PROFESÖRLERİN ÖNÜNÜ AÇACAĞIZ
14 Aralık 2010 HABERmedical
Kategori: Genel Haberler, HABERLER
Akdağ, Profesörlerin SGK ile anlaşması olmayan özel hastanelerde çalışmasının önünü açacağız” dedi…
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Tam Gün Yasası ile ilgili yürüttükleri çalışma konusunda, “Profesörlerin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile anlaşması olmayan özel hastanelerde çalışmasının önünü açacağız. Sadece üniversitelerde görevli olanlar değil, aynı zamanda Sağlık Bakanlığı’nın eğitim ve araştırma hastanelerinde görevli profesörler de SGK ile anlaşması olmayan özel hastanelerde çalışabilecek” dedi.
Akdağ, evinin yakınındaki Beştepe Aile Sağlığı Merkezi’ni ziyaret ederek, aile hekimi Dr. Gönül Kaya ile tanıştı.
Burada aile hekimliği uygulamasıyla ilgili açıklamalarda bulunan Akdağ, aile hekimiyle ilk kez bir araya geldiğini belirterek, “Öksürdüğüm için geldim” diye espri yaptı.
Sistemin esasının, önce aile hekimine uğrayıp, gerektiğinde bir hastaneye sevk üzerine kurulu olduğunu anlatan Akdağ, birinci basamak olarak bu kurumlardaki sağlık hizmetinin ücretsiz olduğunu, hastanelerde ise muayene katkı payı ödendiğini hatırlattı.
Aile hekiminin çözüm bulabileceği konularda bu kurumlara müracaat edilmesinde yarar bulunduğunu ifade eden Akdağ, bu uygulama öncesinde birinci basamağa müracaat yüzde 30-40 civarındayken bu sistemde yüzde 50′nin üzerine çıktığını, bu oranda daha da artış beklediklerini söyledi.
“Artık aile hekimimiz ile yakın irtibat halinde olacağız. Çocuklarım ve eşim ihtiyaç olduğunda buraya gelecek” diyen Akdağ, yenidoğan, aşı ve hamile takibinin bu birimlerce yürütüleceğini söyledi.
Bu sistem öncesinde sağlık ocaklarında hekim seçme hürriyeti olmadığını, bu uygulamada ise isteyenlerin aile hekimlerini değiştirebileceğini anlatan Recep Akdağ, hekim değişikliğinde hastanın bilgilerinin yeni doktoruna aktarılacağını kaydetti.
Bir soru üzerine, sağlığıyla ilgili bilgileri aile hekimine ulaştıracağını ifade ederek, hastalarla ilgili bilgilerin gizliliğinin esas olduğunu bildirdi.
Sağlık Bakanı Akdağ, kişilerin oturduğu ya da çalıştığı yere yakın bir aile hekimi seçebileceklerinin altını çizerek, “Aile hekimini değiştirenlerin oranı yüzde 1-3 arasında. Bu da hekimlerimizin işini iyi yaptığının göstergesi” dedi.
Adres değişikliği halinde kişilerin taşındığı yere yakın bir aile sağlığı merkezine başvurarak yeni bir aile hekimi seçebileceklerini bildiren Akdağ, yeni aile hekiminin bu değişikliği, kişinin önceki aile hekimiyle il sağlık müdürlüğüne bildirmesi gerektiğini söyledi.
Akdağ, 13 Aralık itibariyle tüm Türkiye’de uygulamanın başladığını, sistemin yeni olmasından kaynaklanan bazı sıkıntılar yaşanabileceğini ifade ederek, yaşanan gelişmelere paralel olarak sistemde değişiklikler yapılabileceğini belirtti.
Bir soru üzerine, bir aile hekimine kayıtlı hasta sayısı için 4 bin rakamının üst sınır olarak belirlendiğini, ancak Ankara’da ortalamanın 3 bin 550 olduğunu kaydeden Bakan Akdağ, “Bir kişi, başvurduğu hekimin hasta sayısı 4 bin olduğu için aile hekimsiz kalacak değil. Başka bir hekime gidip kaydolabilir. Aslında 4 bin sayısı bile fazla ama ülkemizde hekim sayısı yetersiz olduğu için bunu kabul etmek zorunda kaldık. Doktor sayısı artıkça bu sayı da elbette düşecek” dedi.
Akdağ, kişilerin aile hekimlerini Sağlık Bakanlığının internet sitesinden ya da en yakınlarındaki aile sağlığı merkezine başvurarak öğrenebileceklerini de bildirdi.
Bir başka soru üzerine ise Bakan Akdağ, aile hekimliği sisteminde hedeflerinin, sağlık hizmetinde ilk başvuru yeri olarak aile hekiminin benimsenmesi olduğunu belirterek, vatandaşların özellikle son zamanlarda acil servislere başvurularında artış gözlendiğini, bunun, hem durumu gerçekten acil olan hastaların durumunu hem de hekimlerin işini zorlaştırdığını belirtti.
’4 AY SONRA MUAYENEHANESİ OLAN DOKTOR KALMAYACAK’
07 Mart 2010 HABERmedical
Kategori: Genel Haberler, HABERLER
Yorumlar Kapalı
Sağlık Bakanı Akdağ, sağlık hizmetlerinde yeni bir sayfa açtıklarını söyledi. Akdağ, “4 ay sonra Türkiye’de muayenehanesi olan hekim sayısı sıfırlanacak. Vatandaşımız, devlet hastanesinde ve üniversite hastanesinde hizmet alırken bir de muayenehaneye gitmek zorunda kalmayacak. Özel ameliyat, özel muayene parası vermeyecek” dedi…
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Amasya’da yaptığı temaslar sırasında, 4 ay kadar sonra Türkiye’de muayenehanesi olan hiçbir hekim kalmayacağını söyledi. Akdağ “Zaten büyük ölçüde azaldı. Bu problemi büyük ölçüde aşmış durumdayız. Tamamen sıfıra inmiş olacak. Bir anlamda sağlık aşısından tarihin bir sayfasını kapatıyoruz. Yeni bir sayfa açıyoruz. Vatandaşımız, işçimiz, emeklimiz, memurumuz, yeşil kartlımız, çiftçimiz sağlık hizmeti almak için devlet hastanesinde ve üniversite hastanesinde sağlık hizmeti alırken bir muayenehaneye gitmek zorunda kalmayacak. Özel ameliyat parası, özel muayene parası vermek zorunda kalmayacak. Tabii ki vatandaşımızın son derece lehine bir uygulama başlamış olacak” dedi.
“TAM GÜN TASARISI’NDA EYLEM ÇAĞRILARI BÜYÜK HAKSIZLIK”
18 Ocak 2010 HABERmedical
Kategori: Genel Haberler, HABERLER
Yorumlar Kapalı
Akdağ, Türk Tabipler Birliği’nin Tam Gün Yasa Tasarısı’na karşı eylem çağrılarıyla ilgili olarak, “Büyük bir haksızlıktır” dedi…
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Türk Tabipler Birliği’nin Tam Gün Yasa Tasarısı’na karşı eylem çağrılarıyla ilgili olarak, “Halkın bu kadar yararına olan bir kanunda, eylem çağrıları halka yapılabilecek büyük bir haksızlıktır” dedi.
Erzurum’da bulunan Bakan Akdağ, partisinin Palandöken İlçe Başkanlığı Danışma Meclisi Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmekte olan sağlıkla ilgili Tam Gün Yasa Tasarısı ile hem doktorlara hem de vatandaşa önemli avantajlar sağlanacağını söyledi.
Ancak Tabipler Birliği’nin söz konusu kanuna karşı olduğunu ifade eden Bakan Akdağ, “Tabipler Birliği neden karşı çıkıyor? Tabipler Birliği hastanelerde iş bırakmaları için doktorlara çağrıda bulunuyor. Halkın bu kadar yararına olan bir kanunda, bu çeşitten eylem çağrıları halka yapılabilecek büyük bir haksızlıktır. Bu çağrıları yapmak, bu çağrıları yapanların ettikleri hekimlik yeminine sığmaz, ayıptır, yazıktır” diye konuştu.
Bakan Akdağ, yapılan itirazlarda yapılacak düzenleme ile doktorların haklarının elinden alınacağının öne sürüldüğünü ifade ederek, “Kanun doktorun şu hakkını elinden alıyor; muayene ile devlet beraber olmaz. Elinden alınan hak sadece bu” dedi.
Kanunun sağlık çalışanlarına önemli avantajlar sağladığını ifade eden Akdağ, şunları kaydetti:
“Şimdi neyin karşısındalar, Türk Tabipler Birliği neye karşı, neyin eylemini yapıyorlar? Yani ‘vatandaş çile çeksin, biz onların çile çekmesini istiyoruz’ diye eylem yapma hakları yok değil mi? Böyle bir şey için deli olmaları lazım. Neyin eylemini yapıyorlar? Doktorların sabit aylık gelirleri artıyor. Bu kanunla vatandaşın çilesini sonlandıracağız ama doktorlara emeklerinin karşılığında bir takım avantajlar da getiriyoruz. Doktorların sabit aylık gelirlerinin artırılmasına mı karşı Türk Tabipler Birliği? Ben şimdi soruyorum, eğer karşısındaysalar desinler ki ‘karşıyız’. Doktorların bu kanundan sonraki her çalışma yılı için emeklilik maaşlarında da artış olacak. Tabipler Birliği buna mı karşı? Emekli maaşları artmasın, Tabipler Birliği bunu mu istiyor?”
DOMUZ GRİBİ SALGINININ ‘ORTALARINDAYIZ’
03 Ocak 2010 HABERmedical
Kategori: Genel Haberler, HABERLER
Yorumlar Kapalı
Aşılananların sayısı 2 milyona ulaştı
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, domuz gribi salgınının ortalarında bir yerde olunduğunu belirtirken, bakanlık yetkilileri günde ortalama 100 bin kişinin aşılandığını, şimdiye kadar aşılananların sayısının ise 2 milyona ulaştığını duyurdular…
Akdağ, domuz gribi Pandemi Bilim Kurulunun toplantısında yaptığı konuşmada, kurulun özellikle son 1 yıl içinde pandeminin başlamasının ardından büyük bir gayretle çalıştığını söyledi.
Kurulun bugün de bir durum değerlendirmesi yaptığını bildiren Bakan Akdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Pandeminin ortalarında bir yerde olduğumuzu tahmin ediyoruz. Dolayısıyla daha önümüzdeki günlerde hem koruma hem tedavi açısından yapılacak çok önemli şeyler var. Hem vatandaşlarımızın kendilerini korumaları hem bizim alacağımız koruma tedbirleri hem aşılamalar hem de hastaneye yatırılan yoğun bakım hastalarının tedavileriyle ilgili bir güncelleme yapıyor kurul. Pandemi Bilim Kurulunun bakanlığımıza sunacağı öneriler doğrultusunda biz de bu güncellemeleri dikkate alarak mücadelemize devam edeceğiz.”
Salgın hızla yayılıyor
Sağlık Bakanlığı Pandemi Bilim Kurulunun sözcüsü Prof. Dr. Levent Akın da kurulda bugün alınan kararlarla ilgili bilgi verdi.
Prof. Dr. Akın, “Genel kanı illerden gelen bilgiler ve akademik değerlendirmeler sonucu salgının Türkiye’de hızlı bir şekilde sürdüğü. Bunun bir süre daha devam edeceği konusunda genel bir kanımız var. Bu nedenle alınan önlemler benzer şekilde sürdürülecek. Bu konuda bir görüş birliği zaten oluşturuldu” diye konuştu.
Bağışık nüfus oranı
Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Turan Buzgan da toplantıdan ayrılırken, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
“Dünyada 11 bin 400 ölü var, bunların 507′si Türkiye’de bunun sebebi ne?” sorusu üzerine Buzgan, buna dünyada laboratuvar teyidi yapılan vakalar üzerinden bakılması gerektiğini söyledi.
ABD’de resmi ölümlerin 2 bin gibi görünmesine rağmen asıl rakamın 10 binin üzerinde olduğunun açıklandığını hatırlatan Buzgan, bunun tespitle alakalı olduğuna dikkati çekti.
Bir başka soru üzerine Buzgan, şimdiye kadar 2 milyon kişinin aşılandığını, günde ortalama yüz bin kişinin aşı yaptırdığını söyledi.
“Türkiye’de domuz gribine karşı 6 milyon kişinin bağışık olduğunu hatırlatılarak bunun ölü sayısının artacağı anlamına gelip gelmediğinin” sorulması üzerine Buzgan, nüfusun en az 3′te birinin aşılanması durumunda salgının durabileceğine işaret etti.
Bir başka soru üzerine, Türkiye’nin şu anda elinde 6,5 milyon doz domuz gribi aşısı bulunduğunu belirten Buzgan, salgının farklı bir seyir göstermesine karşın önlem olarak da stoklarında 8 ila 10 milyon doz aşı bulunması planladıklarını kaydetti. (Dünya / 25.12.2009)
DOMUZ GRİBİ AŞISI GEÇ GELMEDİ
03 Ocak 2010 HABERmedical
Kategori: Genel Haberler, HABERLER
Yorumlar Kapalı
Akdağ, Türkiye’nin aşıya en erken ulaşan ve uygulamaya başlayan ülkelerden biri olduğunu belirtti…
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Türkiye’nin Avrupa’daki ülkeler arasında aşıya en erken ulaşan ve uygulamaya başlayan ülkelerden biri olduğunu, dolayısıyla “aşının geç ithal edildiği” iddiasının doğru olmadığını bildirdi.
Akdağ, MHP Hatay Milletvekili Turan Çirkin ve CHP Edirne Milletvekili Bilgin Paçarız’ın, domuz gribi ile ilgili yazılı soru önergelerini ayrı ayrı yanıtladı.
Recep Akdağ, domuz gribi nedeniyle toplam 43 milyon doz pandemik A (H1N1) gribi aşısının teminine yönelik alım bağlantısının yapıldığını bildirdi.
Aşılanması gereken gruplar belirlenirken, pandemik gribe daha sık yakalanan kişiler ile hastalığı ağır şekilde geçirme ve ölümle sonuçlanma ihtimali yüksek olan grupların ön plana alındığını belirten Akdağ, getirilmesi düşünülen aşı miktarının, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ABD Hastalık Koruma ve Kontrol Merkezi (CDC) ve Avrupa Hastalık Korunma ve Kontrol Merkezi (ECDC) gibi salgın ve hastalıklar konusunda deneyimli kurumların önerileri doğrultusunda, Pandemi Bilim Kurulu tarafından belirlendiğini kaydetti.
Domuz gribinde tüm toplumun risk altında olmakla birlikte; 50 yaş altındaki nüfusun hastalığa yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu belirten Akdağ, “50 yaş altındaki nüfusumuz yaklaşık 58,6 milyondur. 50 yaş üzerinde olup kronik hastalığı bulunanlarla bu sayı yaklaşık 64 milyona ulaşmaktadır” dedi.
Aşı ile ilgili yapılan bağlantının, bir sigorta işlemi olduğunu ifade eden Akdağ, 43 milyon dozun tamamının alınmak zorunda olmadığından, toplam maliyetin temin edilecek aşı miktarına bağlı olacağını bildirdi.
Elde aşı kalmasının söz konusu olmayacağını belirten Akdağ, “Risk grubunda olan kişilerin aşılamaları gönüllülük esasına göre yürütülmektedir. Bakanlığım risk grubunda bulunan vatandaşlarımızı bilgilendirme çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürmektedir” dedi.
“En etkili korunma yöntemi aşılanmadır”
Akdağ, salgının yaygın olduğu dönemde bulunulması nedeniyle dünyadaki genel yaklaşım doğrultusunda, her grip benzeri hastalığı olandan numune alınmadığını belirtti. Akdağ, hastalığın yayılmasını önlemek için hangi tedbirlerin alındığına ilişkin soruya da şu yanıtı verdi:
“17 Aralık tarihi itibariyle, ülkemizdeki laboratuvar teyitli 12 bin 316 pandemik gripli vakası tespit edilmiştir. Grip benzeri hastalık ve poliklinik başvurularına ait istatistikler değerlendirildiğinde; gerçek vaka sayısının çok daha fazla olduğu tahmin edilmektedir. Halen bütün illerimizde bu hastalık görülmüş durumdadır. Aynı tarih itibariyle 458 vatandaşımız hayatını kaybetmiş bulunmaktadır.
Pandemik A (H1N1) gribine karşı en etkili korunma yöntemi aşılanmadır. Aşılamanın yaygınlığı salgın hızını azaltan en önemli tedbirdir.
El yıkama diğer birçok bulaşıcı hastalıkta olduğu gibi grip hastalığının da kendimize, çocuklarımıza ve yakınlarımıza bulaşmasını engelleyebilir. Ancak bu tedbirin nihai bir tedbir olmadığını, geçici bir korunma aracı olduğunu unutmamak gerekir.
Hasta kişilerle korunmasız temastan kaçınmak, hastayken gerekli olmadıkça ev dışına çıkmamak, gerekirse tıbbi maske kullanmak, öksürük ve hapşırma esnasında tek kullanımlık mendil kullanmak ve mendile ulaşılamayan hallerde kol içine hapşırmak, hastalığın toplumda yayılmasını geciktiren diğer önemli tedbirlerdir.
Bu tür kişisel korunma önlemleri, hastalığın yayılma hızını azaltarak aşılama için zaman kazandırmaktadır.
Ülkemizde 2006 yılından bu yana Ulusal Pandemi Planı çerçevesinde tüm sağlık kurumlarımız gerekli hazırlıklarını yapmış durumdadır.”
Seyahat kısıtlamasına gerek yok
Akdağ, 43 milyon doz pandemik A(HINI) gribi aşısının, hastalıktan en çok etkilenen risk grupları, hastalığın topluma yayılmasında önemli rolü olan öğrenciler ile toplumsal hizmetlerin aksamadan sürdürülmesi için görev yapan kamu personelini aşılayacak miktar olduğunu belirterek, Türkiye’nin Avrupa’daki ülkeler arasında aşıya en erken ulaşan ve uygulamaya başlayan ülkelerden biri olduğunu, dolayısıyla “aşının geç ithal edildiği” iddiasının doğru olmadığını kaydetti.
Salgın tehdidinin ortaya çıktığı Nisan ayından itibaren, hastalığın Türkiye’ye sirayetini engellemek ve yayılımını önlemek için alınan tedbirleri anlatan Akdağ, kamu kurumlarından yurt dışına görevli olarak çıkanlara yönelik bir kısıtlamanın söz konusu olmadığını vurguladı. Akdağ, DSÖ tarafından da herhangi bir seyahat kısıtlamasına gerek olmadığının bildirildiğini kaydetti. (Dünya / 23.12.2009)
DOMUZ GRİBİNDEN EN ETKİLİ KORUNMA YÖNTEMİ
03 Ocak 2010 HABERmedical
Kategori: Genel Haberler, HABERLER
Yorumlar Kapalı
Sağlık Bakanı Akdağ’dan açıklamalar Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Türkiye’nin Avrupa’daki ülkeler arasında aşıya en erken ulaşan ve uygulamaya başlayan ülkelerden biri olduğunu, dolayısıyla ”aşının geç ithal edildiği” iddiasının doğru olmadığını bildirdi…
Akdağ, MHP Hatay Milletvekili Turan Çirkin ve CHP Edirne Milletvekili Bilgin Paçarız’ın, domuz gribi ile ilgili yazılı soru önergelerini ayrı ayrı yanıtladı.
Recep Akdağ, domuz gribi nedeniyle toplam 43 milyon doz pandemik A (H1N1) gribi aşısının teminine yönelik alım bağlantısının yapıldığını bildirdi.
Aşılanması gereken gruplar belirlenirken, pandemik gribe daha sık yakalanan kişiler ile hastalığı ağır şekilde geçirme ve ölümle sonuçlanma ihtimali yüksek olan grupların ön plana alındığını belirten Akdağ, getirilmesi düşünülen aşı miktarının, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ABD Hastalık Koruma ve Kontrol Merkezi (CDC) ve Avrupa Hastalık Korunma ve Kontrol Merkezi (ECDC) gibi salgın ve hastalıklar konusunda deneyimli kurumların önerileri doğrultusunda, Pandemi Bilim Kurulu tarafından belirlendiğini kaydetti.
Domuz gribinde tüm toplumun risk altında olmakla birlikte; 50 yaş altındaki nüfusun hastalığa yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu belirten Akdağ, ”50 yaş altındaki nüfusumuz yaklaşık 58,6 milyondur. 50 yaş üzerinde olup kronik hastalığı bulunanlarla bu sayı yaklaşık 64 milyona ulaşmaktadır” dedi.
Aşı ile ilgili yapılan bağlantının, bir sigorta işlemi olduğunu ifade eden Akdağ, 43 milyon dozun tamamının alınmak zorunda olmadığından, toplam maliyetin temin edilecek aşı miktarına bağlı olacağını bildirdi.
Elde aşı kalmasının söz konusu olmayacağını belirten Akdağ, ”Risk grubunda olan kişilerin aşılamaları gönüllülük esasına göre yürütülmektedir. Bakanlığım risk grubunda bulunan vatandaşlarımızı bilgilendirme çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürmektedir” dedi.
-”EN ETKİLİ KORUNMA YÖNTEMİ AŞILANMA”-
Akdağ, salgının yaygın olduğu dönemde bulunulması nedeniyle dünyadaki genel yaklaşım doğrultusunda, her grip benzeri hastalığı olandan numune alınmadığını belirtti. Akdağ, hastalığın yayılmasını önlemek için hangi tedbirlerin alındığına ilişkin soruya da şu yanıtı verdi:
”17 Aralık tarihi itibariyle, ülkemizdeki laboratuvar teyitli 12 bin 316 pandemik gripli vakası tespit edilmiştir. Grip benzeri hastalık ve poliklinik başvurularına ait istatistikler değerlendirildiğinde; gerçek vaka sayısının çok daha fazla olduğu tahmin edilmektedir. Halen bütün illerimizde bu hastalık görülmüş durumdadır. Aynı tarih itibariyle 458 vatandaşımız hayatını kaybetmiş bulunmaktadır.
Pandemik A (H1N1) gribine karşı en etkili korunma yöntemi aşılanmadır. Aşılamanın yaygınlığı salgın hızını azaltan en önemli tedbirdir.
El yıkama diğer birçok bulaşıcı hastalıkta olduğu gibi grip hastalığının da kendimize, çocuklarımıza ve yakınlarımıza bulaşmasını engelleyebilir. Ancak bu tedbirin nihai bir tedbir olmadığını, geçici bir korunma aracı olduğunu unutmamak gerekir.
Hasta kişilerle korunmasız temastan kaçınmak, hastayken gerekli olmadıkça ev dışına çıkmamak, gerekirse tıbbi maske kullanmak, öksürük ve hapşırma esnasında tek kullanımlık mendil kullanmak ve mendile ulaşılamayan hallerde kol içine hapşırmak, hastalığın toplumda yayılmasını geciktiren diğer önemli tedbirlerdir.
Bu tür kişisel korunma önlemleri, hastalığın yayılma hızını azaltarak aşılama için zaman kazandırmaktadır.
Ülkemizde 2006 yılından bu yana Ulusal Pandemi Planı çerçevesinde tüm sağlık kurumlarımız gerekli hazırlıklarını yapmış durumdadır.”
-SEYAHAT KISITLAMASINA GEREK YOK-
Akdağ, 43 milyon doz pandemik A(HINI) gribi aşısının, hastalıktan en çok etkilenen risk grupları, hastalığın topluma yayılmasında önemli rolü olan öğrenciler ile toplumsal hizmetlerin aksamadan sürdürülmesi için görev yapan kamu personelini aşılayacak miktar olduğunu belirterek, Türkiye’nin Avrupa’daki ülkeler arasında aşıya en erken ulaşan ve uygulamaya başlayan ülkelerden biri olduğunu, dolayısıyla ”aşının geç ithal edildiği” iddiasının doğru olmadığını kaydetti.
Salgın tehdidinin ortaya çıktığı Nisan ayından itibaren, hastalığın Türkiye’ye sirayetini engellemek ve yayılımını önlemek için alınan tedbirleri anlatan Akdağ, kamu kurumlarından yurt dışına görevli olarak çıkanlara yönelik bir kısıtlamanın söz konusu olmadığını vurguladı. Akdağ, DSÖ tarafından da herhangi bir seyahat kısıtlamasına gerek olmadığının bildirildiğini kaydetti. (HaberTürk / 23.12.2009)
EMBOLİ HASTALARINA MÜJDE
03 Ocak 2010 HABERmedical
Kategori: Genel Haberler, HABERLER
Yorumlar Kapalı
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, dramatik kişisel bir olaydan yola çıkarak, çok önemli bir sağlık sorununa el attı…
Kronik akciğer hipertansiyon (Akciğer embolisi) hastası emekli teknisyen Ekrem Eroğul, Türkiye’de 10 yıldır süren tedavisine rağmen sağlığına kavuşamayınca, Anayasa’da güvence altına alınan ‘yaşama hakkı’ için Sağlık Bakanlığı’nın kapısını çaldı. Bakan Akdağ’ın girişimiyle, Almanya’da Kerckhoff Clinik Tıp Merkezi’nde görev yapan Prof. Dr. Eckhard Mayer’e gönderilen Eroğulu, burada gerçekleştirilen başarılı bir operasyonun ardından sağlığına kavuşarak yurda döndü.
Eşi Pervin ve kızı Ekin’i de yanına alarak Bakan Akdağ’a teşekküre giden Ekrem Eroğlu’nun, bakanlık merdivenlerini koşar adım çıkması Akdağ’ı bile şaşırttı. Kendisi de bir hekim olan Bakan Akdağ, emekli teknisyendeki inanılmaz değişimi görünce, bu ameliyatın Türkiye’de de yapılması için düğmeye bastı. Bakan Akdağ’ın talimatı ile harekete geçen Türkiye’nin sayılı uzmanlardan Türk Toraks Derneği Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Metintaş, Akciğer Embolisi hastası binlerce kişiye umut olacak müjdeli haberi çok yakında verecek. (Akşam / 21.12.2009)



