TÜRKİYE'NİN MEDİKAL HABER PORTALI

MEMORIAL GÜZEL YAŞAM KLİNİĞİ SAÇ EKİMİ ÜNİTESİ YENİLENDİ

GuzelYasamKlinigiEkibiTürkiye’de 10 yıldır “Güzellik ve estetik” denildiğinde akla ilk gelen adreslerden biri olan, Dr. Seran Göçer koordinatörlüğündeki “Memorial Güzel Yaşam Kliniği’nin saç ekimi ünitesi yeni yüzüyle hizmetinizde…

Bir özel hastane bünyesinde kurulan kapsamlı ve ruhsatlı Medikal Estetik Merkezi olan klinik; zayıflama, saç ekimi, ozon terapi, lazer uygulamaları ve tüm medikal estetik girişimleri konusunda “sağlıkla güzelleşmek” fikrinden yola çıkarak çalışmalarına devam ediyor.

Baharda kendinize sağlık ve güzellik hediye edin
Güzel Yaşam Kliniği bahar aylarına da yenilenerek girdi. Bölgesel kilo, cilt yenileme alanlarında cihaz parkurunu genişleten merkez son yeniliğini de saç ekimi ameliyathanelerini yeniden inşa ederek gerçekleştirdi. Memorial bünyesinde, özel olarak yenilenen saç ekimi ameliyathanelerinde saç ekimleri, güvenli ve steril şartlarda eğitimli sağlık personeli ile devam ediyor.

Saç ekimi ile ilgili en çok merak edilenler
Saç ekimi nedir?
“Saç ekimi” ya da diğer adı ile “saç kökü nakli”; ense bölgesinde bulunan sağlıklı ve dökülmeden etkilenmeyen saç köklerinin özel yöntemlerle yerinden alınarak, dökülmüş ya da seyrelmiş alanlara yerleştirilmesi işlemidir. Bu işlem için “saç nakli” tanımı daha doğrudur; çünkü kişiden alınan sağlıklı kök yine kendisine nakledilir. Nakledilen kökler yeni ve aynı zamanda dökülmeyen saçlar üreterek, saçsız alanlar saçlanıp estetik bir görünüm elde edilir.

Saç ekimi nasıl yapılır?
Saç nakline karar verildiğinde önce bu alanda uzman bir doktora danışılması gerekir. Ayrıntılı muayene sonrası, dökülen alana kaç greft gerekli olduğu belirlenir. Saç ekimi kararından sonra planlanan günde yaklaşık 6-9 saat süren bir ekim süreci sizi bekler. Saç ekimi süresince çeşitli dinlenme araları ile hastayı yormayan bir işlem planlanır.
Saç nakli işlemi; yaklaşık olarak santimetre kareye 30 kök düşecek şekilde planlanır. Bu miktardaki saç ekimi bir seferde yapılabileceği gibi, saçsız alan geniş ise 2 seansta da planlanabilir. Ekilecek greft sayısı muayene sonrası kişiye göre belirlenir. Küçük bir skar (iz) dokusuna 100 greft ekilebileceği gibi, saçların dökülmesi ile açılmış alana 3000-3500 greft bir seansta ekilebilir.

Saç ekimi kimlere uygulanabilir?
Saç ekiminde bir yaş sınırı yoktur. Estetik amaçla saç ekimi yaptırmak isteyen ve muayene sonrası uygun görülen herkes ekim yaptırabilir. Androjenik saç dökülmesi erkeklerde genellikle 20′li yaşların sonu ve 30′lu yaşların başları gibi kademeli olarak fronto-temporal bölgeden başlar, 40′lı yaşlara gelindiğinde ise saçların dökülme hızı yavaşlar. Dolayısı ile; 20’li yaşlarda yapılacak plan ile ileri yaşlardaki farklıdır ve dökülmenin erken aşamalarında ve sonrasında FUE tekniği ile ekim planlanabilir.

Saç ekimi işlemi sırasında ağrı ve acı hissedilir mi?
Saç ekimi özel olarak hazırlanmış ameliyathanelerde, lokal anestezi ile yapılan bir işlemdir. Anestezik iğnelerle saçlı deri uyuşturulur ve hasta ağrı duymaz. Saç nakli invazif yani girişimsel bir işlemdir. Bundan dolayı tamamen steril şartlarda gerçekleşmelidir. Operasyon kısa da olsa steril şartlara uyulmalıdır. Ayrıca uygulanan lokal anestezi sırasında nadiren de olsa oluşabilecek komplikasyonlara karşı hastane koşullarının bulunması gerekmektedir. Bu işlemin hastane ortamında, özel ekim ameliyathanelerinde ve uzman ekiplere yaptırılması önemlidir.

FUE Yönteminin avantajları nelerdir?
FUE (foliküler ünite extraksiyonu) ;saç köklerinin donör alandan tek tek özel yapılmış aletler yardımı ile alınması işlemidir. Kesi ya da dikiş olmamasından dolayı iyileşme ve sosyal hayata dönüş daha hızlı olur ve sonuçta FUE yönteminin en önemli avantajı iz bırakmaması olarak karşımıza çıkar.
Saç ekiminde estetik açıdan bazı konulara dikkat edilmelidir. Ön hat çizgisinin doğru planlanması, kanal aralıklarının yeterli sıklıkta ve derinlikte açılması, nakledilen saçın açısının doğru verilmesi önemlidir. Bu sonuçlara estetik ve sağlıkla ulaşmak için, steril, donanımlı hastane kliniklerini ve deneyimli ekiplerce saç analizleri sonrasında yapılacak planlamalar tercih edilmelidir.

Saç Ekimi Sonrasında Bakım Nasıl Olmalıdır?
Saç ekimi işleminden 3 gün sonra yapılan ilk yıkama kliniğimizde kontrol altında yapılır. Hasta ilk kontrolden sonra 10 gün özenli bir şekilde başını yıkamaya devam eder. Bu dönemden sonra yapılacak özel bir bakım yoktur. Ancak ekimden 1 ay sonra başlanması önerilen saç mezoterapisi ile saçlarınızın daha erken ve sık uzamalarını sağlayabiliriz.
Normal şartlarda ikinci haftadan sonra ekilen saçlar dökülme süreci yaşar ve 3 ay sonrasında yeni saç telleri uzamaya başlar. Yaklaşık 9 ay sonra sık ve estetik saçlara kavuşmak mümkündür.

KİŞİLİK TİPLERİNE GÖRE BESLENME

24 Nisan 2013 HABERmedical  
Kategori: SAĞLIK

Bu güne kadar yapılan birçok bilimsel araştırmanın sonucuna göre; kişilerin genel karakteristik özelliklerine göre çeşitli kişilik tipleri oluşturulmuştur. Aslında kişinin beslenmesi, diyete uyumu ve zayıflama konusundaki fikirleri de bu kişilik özelliklerine göre farklılık göstermektedir. Peki kişilik tiplerine göre sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirme ve diyete uyum nasıl farklılık gösterebilir?

En çok yapılan kişilik sınıflandırması A ve B tipi kişiliktir.

A tipi kişilik; genelde hırslı, sabırsız özellikler sergilemek ile birlikte başarıyı sayı ile ölçümleme özelliğine sahiptirler. Rekabetçi ve kendilerini sürekli baskı altında hisseden kişilerdir. Bu tip kişilik özellikleri sergileyen kişilerin zayıflama ve diyet yolculuğunda karşılaşabilecekleri engeller ise şunlardır:

- Hırslı ve sabırsız olduklarından ötürü hızlı kilo verme telaşı yaşayabilir, buna bağlı olarak olumsuz sağlık sonucu doğurabilecek yanlış diyetler uygulayabilirler. Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlıklı kilo kaybını haftalık 0.5-1 kg arasında tanımladığı unutulmamalıdır.

- Rekabeti sevdiklerinden ötürü, arkadaş grubu veya aile fertleri ile diyet yapmaları uygun olmayabilir. Başarısız oldukları haftalarda rekabetçi özelliklerinden ötürü motivasyonlarını yitirebilirler.

- Başarıyı sayıyla ölçtüklerinden ötürü, kilo vermeleri yavaşladığında sıkılabilir ve pes edebilirler. Bu nedenle gerçekçi ve ulaşılabilir kilo kayıp hedefleri belirlemeleri gerekir.

B tipi kişilik; sakin, sabırlı ve rekabetçi yapıda olmayan özelliklere sahiptir. Telaşlı değillerdir ve kendilerini baskı altında hissetmezler. Bu kişilik özellikleri sebebi ile; kilo vermelerinin yavaşladığı dönemlerde çözüm üretmeye yönelik hareket edebilir, zayıflamanın bir süreç olduğunu kabul ederek, A tipi kişilik özelliklerine sahip kişilere göre uzun zamanda daha büyük başarılar elde edebilirler.

Littauer ve Littauer’in 1998’de yaptıkları sınıflandırmaya göre, 4 çeşit kişilik tipi vardır.

Popüler optimistler; genelde göz önünde bulunan, bulundukları ortamda dikkat çeken, genelde yüksek sesle konuşan ve beden dilini iyi kullanan kişilerdir. Sohbeti çok severler. Bu tip kişilik özelliklerine sahip kişilerin, zayıflama yolculuğunda veya diyet yaparken en çok zorlanacakları alan, sosyal çevreleri ile yemeğe çıktıkları zamanlar olabilir. Genelde dışarıda olmayı sevdiklerinden, diyetlerini dış çevrede yenen yemeklere adapte etmekte güçlük çekebilirler. Bu nedenle popüler optimistler diyet yaparken, mutlaka sosyal yaşamlarını bu sürece adapte etmeye çalışmalıdır. Gidecekleri restoranın menüsünü önceden inceleme, alkollü içecek tüketilecek organizasyonların bir süre için sayısını azaltma veya kaçamak yapılan günlere göre düzenli egzersiz yapmaya başlamak gibi çözümler üretmeleri uygun olacaktır.

Mükemmelliyetçi melankolikler; tertipli, düzenli, her şeyin mükemmel olmasını isteyen, zarif ve kusursuz olmaya çalışan kişilerdir. Diyet sürecinde ya hep ya hiç gibi bir yaklaşım izleyebileceklerinden ötürü diyet uygularken yapabilecekleri en ufak bir hata veya diyetten sapma durumu, uyguladıkları programın tamamını bırakmalarına sebep olarak zayıflama sürecini sekteye uğratabilir. Mükemmelliyetçi melankolikler; diyet sürecinin içinde oluşabilecek kaçamaklara veya bozulmalara karşı motivasyonlarını yüksek tutmalı, ve kaçamaklar ile moral bozmak yerine kaldıkları yerden diyet süreçlerine devam etmeyi öğrenmelidirler.

Başka bir sınıflandırma da; içe dönüklük ve dışa dönüklük olarak tanımlanır.

İçe dönük kişilerin kilo verme sürecinde iç motivasyonlarını sürekli yüksek tutmaları gerekir. Amaç, basamaklara ayrılmalıdır ve her basamak çıkıldığında kişi kendisine ödül vermelidir.

Dışa dönük kişilerde ise dış motivasyon daha çok önem taşır. Bu kişiler, kilo vermeye başladıktan sonra en çok motivasyonlarını yitirdikleri zaman, çevresindeki kişilerin “çok güzel olmuşsun” “bu kadar yeter, daha kilo verme” gibi tepkileridir. Bu tepkiler, dışa dönük kişide her şeyin yoluna girdiği düşüncesini oluşturur ve bu da nihai amaca ulaşılmasını engelleyebilir. Bu nedenle dışa dönük kişilerin, gerekirse yakın çevrelerini olumlu veya olumsuz yorumlarda bulunmamaları konusunda uyarmaları gerekebilir.