Diğer üreticiler: %49